Dedemin İnsanları ve Memleket Halleri

00:004/12/2011, Pazar
G: 5/09/2019, Perşembe
Sema Karabıyık

Babam ve Oğlum''dan yadigar güldürdü mü ağlattı mı sorusu en çok Çağan Irmak filmleri söz konusu olduğunda dillendirilir. Hem ağlattı hem güldürdü cevabı da. Senaryonun matematiği yanında hikaye anlatırkenki samimiyeti seyirciyi bu duygulara iten.Vizyona girdiği ilk gün ilk seans, hakkında hiç yorum okumadan seyrettim Dedemin İnsanları''nı. Çağan Irmak''ın kendi hayatından bir kesit anlatacağını, dedesini anlattığını biliyordum yalnızca. Her romanın okuyucusu tarafından tekrar ve tekrar yazılması

Babam ve Oğlum''dan yadigar güldürdü mü ağlattı mı sorusu en çok Çağan Irmak filmleri söz konusu olduğunda dillendirilir. Hem ağlattı hem güldürdü cevabı da. Senaryonun matematiği yanında hikaye anlatırkenki samimiyeti seyirciyi bu duygulara iten.

Vizyona girdiği ilk gün ilk seans, hakkında hiç yorum okumadan seyrettim Dedemin İnsanları''nı. Çağan Irmak''ın kendi hayatından bir kesit anlatacağını, dedesini anlattığını biliyordum yalnızca. Her romanın okuyucusu tarafından tekrar ve tekrar yazılması gibi filmlerin de seyir esnasında tekrar çekildiğini düşünürüm seyirci tarafından. Sayfalarca yorum, kritik okumak hatta film hakkında duyulan bir cümle engeldir yeniden çekime.

1980 yılında kim olduğunu nereye ait olduğunu bilemeyen Ozan''ın Türküm hem de herkesten daha çok Türküm hırçınlığıyla yaşadığı kimlik krizi. Mehmet dedenin torunuyla aynı yaşlarda yaşadığı mübadele zamanlarını seyrederken keşke o dönemi daha uzun anlatsaymış arzusunu sessiz kelimelere döken görüntüleriyle tarihi bir dram anlatılan.

İnsanın içini aydınlatan bir film Dedemin İnsanları. Yıllar önce Türk tohumu diye doğduğu topraklardan zorunlu göçe zorlanan, geldiği topraklarda Yunan tohumu diye dışlanan Mehmet dedenin torununun verdiği kimlik mücadelesi. Dışlanmamak öteki damgasını silip atmak adına ötekinin yaşadığı mahalleye yapılan baskın, taşlanan camlar. Öteki olmaktan kurtuluş ötekini ezmekten geçiyor söz konusu çocukların dünyası olsa da. Bir çocuğun içindeki karanlığa düşmesi ve o karanlıkta yolunu kaybetmesi tek bir kelimeyle mümkün olabiliyor.

Çağan Irmak çocuk gözüyle anlatırken çok başarılı. Çocuk bakış açısını kaybettiği, bu konuda düşüncelerimi söylemeliyim telaşına düştüğü noktalarda didaktik olmaktan kurtulamıyor. Ki bunu da ziyadesiyle 12 Eylül ertesi darbeyi eleştirirken yapıyor.

İnsanı hırçın yapan yaşadıkları mı yoksa yaşadıklarına bakış açısı mı sorusunu sordum filmi izlerken. Acılar içinde mecburiyetten terk edilen topraklar. Turist olarak bile gidememek doğduğun topraklara. Her niyetlenmenin memleket halleri sebebiyle kesintiye uğraması. Ama insanın neşesini kaybetmemesi, iyimser olması, acılarını anlatırken intikam hesaplaşma hislerinin güdümüne girmemeyi başarması.

Mehmet dede gündüzleri bir yere giderken dükkanını kilitlemiyor hatta kapısını dahi kapatmıyor. Neden sorusuna verdiği cevap müşteriye ve komşu esnafa ayıp olur, onlara güvenmiyormuş gibi. Satış yaparken kumaşı kolonyayı biraz fazla vermeye özen gösteren bir esnaf hak geçmesin diye. Ve bir adet kefenlikten ücret almamak. Çok ilginç geldi hala devam ediyor mu sona erdiyse ne zaman ve neden sorusunun peşine düştüm.

Ozan''ın karne alması ile başlayan bir sonraki yıl karne almasıyla biten bir yıllık süreçte yaşananlar ve anlatılanlar; mübadele, Kıbrıs çıkarması, 27 Mayıs, 12 Eylül genişçe bir zaman dilimiyle mini bir Türkiye tarihi gibi. Çağan Irmak büyümenin filmi diye tanımlamış. O mezar sahnesinde diyor ya şimdiler olsa travma derlerdi biz yaşamamız gereken ne varsa hepsini yaşadık, toslamamız gereken her şeye tosladık.

Bugün yaşadıklarımız geçmişte yaşadıklarımızın tosladıklarımızın yansıması. Azınlık olmak, kimlik krizi, dışlanma, ötekileştirme. Azınlığın bir parçası olmamak adına çoğunluğa dahil olmaya çabalayanlara ayna tutuyor Çağan Irmak.

Kendine, kendi insanına yabancılaşmadan, duygu sömürüsü yapmadan, duygulu, duyarlı, naif bir bakış açısıyla soruyor: siz bu ayrımın neresindesiniz? Filmde seyretmeye doyamadığınız, övgüler düzdüğünüz Tahsin''i gerçek hayatta ne kadar seviyorsunuz?