
Dizi sektörü çıkmaza girdikçe dönem dizilerinin sayısında artış görülmesinin bir açıklaması olmalı. Hikaye tükendikçe geçmişe mi sığınır insan? Dönem dizisi yapmayı nostalji kavramıyla açıklamak yeterli olsaydı, belki. Geçmişteki mutlu bir ana duyulan özlem olarak tanımlanan nostalji kavramına paralel hikayeler anlatılsaydı dönem dizilerinde, belki. Ağır bir dram, ihanet, intikam, entrika, paramparça olan aile hikayeleri değil herhalde geçmişe duyulan özlem. Geçmişte nasıl sıkı aile bağları vardı da değil, çünkü dönem dizilerinde anlatılan aile hikayesi değil bireysel hikayeler.
Geçmişi kaybettik, bugüne inanmıyoruz, geleceğe dair edecek tek bir cümlemiz yok. Geçmiş sadece yaşanan büyük olaylarla varlığını sürdürüyor, yaşanan darbeler hikayeye fon yapıldığı için sanki anlatılan geçmiş gibi algılanıyor. Kimse kendini yaşadıklarını o anlatılan hikayeye yakın hissetmiyor, ama atmosfer gerçeğe yakın olduğundan başkaları demek yaşamış böyle şeyler diye kabul ediyor nihayetinde.
Geçmişe dair anlatılan hep aynı hikayeyken bugüne dair tam bir inançsızlık söz konusu. Sektöre yeni fikirlerin girişi kolay olmadığından; mevcutların anlatacak hikayesi tükendiğinden; yenilenme için kendilerine zaman tanımamalarından kaynaklanan bir tükenmişlik sendromu neticesi, klişenin klişesi hikayeler anlatılmaya çalışılıyor. Seyircinin gösterdiği bıkkınlık reyting listelerinde kabus gibi üzerlerine çökünce yeni seyirci paneli kaliteden anlamıyor şarkısı söyleniyor. Devir değişti seyirci değişti. Dizilerin de değişmesini gelişmesini en azından bir yerinden kendini yakalamasını bekliyor seyirci.
Bazıları suyun içinde yavaş yavaş kaynayan kurbağa misali tepkisizliğe mahkum ekran önünde zaman geçiriyor. Orjinal senaryolarda olmayan teknolojinin uyarlama dizilerde kullanımına şahit olunca şaşırıyor, ama aile içi tuhaf ilişkileri yılların verdiği dezanformasyonun etkisiyle sorgulamadan kabul ediyor.
Seyredilen her dizinin bir yan etkisi olduğu inkar edilemez.
Amerikan uyarlaması bir dizi var ekranda, İntikam. Orijinali Revenge vasat bir Türk dizisi kıvamındaydı. Dizinin orijinalinde iki tane eşcinsel karakter var. Biri Emre"nin Harvard"dan oda arkadaşıydı. Kabul görmez RTÜK arıza çıkarır endişesiyle bu karakterin cinsiyeti değiştirildi İntikam"da, böylece bir taşla iki kuş vuruldu. Değiştirilmesi normaldi ama dönüştürüldüğü karakter de masum kabul edilebilir bir karakter değil aslında. Suyun içinde kaynayan kurbağa misali bu konuda zaman içinde tepkiler refleskler yok olduğu için bırakın tepki vermeyi algılamıyor bile seyirci artık.
Bir sahnede üzerine basılarak ifade edildiği üzere soyadı Arsoy olmayan, aileden olmadığı vurgulanan Sedef dört yaşından beri o evde yaşamakta. Evin gerçek kızıyla iletişimine şahit olunmadığından nasıl bir geçmiş nasıl bir iletişim olduğu muallakta, sadece Emre"nin kızkardeş kontenjanından yaklaştığının altı çiziliyor, çünkü senaryonun o detaya ihtiyacı var. Yeni ailesine Şahika Hanım Haldun Bey diye hitap etme mecburiyetinde bırakılmasının Sedef"de nasıl bir hasar yaptığının derdinde değil senarist. Eşcinsel karakteri kamufle etmesi, orijinalindeki eylemlerini gerçekleştirmesi yeterli.
Dizilerde defalarca kullanılan, zaman içinde normalliği kabul edilen, artık tepki çekmeyen bir hikayeyle senaryoya monte edildi Sedef. Yıllardır kardeşlerin aynı kişiye aşık olmasına, birbirinden nefret etmesine alıştırılan seyirci; birlikte büyüyen ama ailenin bir ferdi olmasına müsade edilmeyen Sedef"in evin oğluna hisler beslemesini tuzağa düşürmesini yadırgamıyor. Yadırgaması bir tarafa dikkat dahi çekmiyor. Çünkü kurbağa suyun içine atıldığında su soğuktu ve yavaş yavaş kaynadı, artık sıcaklığı hissetmiyor. Ölüyor kurbağa ama farkında değil.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.