
Takvimlere göre sonbahar başlamış olmasına rağmen, 1982’nin 14 Eylül günü Beyrut’ta yazı aratmayan bir hava vardı. Kavurucu öğlen sıcağına rağmen, Eşrefiye semtinde bulunan Ketâib Partisi’nin merkez binasında bir hareketlilik yaşanıyordu. 23 Ağustos’ta Meclis’te düzenlenen oturumda cumhurbaşkanlığına seçilen parti lideri Beşir Cumeyyil, yemin ederek resmen görevi devralmasına dokuz gün kala, partili arkadaşlarıyla bir araya gelmek istemişti. Henüz 34 yaşında olan Cumeyyil, yedi yıldır devam eden iç savaşta aktif şekilde çatışmalarda yer alan Hıristiyan bir milis birliğinin de (Falanjistler) başkanlığını yürütüyordu. Cumhurbaşkanlığıyla hem partisine hem de askerlerine veda edecek olsa da, Lübnan’ın içinden geçtiği o bilinmezliklerle dolu dönemde, bunun tam anlamıyla mümkün olmayacağı ortadaydı.
Üç katlı parti binasının en üst katındaki büyük toplantı salonunda herkes yerini aldıktan kısa bir süre sonra, saat tam 14.10’da gürültüsü bütün Eşrefiye’yi sarsan bir patlama, binayı enkaza çevirdi. Çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı Cumeyyil’i ortadan kaldırmaya ayarlanmış bomba düzeneği, hedefini tam yerinde ve zamanında vurmuştu.
Marunî Katolik Hıristiyan bir ailenin çocuğu olan Beşir Cumeyyil, gençliğinden itibaren siyasi mücadelenin içinde yer almıştı. Babası Pierre Cumeyyil tarafından kurulan ve liderliği daha sonra kendisine intikal eden Ketâib Partisi, Lübnan’ın diğer Arap ülkelerinden ayrı bir çizgide ve Batı’yla entegre halde varlığını sürdürmesini savunuyordu. 1970’lerde Ürdün’den sürgün edilen Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) mensuplarının Lübnan’a ve başkent Beyrut’a yerleşmeye başlamasına karşı çıkan Cumeyyil’ler, 1975’te iç savaşın patlak vermesiyle, FKÖ ve diğer Filistinli fraksiyonlara cephe aldılar.
Genç yaşına rağmen siyasi hırsları hudutsuz olan Beşir Cumeyyil, FKÖ’nün Lübnan’daki varlığına son verebilmek için İsrail’le işbirliği yapmaktan geri durmadı. Filistinliler tarafından Lübnan topraklarından İsrail’e düzenlenen bazı eylemleri bahane eden İsrail ordusunun Lübnan topraklarına fiili müdahalesi, Cumeyyil tarafından açıktan desteklendi. Savunma Bakanı Ariel Şaron’un emriyle, 1982’nin ağustos ayında başkent Beyrut’u kuşatan İsrail ordusu, Cumeyyil’in emrindeki milislerden aktif destek gördü. İsrail’in hedefinde, FKÖ’nün merkez karargâhının bulunduğu Batı Beyrut vardı. Bu bölgede aynı zamanda, Sabra ve Şatilla isimli iki büyük Filistinli mülteci kampı da yer alıyordu. FKÖ’nün ve destekçisi Filistinlilerin dağıtılması, Cumeyyil ve taraftarlarının zaten arzuladığı bir durumdu.
ABD’nin önce izin vererek seyredip, sonrasında müdahale ederek sonlandırdığı İsrail’in Beyrut kuşatması eylül başında hafiflemişti. Yapılan anlaşma uyarınca FKÖ Lideri Yaser Arafat ve diğer yönetici kadro Lübnan’ı terk edecek, Filistinli mülteciler ve diğer siviller de uluslararası toplumun himayesinde bulunacaktı.
İsrail Başbakanı Menahem Begin’den Lübnan’daki eylemleri için sınırsız izin ve yetki alan Savunma Bakanı Şaron’un birinci hedefi FKÖ’yü etkisiz hale getirmek, ikinci hedefiyse Lübnan’da İsrail’e sadık bir kukla hükümet oluşturmaktı. Fransızların 1930’larda kurduğu siyasal sistem uyarınca, cumhurbaşkanı Marunî Hıristiyanlar arasından seçilmek durumunda olduğundan, en güçlü aday da Beşir Cumeyyil’di. İsrail’le iç savaştan önce temas kuran Cumeyyil, elinde silahlı bir güç de bulunduğundan, Lübnan denkleminde İsrail açısından en ideal seçenek gibiydi.
Eylülün ilk yarısında, Şaron’un iki hedefi de gerçekleşmiş görünüyordu. FKÖ kadroları Beyrut’tan ayrılmış, Cumeyyil de kuşatma sırasında düzenlenen oldu-bitti seçimiyle cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtulmuştu. İsrail açısından, “Lübnan tamam” denecek bir noktaya gelinmişti. Tam bu atmosferde, 14 Eylül 1982 Salı günü gerçekleştirilen bombalı saldırıda Beşir Cumeyyil’in hayatını kaybetmesi, pişmiş aşa su katan bir gelişmeydi.
Bombalı saldırının hemen ardından, İsrail ordu birlikleri Sabra ve Şatilla kamplarını yeniden kuşatma altına aldı. Giriş çıkışlar tamamen engellendi. Ariel Şaron’un izniyle 16 Eylül gecesi kamplara baskın yapan silahlı Falanjist milisler, Cumeyyil suikastının rövanşı olarak, 3 bin 500’e yakın Filistinli ve Lübnanlı sivili katletti. Öldürülenlerin çoğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşuyordu. Eli silah tutan erkekler, kamp dışında cephede ve çatışmalardaydılar. Cumeyyil suikastını Filistinlilerin düzenlediğine dair hiçbir kanıt olmasa da, Falanjistler öçlerini sivillerden almayı seçmişti.
Savunma Bakanı Ariel Şaron, 1983’te İsrail’de kurulan Kahan Komisyonu’nun kendisini suçlu bulması nedeniyle bakanlıktan azledildi. Ancak daha sonra dışişleri bakanı ve başbakan oldu, komaya girdiği 2006’ya kadar Filistinlilere yönelik düşmanca eylemlerini sürdürdü. Sabra ve Şatilla’nın Falanjist failleri, şimdiye kadar hiçbir şekilde suçlanmadı, yargılanmadı ve cezalandırılmadı. Lübnan’daki o ünlü “hassas dengeler”, Hıristiyanların ateşe atılmasına rıza göstermeyecek kadar inceydi çünkü. Ancak 3 bin 500 Müslüman kurbanın ailesi ve yakınları, bu dengelerin hassaslığından faydalanacak kadar şanslı ve nasipli değildi.
Sabra ve Şatilla’nın kendisi ise, İslâm dünyasının yakın tarihindeki birçok katliam ve acı gibi, açık bir yara halinde ortada duruyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.