Tam adıyla
babası Refik Hariri’nin 14 Şubat 2005’te Beyrut’ta bombalı bir suikasta kurban gitmesinin ardından onun siyasî mirasını devralmış,
2009-2011 ve 2016-2020 yılları arasında başbakanlık görevini yürütmüştü.
Dışarıdan Suudilerin tesiri ve tazyiki altında bulunan Hariri, içeride de İran ve Hizbullah’ın katı defansıyla karşılaşmıştı. Saad Hariri’nin iktidar süreçleri, denkleme Fransa’nın da dâhil olmasıyla tümüyle kaotik bir hale gelmiş, genç politikacı nihayet hiç kimseyi memnun etmeyi başaramamıştı.
Hariri’nin ikinci başbakanlık dönemi, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da yaşanan bir olayla da gölgelenmişti:
2017’nin kasımında Riyad’ı ziyareti sırasında, birden bire televizyon kameralarının karşısına geçerek görevinden istifa ettiğini açıklayan
Hariri, kararında İran ve Hizbullah’ın Lübnan’a yönelik
ağır baskının etkili olduğunu
Ancak kısa süre sonra, Saad Hariri’nin söz konusu açıklamaya Suudiler tarafından zorlandığı, hatta cep telefonunun elinden alınarak kendisine fiilî darp uygulandığı ortaya çıkmıştı.
Lübnan’a dönmesine izin verildikten sonra istifasını geri çeken Hariri, “
Riyad’da tam olarak ne yaşandığının” gizli kalacağını söyleyerek, konuyla ilgili iddiaları da adeta tümüyle doğrulamıştı.