1958’de Irak’taki Hâşimî monarşisi kanlı bir darbeyle devrildikten sonra Irak’ın içine yuvarlandığı kaos
sırasında… 1962’de Mısır ve Suudi Arabistan, Yemen topraklarında yıkıcı bir savaşa tutuşurken… 1
967’de İsrail komşularının en stratejik topraklarını işgal ederek sınırlarını 3,5 kat büyüttüğünde…
1975’ten 1990’a kadar Lübnan’ı harabeye çeviren iç savaş boyunca…
1976’da Suriye ordusu Lübnan’ı fiilen işgale giriştiğinde…
1980’de İran’la Irak arasında sekiz yıllık bir savaş başladığında…
1982’de Suriye’de rejim eliyle gerçekleştirilen Hama Katliamı’nda…
Aynı yıl, İsrail işgal güçleri Lübnan’ın başkenti Beyrut’u kuşattığında…
Yine aynı yıl, Beyrut’taki Sabra-Şatilla kamplarında Hristiyan Falanjist teröristler Filistinli mültecileri kıyıma uğratırken…
1987’de Birinci İntifada patlak verdiğinde…
1990’da Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgali sırasında ve Körfez Savaşı’nda…
1991’de ordunun demokratik seçimlere müdahale etmesinin ardından Cezayir iç savaşa sürüklendiğinde…
2003’te Irak, ABD ve müttefikleri tarafından işgal edildiğinde…
2011’den sonra, “Arap Baharı” adı verilen bölgesel türbülans, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki bütün dengeleri yerinden oynattığında…
2014’ten günümüze devam etmekte olan ve İran’la Suudi Arabistan arasındaki hegemonya savaşının acısını sadece sivil halkın çektiği Yemen krizinde…
Velhasıl, yakın tarihte Arap dünyasını sarsan çok sayıda kriz ve problemde, Arap Birliği inisiyatif alamadı.
Birçok defa, yapabildiği şey sadece kınama açıklamaları yayınlamak oldu. Bu açıklamaları da, üye ülkeler bile ciddiye almadı.