Keşke olsaydı

04:002/09/2017, Cumartesi
G: 17/09/2019, Salı
Taha Kılınç

Haccın temel rüknü Arafat Vakfesi öncesinde, Hz. Peygamber’in sünneti olan hutbe bu yıl Suudi Arabistan Ulema Konseyi üyelerinden Saad Şatrî tarafından irat edildi. Kral Selman’ın özel direktifiyle görevlendirilen Şatrî, Nemire Mescidi’ndeki hutbesinde İslâm dünyasını ilgilendiren güncel meselelere değinerek, dikkat çekici açıklamalarda bulundu.Saad Şatrî, televizyonlardan canlı yayınlanan ve bu sayede bütün dünyada milyonlarca Müslüman tarafından izlenen hutbede Suriye, Filistin, Arakan, Keşmir

Haccın temel rüknü Arafat Vakfesi öncesinde, Hz. Peygamber’in sünneti olan hutbe bu yıl Suudi Arabistan Ulema Konseyi üyelerinden Saad Şatrî tarafından irat edildi. Kral Selman’ın özel direktifiyle görevlendirilen Şatrî, Nemire Mescidi’ndeki hutbesinde İslâm dünyasını ilgilendiren güncel meselelere değinerek, dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Saad Şatrî, televizyonlardan canlı yayınlanan ve bu sayede bütün dünyada milyonlarca Müslüman tarafından izlenen hutbede Suriye, Filistin, Arakan, Keşmir ve Doğu Türkistan gibi sancılı coğrafyaların içinde bulunduğu durumu veciz bir şekilde özetleyerek sözlerine başladı. Problemlerin ana sebebinin, Müslümanların birbiriyle uğraşması ve çatışması olduğunu kaydeden Şatrî, herkesin dilinde dolaşan “ümmet birliği”nin ancak Müslümanların kardeşçe bir araya gelmesiyle sağlanabileceğini kaydetti.


Buraya kadar dinleyenlere gayet ‘normal’ gelen hutbesinin devamında, Şatrî, Suudi Arabistan Krallığı tarafından önümüzdeki dönemde atılacak bazı somut adımlardan söz etti. Buna göre: Kral Selman’ın emriyle, gelecek yıldan itibaren haccın amacına uygun biçimde organize edilmesi için İslâm ülkeleri arasında ortak bir komisyon kurulacaktı. Bir danışma meclisi şeklinde çalışacak olan bu komisyona her ülke, kendi Müslüman nüfusu oranında üye verecek, böylece karar alma sürecinde denge sağlanacaktı. Ortak komisyonun çalışmaya başlamasının ardından, her yılın hac mevsiminde İslâm ülkelerinin temsilcileri, Suudi Arabistan Krallığı’nın misafiri olarak Mekke’de buluşacak, kendi bölgeleriyle ilgili temel meselelerin masaya yatırıldığı geniş çaplı bir toplantıya iştirak edecekti. Hac ibadeti, böylece, Müslümanların sorunlarının tartışıldığı ve çözüm yollarının arandığı yıllık bir istişareye de dönüşecekti.

Şatrî, Kral Selman tarafından alınan başka yeni kararları da İslâm dünyasına duyurdu: Mekke ve Medine’nin imarında ve inşasında, siyasi karar Suudi Arabistan Krallığı’na ait olmak üzere, İslâm ülkelerinin de katkısı memnuniyetle kabul edilecekti. Tıpkı haccın organizasyonunda olduğu gibi, Harameyn’in imar ve inşa süreçlerinin takibi için de bir ortak komisyon oluşturulacak, böylece Müslümanlar, Mekke ve Medine üzerinde gelecek yıllarda yapılacak fiziksel tasarruflarda söz sahibi olacaktı. Kral Selman, bunun karşılığında, İslâm dünyasındaki bütün ‘marka’ şehirlerin benzer komisyonların denetimine alınmasını, klâsik İslâm mimari ve sanatının deforme olmasının da bu şekilde önlenmesini şart koşuyordu.

Arafat’ta okunduğu için büyük önem taşıyan Şatrî’nin bu sürprizlerle dolu hutbesinin mesajı, Suudi basınında yer alan bazı manşet haberlerle daha da açıklığa kavuşturuldu. Ülkenin bütün büyük gazetelerinin küçük nüanslarla duyurduğuna göre, Kral Selman, Şatrî’nin sözünü ettiği adımları atmak için çoktan düğmeye basmıştı bile. Hac mevsimi sona erer ermez, komisyon üyelerinin belirlenmesi için İslâm İşbirliği Teşkilâtı bünyesinde çalışmalar başlayacaktı. Hedef, 2018 haccından önce komisyonların tam randımanlı biçimde işlemeye başlamasıydı. Böylece şimdiye kadar kaybedilen zamanın telafi edilmesi için de hızla yola çıkılacaktı.

***

Tüm bu anlattıklarım, elbette olmadı. Keşke olsaydı. Bir hac mevsimi daha, İslâm dünyasının hiçbir yarasına derman bulunamadan ve dünyanın dört bir yanından Mekke’ye toplanan iki milyon Müslümanın kucaklaşması sağlanamadan sona erip gidiyor. Katar kuşatmasından Kudüs krizine, Suriye ve Arakan’da dökülen kanlardan türlü iç çatışmalara, haccın yaratması gereken o sinerji ve güç birliği, henüz hiçbir problemimize bulaşabilmiş, erişebilmiş değil. Harcanan onca paraya, emeğe ve katlanılan büyük zahmete, yorgunluğa rağmen…

Sıklıkla “Müslümanların yıllık kongresi” olarak nitelenen hac ibadeti, beklenen verim ve semereden fersah fersah uzakta bugün. Organize ediliş biçiminden fiziksel şartlarına kadar, hacla ilgili birçok meselenin yeniden ve sakin kafayla düşünülmesi, tartışılması ve bu muazzam ibadetin, Müslümanlar için gerçek bir “senelik buluşma”ya dönüştürülmesi gerekiyor. Güncele temas etmesi kasten engellenen ve katılımcıların sadece ‘manevi haz’ alması hedeflenen bir hac uygulaması, ele alınış mantığı nedeniyle o manevi hazzın da istenen seviyeye ulaşamamasıyla sonuçlanacaktır. Günümüzde tecrübe edenlerin yaşadıkları gibi.

***

Klâsik İslâm imparatorlukları döneminde, ulaşım imkânlarının da gelişmemiş olması nedeniyle, hac ibadeti toplumların gündemini belirlemekten uzaktı. Mekke’ye varabilmek aylar süren meşakkatli bir yolculuk demekti, az sayıda şanslı Müslüman bu nasibe erişebiliyordu. Oysa artık günümüzde hac ve umre için Arabistan’a gidenlerin sayısını milyonlarla ifade ediyoruz.

Bu durum, hac ibadetinin fonksiyonunun, önümüzdeki yıllarda daha açık ve ciddi şekilde tartışılmasına yol açacaktır. Suudi Arabistan yönetimi, hac organizasyonunu “millî egemenlik” davası olarak görüp tartıştırmamakta şu anda titizlense de, gelecekte hac imtiyazını yitirebileceği siyasi-ekonomik açmazlara sürüklenebilir. Bu yüzden, yazımın girişinde ifade ettiğim ‘hayal’in gerçekleşmesi için, mantıklı ve sürdürülebilir bir çerçevede şimdiden çalışmaya başlamakta fayda var.

#İbadet
#Hac
#Arafat