
Yıllar önce Yemen’in başkenti Sanaa’da bir “Türk okulu”nu ziyaret etmiştim. Yirmili yaşlarda genç bir öğretmenle sınıfları gezerken, Yemenli çocuklara Türkçe öğrettiği atölyeye de sıra gelmişti. Tahtaya Fatih Camii çizilmişti, Fevzi Paşa Caddesi, Vatan Caddesi ve diğer belirgin mekânlar da işaretlenmişti. Arap çocuklara Türkçe öğreten bu genç öğretmen, belli ki bir yandan da İstanbul’a duyduğu hasreti dindirmeye çalışıyordu.
Türk okulu ifadesini tırnak içine alışımdan da tahmin edilebileceği gibi, -şimdiki meşhur adıyla- FETÖ’ye bağlı bir eğitim kurumuydu burası. Genç öğretmen, örgüt içindeki tayin usullerine uygun olarak, buraya kim bilir hangi dış görevinden sonra gönderilmişti. O zaman, “Bu çocuklara yazık oluyor, karın tokluğuna kendilerini kullandırıyorlar; durumun farkında da değiller” dediğimi hatırlıyorum. Çocukluk yıllarımdan beri, malum yapılanmayla ilgili fikirlerim aynı minvaldeydi zaten. Lise yıllarımıza denk gelen 28 Şubat süreci, bu düşüncemi daha da perçinlemişti.
Köylerinden-kasabalarından devşirilen saf Anadolu çocuklarının samimi çabalarının üstüne, yolun sonunda askeri darbeye bile dönüşecek şeytanî planlar bina edilmişti. Ülkenin en zeki ve birikimli çocuklarının harcanıp gittiği, potansiyellerinin dünyanın egemen sisteminin çarklarına meze yapıldığı, korkunç bir istismar düzeniydi bu aynı zamanda.
Geçtiğimiz cuma günü, Tunus’ta Maarif Vakfı tarafından açılan Türk okulunun kurdele kesme törenindeki konuşmaları dinlerken, aklımdan bunlar geçiyordu. İnsanların saf niyetlerinin sömürülmesi yoluyla semiren bir yapı, eğitim gibi hayati bir damardan girerek kişilerin, kurumların ve ülkelerin bünyelerine nüfuz etmişti. Yaratılan tahribat öylesine büyüktü ve oluşan “insan açığı” öylesine fazlaydı ki, bundan sonra gece-gündüz çalışmak ve yorulmadan gayret göstermek icap ediyordu.
Maarif Vakfı, işte tam da bu amaçla, “kâr amacı gütmeyen bir kamu vakfı” olarak geçtiğimiz yıl kuruldu. Özellikle yurtdışında FETÖ’ye bağlı okulların ıslahı ve yeniden yapılandırılması, Türkiye karşıtı zihniyetin bu toprakların kodlarıyla barışık bir bakışa tebdil edilmesi, bunun için gerekli kadroların yetiştirilmesi ve insan kaynağının temini, Anadolu irfanının dünyanın dört bir yanında temsil edilmesi, Maarif Vakfı’nın başlıca hedefleri.
Kuruluşunun üzerinden henüz sadece bir yıl geçmesine rağmen, Maarif Vakfı bünyesinde, dünyanın 18 ayrı ülkesinde 90 okul bulunuyor. Toplam 9 binden fazla öğrencinin eğitim gördüğü bu okullar, yerel kültürlerle ve değerlerle saygıya dayalı bir ilişki geliştirmiş. Eğitim alanında Türkiye Cumhuriyeti’ni en üst düzeyde temsil ettiği için, Maarif Vakfı’nın yurtdışındaki etkinliği de günden güne artıyor. Çeşitli ülkelerle imzalanan resmi protokol sayısı 23’e ulaşırken, 68 ülkeyle de Türk okulu açılması ya da mevcut okulların vakfa devri konusunda temas sağlanmış.
Nazik davetiyle Tunus’taki okulun açılışında bulunmamı sağlayan Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün Hocam, bana bu bilgileri bizzat verirken, dur-durak bilmeden sürdürdükleri faaliyetleri de heyecanla anlattı. “Yapılacak iş çok, ama şimdiye kadar oldukça iyi bir mesafe kaydettik” diyen Birol Hoca’ya göre, Maarif Vakfı’nın devreye girmesiyle birlikte Türkiye’nin yurtdışındaki imajına sunulan pozitif katkı daha da artacak.
Yine Tunus’ta kendisiyle uzun uzun sohbet etme imkânı bulduğum Maarif Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Türkben Hocam’la da gündemimiz, “yapılacak işler”in çokluğuydu. Okullar açmak ya da devralmak, belki işin en kolay yanıydı. Önümüzde duran asıl vazife, nitelikli insan yetiştirerek, eğitim davasını nesiller boyunca aktarılacak güçlü bir mirasa dönüştürmekti. Malum yapılanmanın, bu ülkenin potansiyelini kendi emelleri için heba etmesinin açtığı dinî, siyasal, toplumsal ve psikolojik yaraları tedavi etmeye çabalarken, eğitim sahasında onların ortaya koyduğu başarı eşiğinin çok ötesine geçmek gerekiyordu. Bunu yapabilmenin tek yolu da, kendisini eğitime adamış, derinlikli ve geniş ufuklu nesillerin yetiştirilmesiydi.
Maarif Vakfı’nın yapmaya çalıştığı şeye dair düşünürken, şu nokta da ister istemez karşımıza çıkıyor: Eğitime yatırım, sonuçları şimdiden ve bugünden görünmeyecek kadar uzun soluklu bir çaba demek aynı zamanda. Attığınız tohumun ağaca dönüştüğünü görmek için hem her adımını yakından izlemek hem de yolun sonuna kadar sabretmeyi bilmeniz gerekiyor. Eğitim alanında hormonlu büyüme hayır getirmeyeceği gibi, meyveyi bir an önce görmek için sabırsızlık göstermek de fayda sağlamıyor.
Maarif Vakfı, bu anlamda, geleceğimize yönelik olarak atmamız gereken adımlar noktasında çok ciddi bir imkân anlamına geliyor. Bugün sabırla, sebatla, sevgiyle ve ilgiyle saçılan tohumların ağaca dönüştüğünü ve meyveye durduğunu muhtemelen gelecek nesiller görecek. Günümüzün sıcak politik meselelerinin bizi sabırsızlığa sevk etmesine izin vermeden, stratejik bir planlama dâhilinde, ‘insan’ yetiştirmeye odaklanırsak, karşımızdaki dünyayla aradaki farkı kapatma noktasında da ümitlenebiliriz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.