
İslâm coğrafyasının herhangi bir noktasına yolculuk ettiyseniz, Türkiye’den geliyor olmanın size ne büyük imtiyazlar kazandırdığını mutlaka hissetmiş ve yaşamışsınızdır. Bir taksici sizden para almamıştır mesela, bir camide imamlık veya müezzinlik vazifesi size havale edilmiştir, insanların sizinle sohbet ve muhabbet etmek için adeta yarıştığını görmüşsünüzdür, bazen dünyanın en ücra köşelerinde Türkiye’de yaşananları heyecanla ve umutla takip eden nice insanla tanışmışsınızdır…
Türkiye’ye duyulan bu içten muhabbetin ve ilginin temel sebebi, ta Osmanlı İmparatorluğu döneminden bugüne -biz farkında olsak da olmasak da- omuzlarımızda yüklü halde duran o misyondur: Adalet, huzur ve güven dağıtmak. Sadece vaktiyle Osmanlı’nın egemen olduğu topraklarda değil, İslâm dünyasının birbirinden çok farklı köşelerinde de hissedilen ve bize emanet edilen bir misyondur bu. Hatta bu beklentiler bazen öylesine büyür ve devleşir ki, bizim takatimizi ve gayretlerimizi de aşar; muhataplarımızın dünyasında en merkezî noktaya oturup yerleşir.
Bugünkü modern Ortadoğu’yu dört ayağı olan bir masaya benzetirsek, Türkiye, bu ayaklardan biridir. (Diğerleri de İran, Mısır ve Hicaz/ Arabistan’dır.) Ancak Türkiye, kendisinden ibaret değildir. Balkanlardan Afrika’ya, Asya’dan Avrupa’ya, Türkiye’yi aşan bir başka Türkiye daha vardır. Tarihiyle, coğrafyasıyla, misyonuyla, tarihten bugüne taşıdıklarıyla, bugün sahip olduklarıyla ve istikbale vadettikleriyle, Türkiye’nin dünya denklemindeki konumu eşsizdir.
Hadiselerin gidişatına ve uluslararası ilişkilerdeki iç içe geçmiş denklemlere dikkatle baktığımızda, Türkiye’nin dünyanın bütün ülkeleri için ehemmiyeti giderek artan, vazgeçilmez bir ortak olduğu daha iyi anlaşılır. Türkiye’yi devre dışı bırakarak veya oyundan dışlayarak hiçbir meselenin çözülemeyeceği bugün tümüyle anlaşılmış durumdadır. Türkiye bazı durumlarda kilit ülke, bazı durumlarda arabulucu, bazı durumlarda da hakemdir. Yaşanan herhangi global bir krizde, tarafların tümüyle görüşebilen sayılı ülkelerden biri olan Türkiye, çözüm aşamalarında da muhakkak fikrine başvurulan bir mercidir. Meselelere duygularıyla değil, tamamen mantığıyla ve nesnel veriler üzerinden bakabilen herkes, Türkiye’nin rolünü bütün çıplaklığıyla görecektir.
Ancak bu durum, bir övünme veya hamaset malzemesi olmak yerine, bizi, o misyonu hak etmek ve dünyanın çeşitli coğrafyalarındaki mazlumların dertlerine derman olmak için daha fazla çalışmaya sevk etmelidir. Dünyadaki neredeyse hiçbir millete ve devlete nasip olmayacak bir hüsnükabule mazhar olan Türkiye ve Türk milleti, beklenen ve özlenendir.
Kendisinden umulan ve ümit edilen şeyler öylesine büyüktür ki,
devletin hiçbir kurumunun ve milletin hiçbir ferdinin bir an bile durmaya, tökezlemeye, gereksiz kavga ve polemiklerle vakit öldürmeye hakkı yoktur.
Bugünkü sosyoloji dikkate alındığında, Türkiye’nin gelecekteki en ağır imtihanlarından biri, söz konusu misyonu üstlenmeye niyetli ve istekli nesillerle Türkiye’yi tamamen kendi iç kavgalarına hapsetmek isteyenler arasında yaşanacak gerilimlerdir. Aslında son yüz yıllık tarihimiz de büyük oranda bu tür gerilim ve kavgalarla geçmiştir; ancak bundan sonraki çatışmaların çok daha derin olacağı anlaşılmaktadır. Zira Türkiye toparlanamasın ve etkin bir ülke haline gelemesin diye, bilhassa ülke içi dengeleri hedef alan çevrelerin faaliyetlerini yoğunlaştırdığı görülmektedir. Fay hatlarının hareketlendirilmesi ve fuzuli kavgalarla nesillerin esas hedeften saptırılması, söz konusu çevrelerin en temel yol haritası durumundadır.
Yapılacak şey bellidir: Bu diyardan gidilmeyecek, bu deve illa güdülecektir. Türkiye misyonunu gerçekten önemseyen herkes için, bundan başka çıkış yolu yoktur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.