
Bu hafta içi Van-Bitlis-Siirt havalisinde yoğun tempolu bir seyahatteydim. 2007-2008 kışında askerliğimi Bitlis’te yaptığım için, hem hatıralarımı tazelemiş oldum hem de Tatvan’da doktorluk vazifesine devam eden Talha Karadoğan kardeşime verdiğim ziyaret sözümü tuttum. Van Kalesi’nde başlayıp Tatvan ve Bitlis’e uzanan, ardından Siirt ve Tillo’dan Saîd Nursî’nin doğum yeri olan Nurs köyüne doğru devam eden, nihayet Doğubayazıt’taki İshak Paşa Sarayı’nda son bulan gezimizin benim için en heyecan verici ayaklarından biri, Van’ın Erciş ilçesine bağlı Ulupamir köyüydü.
Ulupamir, etrafındaki yerleşim birimlerinin hiçbirine benzemiyor. Zira burada yaşayan nüfusun tamamı Kırgız Türkü. Muhteşem bir tabiatın eşlik ettiği kıvrım kıvrım yolları kat ederek ulaştığımız Ulupamir, daha ilk adımdan itibaren farklı atmosferiyle insanı kendisine çekiyor.
Yüzyılların ötesinden taşıyıp getirdikleri kültür ve geleneklerini hâlâ canlı biçimde yaşayan ve yaşatan Kırgızların, Van’ın bir köyüne gelip yerleşmelerinin hikâyesi ta 1916 yılına dayanıyor. Büyük zorluklarla ve zaman zaman acılarla dolu olan bu serüvenin ana duraklarını şöyle özetlemek mümkün:
Birinci Dünya Savaşı patlak verince, Çarlık Rusyası, savaşın çok çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için Orta Asya’daki Müslüman halkların yaşadığı bölgelere yönelmiş. Yaşı tutanları zorla askere alan Rus yönetimi, Müslümanların elinde ne varsa hepsini gasp etmeye kalkışmış. Maruz kaldıkları baskıyı sindiremeyen Kırgızlar, 1916’da kapsamlı bir isyan başlatmışlar. Tarihe “Ürkün Olayı” nâmıyla geçen bu sürecin sonunda, binlerce Kırgız öldürülmüş, binlercesi de vatanlarından sürgün edilmiş. Sürgünlerden bir kısmı, Afganistan’ın kuzeydoğusundaki 4,500 rakımlı Pamir Yaylası’na gönderilmiş. Rusların amacı, Kırgızların burada aşırı soğuktan ölüp gitmesiymiş. Yine de, kayıplara rağmen, Kırgızlar direnmeyi ve iklime uyum sağlamayı başarmış.
1979’da Afganistan Sovyetler Birliği tarafından işgal edildiğinde, Kırgızlara bir kere daha yol görünmüş. Savaş şartları ve Rusların kendilerine olan düşmanlığı sebebiyle, bu defa Pakistan’a göç etmişler. Ancak Pakistan’daki iklim şartları ve aşırı sıcaklar, Kırgız göçmenleri arasında ölümlere sebep olmuş. Kırgızların bu dönemdeki lideri Hacı Rahmankul, farklı ülkelerin büyükelçilikleriyle temas kurarken, ABD’den “Sizi Alaska’ya iskân edelim” teklifi gelmiş. Kırgızlar, “Dinimizi ve kimliğimizi kaybederiz” diyerek bu teklife sıcak bakmamışlar. Ardından, 1980 darbesini takip eden süreçte Türkiye ile temas kurulmuş. Kenan Evren, Pakistan’daki diplomatik temsilciğimiz üzerinden kendisine ulaştırılan iltica talebine sıcak bakınca, Kırgızların Türkiye yolculuğu başlamış.
İlk önce Adana’nın yaylalarına yerleştirilen Kırgızlar, daha sonra ikiye ayrılarak Malatya ve Van’a sevk edilmişler. Van seçeneği, bizzat kendilerinin “Bizi Türkiye’nin soğuk bir yerine yerleştirin. Hayvancılık da yapabilelim” isteği üzerine gündeme gelmiş. Başbakan Turgut Özal’ın direktifiyle Van’ın Erciş ilçesine bağlı Altındere köyünde Kırgızlar için kalıcı konutlar inşa edilmiş. Malatya ve Van’daki bütün Kırgızlar daha sonra buraya toplanmış; köyün adı da -Kırgızların talebiyle- “Ulupamir” olarak değiştirilmiş.
Kısa bir süre huzur ve esenlik içinde yaşayan Kırgızlar, 1990’ların başından itibaren PKK’nın baskılarıyla karşılaşmaya başlamış. Terör baronları, Kırgızlara açık çek vermiş: “Devlet buralarda hâkimiyeti sağlayamaz. Bizden yana yolun, rahat edin.” Kırgız Ak Sakallılar heyeti ise, halkları adına PKK’ya şöyle cevap vermiş: “Türkiye devleti, en zor zamanlarımızda bize kucak açtı. Biz bu devlete sırtımızı dönmeyiz.” Ulupamir halkına bilenen PKK, 1993’de köye büyük bir saldırı düzenlemiş. Köy ahalisi, bu saldırıyı savuşturmayı başarmış ve teröristleri Ulupamir’e sokmamış. Sonrasında da Ulupamir’in gençleri sürekli arazide nöbet tutarak ve devriye gezerek güvenliğin sağlanmasına katkıda bulunmuş.
Ulupamir sokaklarını kolaçan ettikten sonra, bir bakkalın önünde gölgelenen yaşlı Kırgızların yanına gidip sohbete başladık. Sıcakkanlılıkları ve nüktedanlıklarıyla bizi hemen kuşattılar, sorularımızı cevapladılar, hatta -içimizden “Fotoğraf çektirsek nasıl karşılarlar acaba?” diye geçirirken- bizi aralarına alıp güzel güzel poz bile verdiler.
Seyahat, insanın içinde iç içe pencereler açan, sürprizlerle dolu bir tecrübe. Ulupamir’i görmek ise, benim için “uluslararası sistem” dediğimiz kanlı çarkın acımasızlığını anlatan kalın bir kitabı uzun uzun okumak yerine geçti.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.