AK Parti vesayetçi olabilir mi?

00:0017/11/2011, Perşembe
G: 5/09/2019, Perşembe
Yasin Doğan

Son dönemlerde AK Parti''nin süregelen vesayet düzenine son vererek kendi kontrolünde yeni bir vesayet düzeni kurduğuna dair yorumlara rastlıyoruz. Hatta bazıları AK Parti''nin değiştirmeye çalıştığı statükoyla anlaşarak, vesayet düzenine taze kan sağladığına dair ileri suçlamalarda bulunuyorlar.Bu yorumlara binaen olsa gerek Başbakan Erdoğan Salı günkü grup konuşmasında bu konuya değinerek bir nevi siyasi duruşlarını ve pozisyonlarını yeniden ortaya koymuş oldu. Erdoğan öncelikle millet iradesi

Son dönemlerde AK Parti''nin süregelen vesayet düzenine son vererek kendi kontrolünde yeni bir vesayet düzeni kurduğuna dair yorumlara rastlıyoruz. Hatta bazıları AK Parti''nin değiştirmeye çalıştığı statükoyla anlaşarak, vesayet düzenine taze kan sağladığına dair ileri suçlamalarda bulunuyorlar.

Bu yorumlara binaen olsa gerek Başbakan Erdoğan Salı günkü grup konuşmasında bu konuya değinerek bir nevi siyasi duruşlarını ve pozisyonlarını yeniden ortaya koymuş oldu. Erdoğan öncelikle millet iradesi üzerinde hiçbir vesayeti kabul etmeyeceklerini tekrar ederek, “Demokrasi üzerindeki, özgürlükler ve temel haklar üzerindeki her türlü vesayeti reddediyor, elimizin tersiyle itiyor ve karşısında olduğumuzu, olacağımızı buradan bir kez daha vurguluyorum” dedi.

Erdoğan''ın konuşmasında iki husus öne çıktı. Birincisi, bu tür söylemlerin önemli bir bölümünün AK Parti''nin kuruluşundan bu yana tekrar eden bir ''psikolojik harekat'' olduğu… Takiyye, gizli gündem gibi, sivil dikta ve vesayet suçlamalarını da bu çerçevede ''gözden düşürme'' çabası olarak görüyor. Elbette vesayet tartışmalarına demokratik duyarlılıkla katılan ve iyi niyetle Türkiye''nin reform sürecini devam ettirmesini isteyen pek çok yazar da var. Ama bunu iktidar mücadelesinin bir enstrümanı olarak kullanan ve derdi vesayeti zayıflatmak değil korumak olanlar da var.

İkincisi ise AK Parti''nin yapısı gereği statükocu olamayacağı, vesayetçi anlayışı koruyan, yeniden üreten veya farklı bir muhtevayla yeniden kurgulayan bir anlayışın, AK Parti için siyaseten ve ahlaken doğru olmayacağı…

Erdoğan''a göre, “AK Parti iktidarı, değişimden, demokratikleşmeden, özgürlüklerden yana olduğu için, milletin değerlerini ve taleplerini baş tacı ettiği için büyümektedir, güçlenmektedir.” Yani, AK Parti vesayetçi anlayışı zayıflatıp demokrasiyi güçlendirdiği oranda milletin teveccühüne mazhar olarak ömrünü uzatacaktır. Statükoya meyledip değişim iradesini kaybedenler ise milletin rotasından ayrılmış olacaktır. Bir partinin kendisini milletin iradesi, değerleri ve hissiyatıyla konumlandırması, demokratikleşmeyi varlık sebebi sayması, çok önemli bir durumdur, kendisine açık seçik bir pusula belirlemesidir.

İktidar partisinin kendini sorgulaması, belli aralıklarla değişim iradesini gözden geçirmesi ve hangi istikamete doğru yol aldığını kritik etmesi diğer partilerin de örnek alması gereken anlamlı bir haslettir.

AK Parti 9 yıldır çok önemli badireler atlatmış, kapatma davasından çetelerin hükümeti devirme çabalarına kadar bir çok legal veya illegal müdahalelere maruz kalmıştır. Tüm bu olaylar sürecinde AK Parti bir yandan varlığını korumaya çalışırken diğer yandan demokratikleşme mücadelesi vermiş, eşzamanlı olarak da milletin beklediği hizmetleri gerçekleştirmeye çalışmıştır. AK Parti değişim iradesine tercüman oldukça büyümüştür, milletin beklentilerini karşılamak için uğraştıkça başarılı olmuştur. AK Parti iktidara geldiğinde müesses iktidar yapısı içinde sınırlı bir alanda inisiyatif kullanabilmiş, siyaset kurumunun ve siyasi iktidarın alanını ve gücünü geliştirmeye çalışmıştır. Bir nevi iktidardayken muhalefet gibi sistemi dönüştürecek bir sorgulama içinde olmuş, değişim için ciddi bir mücadele ortaya koymuştur. AK Parti''nin her seçimde büyümesi, değişimci karakterin verdiği dinamizm ve enerjiyle ilişkilidir.

Gelinen noktada Türkiye''de değişimin ve demokratikleşmenin tamamlandığı söylenemeyeceği gibi, iktidarın kendi lehine bir statüko kurmaya çalıştığı ve reformcu karakterini bıraktığı da söylenemez.

Bugün hala Türkiye''de değişimin lokomotifi olan hareket AK Parti''dir. Nitekim 12 Eylül referandumunda da bu kararlılık ortaya konmuştur, yeni anayasa konusunda da en büyük çabayı AK Parti vermektedir.

Bu sebeple statükocu olmak veya yeni bir vesayet rejimi kurmak, AK Parti''nin varlık sebebine de aykırıdır, siyasi gelişimi için de terstir. AK Parti''nin destek bulduğu büyük kitle bugün hala değişim istemektedir, hak ve özgürlüklerin gelişmesini talep etmektedir. Kitle değişmeden hiçbir parti değişmez, değişirse ise milletin umumi efkarından kopmuş olur. Başbakan Erdoğan''ın grup konuşması bu yüzden ümit vericidir ve değişim rotasında yol alındığını göstermektedir.