Ticarette menzil meselesi

04:0017/01/2023, Salı
G: 17/01/2023, Salı
Yusuf Dinç

Ekonomi gündemi her zamanki gibi yoğun. TCMB liralaşma başlığında çok önemli bir adım attı. Türk Lirası hesaplar için 3 ay üzeri vadelerde zorunlu karşılığı sıfırladı. Anlaşılıyor ki liralaşma bankaların vade uyumsuzluğunu iyileştirmeyle eş anlı yürüyecek. Bankalar kısa vadeli fonlarla uzun vadeli finansman sağladığından yapısal olarak vade uyumsuzdur. Bankaların karşılık maliyetini düşürmek, uzun vadeli fonlar için görece daha yüksek getiri sunmalarını sağlayacak. Böylece hesaplar uzun vadeye geçip

Ekonomi gündemi her zamanki gibi yoğun. TCMB liralaşma başlığında çok önemli bir adım attı. Türk Lirası hesaplar için 3 ay üzeri vadelerde zorunlu karşılığı sıfırladı. Anlaşılıyor ki liralaşma bankaların vade uyumsuzluğunu iyileştirmeyle eş anlı yürüyecek. Bankalar kısa vadeli fonlarla uzun vadeli finansman sağladığından yapısal olarak vade uyumsuzdur. Bankaların karşılık maliyetini düşürmek, uzun vadeli fonlar için görece daha yüksek getiri sunmalarını sağlayacak. Böylece hesaplar uzun vadeye geçip vade uyumsuzluğuyla mücadele edilebilecek. Diğer taraftan Türkiye’de kredinin vadesi de halen çok kısa. TCMB’nin bu adımının kredi vadelerini de uzatıp reel sektörü rahatlatacağı düşünülebilir. Tabi
zorunlu karşılık sıfırsa sonsuz para yaratılabileceğinden
selektif kısıtların kritik rolü bu adımla daha güçlenmiş olacak.

Diğer taraftan Hazine ve Maliye Bakanı Dr. Nurettin Nebati bütçe gerçekleşmelerini açıkladı. Seçim popülizmi iddialarını yersiz bırakacak kadar iyi bir performans ortaya çıktığı anlaşılıyor. Türkiye 2002 öncesi yapısal bir sorun olan bütçe problemini artık aştı. Ama yapısal tarafta başka meseleler de var. Biri de dış ticarette menzil meselesi.

Geçenlerde bir televizyon kanalındaki tartışma programında akademisyenliği bırakıp siyasete geçen bir iktisatçının Türkiye’nin dış ticareti ile ilgili projeksiyonlarını dinledim.

Öncesinde de siyasete girişini anlattı. ABD’den dönüp ülkeye hizmet etmek istediği için partileri dolaştığını sonra da bir partiyle anlaşıp işe başladığını söyledi. Bir partiyle anlaşmadan önce tam olarak hangi partileri ziyaret edip çalışma isteğini beyan ettiği sorulabilirdi ama es geçildi. Amerikan liberalliği içinde bu soru önemli olmayabilir ama Türkiye siyasi muhafazakârlığında gerçekten cevapsız bırakılamayacak bir sorudur.

Neyse dış ticarete dönelim. Türkiye’nin ihracatını Gümrük Birliği Anlaşmasını güncelleyip Avrupa’ya daha çok ticaret yaptırarak artırmayı planladığını söyledi. Gümrük birliği anlaşmasından kaynaklı Avrupa’ya ticarette engeller varsa giderilmesi çok iyi olur. Ama gümrük birliği anlaşması gündeme getiriliyorsa Avrupa ile değil, üçüncü ülkelerle ticaretteki dezavantajları gündeme getirmek daha iyi olurdu.

Avrupa ile ticarette genel anlamda sıkıntı yok. Amerika’dan gelip çözecek kadar yok en azından. Hatta Türkiye’nin
dış ticarette menzil sorunu
var ve Ticaret Bakanlığı farkında olduğu bu sorunu aşmak için yakın pazarlarla beraber uzak pazarlara odaklanıyor. Hatta 2023 yılında tam bir seferberlikle 18 stratejik uzak ülkeye ihracatın artırılması üzere harekete geçildi.
Türkiye’nin dış ticaret menzili 3 bin km. Dünya ortalaması 4 bin 300 km civarı. Vietnam gibi uç örneklerde menzil 8 bin kilometrelere varmış. Menzil meselesi Türkiye’nin pazarlara yakınlığının bir sonucu olarak görülmemeli. Aslında bu
ihracat okuryazarlığı
ve ürün niteliğiyle de alakalı. Türkiye bu her iki başlıkta kendisini geliştirirken menzilini dünya ortalamalarına çıkarmak için zamanlaması doğru.

Türkiye’de işletmelerin ithalat okuryazarlığı zirvede buna karşın yapılan çalışmalarla ihracat okuryazarlığı da gelişiyor. Pandemi yılında dahi on binlerce firma ilk defa ihracat gerçekleştirdi. Son yıllarda artan bu ivmelenme 2022 yılında da devam etti. 2022’de 9700 firma ilk defa ihracat yaptı. Türkiye’nin dünya ticaretinden aldığı pay artarken ihracatçı tabanının geliştiğini de gözden kaçırmamalı.

İhracat menzilini uzattığında küresel ticaretten aldığı pay da daha yukarılara çıkmış olacak. Bir de Irak, İran, Suriye, Ukrayna gibi yakın pazarlarında sorunlar bitip ticareti normale döndüğünde dış ticaret payından alacağı gerçek potansiyel de daha iyi anlaşılacak. Bugün bu pazarlar sorunlu olmasa Türkiye’nin dış ticaret payı zaten daha yüksek olurdu. Bu pazarlardaki sorunlar nedeniyle de menzil meselesi kritik.

Menzili artırmak ihraç edilen ürünün niteliğiyle de yakından alakalı elbet. Türkiye orta ve ileri teknoloji ürünlerinde yatırımlarını yıllardır artırıyor. Çok daha fazla artırması lazım ve bunun için de şartlar yaratılıyor. Ama girişimcilerin farkındalığını da artırması lazım.

Herkes bugün Avrupa’daki resesyon etkisiyle dış talebin azalacağı beklentisinin gerçekleştiğini konuşuyor. Böyle olacaktı. Neyse ki ücret artışları ile Türkiye, yılın ilk yarısını görece daha iyi atlatacak. Fakat sanayi üretimindeki yavaşlamanın tüm ürün niteliklerinde gerçekleşmediği de görülüyor. Son güncel veri olan Kasım 2022 verisine göre
sanayi üretimi
biraz da baz etkisiyle yavaşlıyor ama dayanaklı tüketim malları, sermaye malları, orta teknoloji ve özellikle de
yüksek teknoloji ürünler
de yıllık bazda üretim artışı sürüyor. Aylık bazda ise dayanıklı tüketim malları ve yüksek teknoloji ürünlerinde artış hala çok güçlü.
Artık Türkiye’den dünyanın beklentisi de başka yani.
Türkiye’ye rekabetçi fiyatla satacağı mallar kadar “pahalıya” satacağı mallar da lazım
. Ekonomi, özellikle de kendi etki bölgesinde ve uzak pazarlarda imajının gücü kadar ürününün teknoloji seviyesini yükseltmeli. Bu noktada kamunun çağrılarla, yatırımlarla, hibe, kredi ve diğer teşviklerle yeterince destek verme iştahı olduğu anlaşılıyor. Hatta İstanbul Kalkınma Ajansı girişim sermayelerine kaynak aktarmak üzere milyonlarca liralık kaynak oluşturdu. KOSGEB, Kalkınma Bankası, KGF, Ajanslar tüm güçleriyle sahada. Görev biraz da girişimcilere ve üniversitelere düşüyor. Üniversite-sanayi işbirliği programları da her zamankinden daha çok gündemde tutuluyor. Türkiye doğru yolda ilerliyor.

Velhasıl dış ticaret menzilini artırma çabaları, ihracat okuryazarlığının ve ürün niteliğinin artırılmasıyla desteklendikçe ekonominin karakteri çok daha pozitif bir hüviyete bürünecek. Böylece Türkiye, daha fazla ve daha nitelikli istihdam yaratıp iç pazarını güçlendirirken ücretler seviyesini ve toplam kalibresini yükseltebilecek. Nihayet, tüm fertleriyle topyekûn sınıf atlayacak.

#Ekonomi
#Türkiye
#TCMB
#Ticaret
#İhracat