Fıtr/at/ı ve Fâtır"ı tasdik bayramı (2)

00:0027/10/2006, Cuma
G: 27/08/2019, Salı
Yusuf Kaplan

Ramazan da, Bayram da bitti ama üzerinde kafa yorulması gereken bir mesele var. Sadece oruç tutanları değil, bütün insanlığı ve varlıkları ilgilendiren hayâtî bir mesele bu.Ramazan''ın ve bayramın mâhiyeti ile orucun bütün hayatımızdaki rolü ve mânâ''sı; Ramazan''ın hayatımıza yaptığı esaslı müdahalenin ne''liği, nasıl''lığı ve niçin''liği meselesi bu. Burada kilit kavram, “fıtr” kavramıdır. Türkçemizde “fitre” dediğimiz, “sadaka-i fıtr” mükellefiyeti, buradaki mesele ve sual''leri vuzuha kavuşturmamızı

Ramazan da, Bayram da bitti ama üzerinde kafa yorulması gereken bir mesele var. Sadece oruç tutanları değil, bütün insanlığı ve varlıkları ilgilendiren hayâtî bir mesele bu.

Ramazan''ın ve bayramın mâhiyeti ile orucun bütün hayatımızdaki rolü ve mânâ''sı; Ramazan''ın hayatımıza yaptığı esaslı müdahalenin ne''liği, nasıl''lığı ve niçin''liği meselesi bu. Burada kilit kavram, “fıtr” kavramıdır. Türkçemizde “fitre” dediğimiz, “sadaka-i fıtr” mükellefiyeti, buradaki mesele ve sual''leri vuzuha kavuşturmamızı gerektiren bir mesuliyet yüklüyor bize.

Sözünü ettiğimiz mesele, zaman''da ve mekân''da yaşanan değişimler nedeniyle izini kaybedebildiğimiz, “fıtratın tasdiki” meselesidir. İşte oruç tutma ameliyesi, fıtratı (fıtrî tekevvünü / varoluşu) hatırlama, beyan etme ve tebeyyün ettirme (eşyanın, varlığın, hakikatin ve eşya ile varlığın hakikatinin künhüne vâkıf olunacak şekilde tanınması, farkına varılması, tefrik edilebilir hâle getirilmesi) ameliyatıdır.

Büyük müfessirimiz Elmalılı Hamdi, “fıtr''ın aslı, bir şeyi ibtidasında (başlangıcında) şakketmek, yarmaktır” der ve bunu şöyle izah eder: “Mevcudat-ı hadisenin (olayların varkılınmasının) ilk ân-ı vücûdu (ilk varediliş ânı), feza-yı adem''in (yokluk uzayının) böyle bir yarılışıdır. Bu şakk, bu yar''ış ve bu ilk yarılıştaki hâl-i vucud (varolma hâli) bir fıtrattır. Yaratmak ve yaradılış da budur.”

“Fıtr” ve “fıtrat” kelimeleri, “fe-ta-re” kökünden türemiştir ve “yarmak”, yaratmak demektir. Aynı kökten türeyen Fâtır ise, Yaratan / Allah demektir. Elmalılı, “fıtr” ile fıtrat” arasındaki farkı şöyle izah eder: “Bir şeyin… bilfiil olan ilk icad-ü ibdaına fıtr, ilk hâlet-i vücudiyesine fıtrat [denir].” Ve fıtrat''ın, mahz-ı salah (kurtuluş kaynağı) olduğunu söyler.

Oruç tutmakla yapılan ameliye, aslında bir ameliyattır. Ameliyatı yapan da, yapılan da insandır. Bu ameliyat, insanın, bütün amellerini (yapıp ettiklerini; aklı, iradesi ve hiss-i kalbî''si yani vicdanı''yla) teşrih masasına yatırarak varlığının, kişiliğinin; zihin, idrâk ve davranış biçimlerinin arızalanma, kirlenme, sakatlanma sinyali veren yönlerini, özelliklerini teşhis ve tedavi ederek ıslah eder.

Ramazan, “yakmak”; yani kirleri, kötülükleri, kötü hasletleri yok etmek demektir: İnsanın nefsini nefis bir nezahete kavuşturması; Yaratıcı''yla arasına giren engelleri ve sis perdelerini adım adım ortadan kaldırarak îmanını, islâm''ını, selâmetini emîn bir şekilde temînat altına alarak Allah''ı tenzih etmesi, salaha ermesi, kısacası fıtratını hatırlaması, fıtratına dönmesi demektir.

Elmalılı, insanın fıtratının tabiatından önce geldiğini söyler. İnsan fıtrat üzere yaratılmış, fıtrat onun tabiatı olmuştur.

Peter Gay''in “modern paganizm” olarak tanımladığı seküler hayat, insanın fıtratını tahrip ve tahrif sürecinin zirve noktasıdır: Paganizm, fıtrata müdahale sürecinin adı ve adresidir: Antik Yunan ve Roma''da insan tanrılaştırılmıştı. Paganizmin etkisinden kurtulamayan Yahudilik ve Hıristiyanlık''ta köklü bir değişim olmamış, bu kez, Tanrı insanlaştırılmıştır. Rönesans ve Reformasyon''la köksalan sekülerleşmeyle birlikte, antik Yunan ve Roma paganizmine geri dönülmüş, insan bir kez daha tanrısallaştırılmıştır.

Bu süreç, Batılı insanın diğer insanlar, Kâinât ve Tanrı üzerinde hâkimiyet kurma macerasına soyunmasına yol açmıştır. Fıtrata müdahalenin insanlığı nasıl büyük felaketlerin, haksızlıkların, çatışmaların, adaletsizliklerin, güç ve çıkar savaşlarının eşiğine sürüklediğine bütün insanlık son yüzyıl boyunca fazlasıyla tanık olmuştur.

İşte Ramazan''ın ve Bayram''ın, Müslümanlara oruç tutma mesuliyetiyle yüklediği temel mesele, fıtratın ve Fâtır olan Allah''ın tasdik edilmesini sağlama meselesidir; bizi üzerinde kafa yormaya ittiği sual ise, “ne''yi, niçin ve nasıl tasdik ediyoruz?” sual/ler/idir.

Meselenin bizzat Kur''ân''dan yola çıkarak biraz daha güncelleştirilerek izahı ve bu sual/ller/in cevabı için bir yazı daha gerekiyor. O da Salı''ya artık.