1 Mart tezkeresinin görüşülmesine az bir süre kalmıştı.
Yeni Şafak ekibi olarak Başbakanlık''taydık.
Başbakan Abdullah Gül''ün makamında Irak''la ilgili son gelişmelerin değerlendirildiği bir çalışma yürütülüyordu. Bizi yan taraftaki özel bir odaya aldılar. Başbakan bir ara toplantıdan çıkıp, yanımıza geldi.
Tarihi ana tanıklık ediyorduk.
Başbakan, ülkemiz ve bölge açısından çok zor bir süreçten geçildiğini anlattı.
Irak''ta söz dinlemeyen bir yönetim, ABD''de ise işgal için fırsat kollayan bir zihniyet işbaşındaydı.
Abdullah Bey, içerideki çalışma için ayrılırken yanına yaklaşıp sordum. Ve işte aramızda şöyle bir diyalog gerçekleşti.
-Efendim kesin müdahale edecekler mi?
-Edecekler.
-Sizce zamanlaması nasıl olur.
-Havalar ısınmadan.
-Yazı bulur mu?
-Yok yok. İlkbaharın ilk diliminde.
-Mart ayını geçer mi?
-Mart''ın ortalarında.
-Size gelen istihbarat bu yönde mi?
-Kışlık giyecek var askerlerinin üzerinde. Çöl sıcağını düşünürseniz, o kıyafetle yazı beklemezler.
Benim için tarihi bir andı. Herkesin savaş olup olmayacağını tartıştığı, canlı yayınlarda bahse tutuştuğu bir sırada, neredeyse günü gününe müdahalenin ne zaman olacağını öğrenmiştim.
Gül''ün öngörüleri doğru çıktı. ABD, 20 Mart günü Irak''ı işgal etti..
Ankara bugünleri görerek, Irak''ın bir felakete sürüklenmemesi için gereken her şeyi yaptı. Ama aynı basireti Irak''ı yönetenler gösteremedi. Aynı şey bugün Libya için yapılıyor.
Ancak geçmişte Saddam''ın yaptığı gibi, bu kez de Kaddafi, ülkesini işgal etmek için fırsat kollayanlara bekledikleri fırsatı altın tepsi içinde sundu.
Irak''a müdahale için kitle imha silahlarını bahane etmişti ABD.
Powell, Irak''ta kitle imha silahı olmadığını daha sonra itiraf etti ama, Irak işgal edildikten sonra.
El Kaide''yi çökertmek ve Usame Bin Laden''i bulmak için gitmişlerdi Afganistan''a.
Laden hâlâ bulunamadı ama Afganistan hâlâ bedel ödemeye devam ediyor.
Aynı oyun bu kez Libya''da oynanıyor.
Türkiye, bir süredir Kaddafi üzerindeki nüfuzunu kullanarak,”Kardeş kanı” akmaması için çaba gösterdi. Başarılı olamayınca, bu kez bir müdahaleyi önlemek için, Kaddafi''ye, “Onurlu çekilme” önerdi.
Irak halkından yana olmak, tezkereyi reddetmek ne kadar Saddamcılıksa, Libya''da kardeş kanı akmasın, Libya vurulmasın, saldırı işgale dönüşmesin diye çaba göstermekte o kadar Kaddafici olma demektir.
Bu pozisyonumuz nedeniyledir ki, dün tüm İslam dünyası Başbakan Erdoğan''ın Libya konusunda yapacağı açıklamalara çevrilmişti.
“''Türkiye asla ve asla Libya halkına silah doğrultan taraf olmayacak” diye özetledi Başbakan pozisyonumuzu.
İşte Ankara''nın Libya konusundaki yol haritası:
1-BM Güvenlik Konseyi kararlarını
2-Silah ambargosunu
3-Kanın durmasını
4-Uçuşa yasak bölge uygulamasını destekliyoruz.
Ama…
-Kaddafi''yi desteklemiyoruz.
-NATO''nun saygınlığı açısından Fransa''nın müdahalesini sorguluyoruz.
-Libya halkını vuracak her harekata karşıyız.
-Libya''nın işgaline ise kesinlikle karşıyız.
Irak tezkeresi reddedildiğinde Türkiye için felaket senaryoları yazanların ne kadar öngörüsüz olduğu ortaya çıktı.
Irak tezkeresini reddederek, Türkiye, ABD''nin uydusu olmaktan çıkıp, bölgenin lider ülkesi oldu. Eğer Ergenekon''un darbe planları başarıya ulaşmadıysa, o gün gösterilen şahsiyetli tavırdan dolayıdır.
Libya konusunda izlediğimiz, “İslamiyet ve insaniyet kardeşliği” temeline dayalı politikamız da ileride daha iyi anlaşılacak.
Adımız ne Sarkozy ne de bu ülkenin adı Fransa.
Bu ülke Türkiye. Ve biz İslam dünyasının lider ülkesiyiz. Eline İslam kanı bulaşan bir Türkiye, lider ülke olamaz.
Başlıklar :

