Türkiye fon krizi ile boğuşurken pazar günü bütün
bölgeyi hareketlendiren ciddi bir gelişme
oldu. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, gizlice Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) gitti
. Abu Dabi’de BAE Başkanı
Muhammed bin Zayed
ile görüştü. Bütün günü bu ülkede geçirdi, akşam İsrail’e döndü. Netanyahu’nun özel bir uçakla gittiği, seyahatin gizli tutulduğu
belirtilirken, iki ülke de görüşme ile ilgili hiçbir açıklama yapmadı, bilgi vermedi.
NETAYHANU-ZAYED BİRARAYA GELMİŞSE BİR YERDE BİR BOMBA PATLAYACAKTIR.
Hemen söyleyelim:
Bu iki isim bir araya gelmişse, bir yerlerde yeni bir şey patlak verecek demektir.
Libya’da, Sudan’da ve bütün coğrafyada birlikte hareket ediyorlar çünkü. Ülkeler parçalıyorlar, iç savaşlar çıkarıyorlar.
İsrail’in bölgedeki yegâne
ortağı BAE’nin ajandasında ne var ve bu İsrail için nasıl bir alan açacak?
Bence bu ziyaretin merak edilen sonucu bu. İsrail ve BAE şu an Suudi Arabistan’ı parçalama planlarıyla meşgul. Husiler
ve İran faktörü kimseyi yanıltmasın ve körleştirmesin; iki ismin İran konusunu görüştüğünü sanmıyorum. Ana hedef S. Arabistan’dır
ve İsrail ile BAE burada birlikte çalışmaktadır. MEKKE İTTİFAKI’NI MEKKE’DE VURMAK!
Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan arasındaki “Mekke İttifakı’nı Mekke’de vurma”nın ilk adımlarını atıyorlar. Sonraki adımlarda neler olduğunu çok kısa zaman içinde göreceğiz. İsrail’in aklındaki coğrafya parçalanmışlığı haritasında bu böyle görünüyor.
Buradan bakınca, kısa zaman içinde Pakistan’a yönelik yeni bir Hindistan saldırısı görebiliriz. Hatta Afganistan üzerinden Pakistan’ı köşeye sıkıştırma denemesine tanık olabiliriz. En son İsrail destekli Hindistan saldırısında, Pakistan’ın ezici darbeler vurduğunu hepimiz gördük.
Yine öyle olacak. Belki ava giden Hindistan avlanacak, belki Hindistan işgali altındaki Keşmir’de bir şeyler olacak.
İSRAİL İLE SAVAŞIRKEN İSRAİL’İN SİLAHI OLDULAR.
Ama olsun, İsrail için Hindistan sadece bir “yem”dir. BAE de öyledir. Onların neler kaybettiği İsrail için önemsizdir. BAE bütün bölgeyi, Hindistan Keşmir’i kaybetmiş, önemli değildir.
İsrail ne kazanmıştır, ona bakarlar. O kullanır, savaştırır, yoluna devam eder. Zihin yapısı böyledir. Askeri güvenlik stratejileri de böyledir.
ABD ile birlikte İran’ı vuran İsrail akıl almaz bir oyun oynadı ve Husiler üzerinden Suudi Arabistan cephesi açmayı başardı.
Tam bu dönemde ABD’nin Husilerle anlaşması oyunun ayrıntılarını ele vermektedir. İran da Husiler de bu tuzağa düştü. İsrail ile savaşırken bir anda İsrail’in kullandığı silah haline geldiler.
“TÜRKİYE’YE NASIL BEDEL ÖDETİRİZ”İ Mİ PLANLADILAR?
Abu Dabi’deki görüşmenin temelinde elbette bölgesel çatışma haritaları masaya yatırıldı. S. Arabistan’a yönelik savaşın nasıl yürütülebileceği konuşuldu.
Ama sadece bunlar olduğunu sanmıyorum. Bu ikisi bir araya gelmişse, hem de böyle gizli, aracısız bir görüşme yapılmışsa, “yeni bir şeyler” tezgahlanacağını açıkça söyleyebilirim.
Peki bu ne olabilir? Henüz bilmiyoruz. Ama İsrail’in bütün dünyayı Türkiye’ye karşı hareketlendirmeye çalışmasına bakılırsa, kuvvetle muhtemel, Türkiye ile ilgili olabilir. Mekke İttifakı’nın ana aktörü Türkiye’ye nasıl bir bedel ödetileceği masaya yatırılmış olabilir.
YUNANİSTAN ÜZERİNDEN TÜRKİYE CEPHESİ AÇILACAK!
Peki bu nasıl olacak? Husiler üzerinden S. Arabistan’a cephe açan, Hindistan’ı yeniden Pakistan’a saldırıya azmettiren İsrail’in Yunanistan üzerinden Türkiye cephesi açma planları kesinlikle konuşulmuştur. Benim yıllardır haritasını izlediğim bölge analizlerim bunu gösteriyor.
Yunanistan da geçtiğimiz hafta 100 bin vatandaşına; SMS ve e-posta yoluyla "Sevk Belgesi" gönderdi. Ülkede “seferberlik" paniği başladı.
“Ne oluyor, savaşa mı giriyoruz” tartışmaları alevlendi. Ta Nea gazetesi, Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı dört aşamalı “önleyici saldırı” senaryosu çalıştığını yazdı.
TÜRKİYE’YE KARŞI DÖRT AŞAMALI PLAN: ATİNA’NIN SALDIRI SENARYOSU İSRAİLLİLER TARAFINDAN YAPILDI!
Böyle bir senaryo İsrail patentlidir. Doğrudan İsrail tarafından yapılmıştır. Gazete, Genelkurmay Başkanı General Dimitrios Houpis'in “stratejik önleyici vuruş” söylemlerine dayanarak, Türkiye'ye karşı kurgulanan 4 aşamalı bir savaş senaryosu yayımladı ve Ege’de Yunanistan’ın ilk ateş açan olabileceğine dikkat çekti.
Planı şöyle yapmışlar: Türkiye’nin hazırlıklarının tespit edilmesi, Dalaman-Balıkesir-Çiğli üsleri ile Foça'daki çıkarma gemilerinin elektronik harp ve füzelerle hedeflenmesi, kalan Türk füzelerinin “Aşil Kalkanı” ile durdurulması ve 24 saat içinde Batı'nın müdahalesiyle ateşkes sağlanması…
Atina merkezli ProNews gazetesi ise, Ege’de üç yıl savaş olmayacağını, Türkiye’nin hazırlıklarını tamamlaması için üç yıl gerektiğini yazmış.
Yani, “Türkiye hazırlıklarını tamamlamadan vurma” tezi öne çıkıyor. Yunanistan’ın Türkiye ile ilgili, kendi başına, böyle planlar yapması mümkün değil. Bu plan İsrail’de yapılmış ve Yunanistan’a servis edilmiş.
“TÜRKİYE’YE NASIL CEPHE AÇARIZ” TOPLANTISIDIR BU!
Zavallı Yunan halkı, ülkelerinin, devletlerinin, liderlerinin İsrail tarafından, bir terör örgütü kategorisine indirgendiğinin farkında bile değil. Kullanılıp atılacak, bedelini Yunan halkı ödeyecek. Ve Yunanistan’da bunun gerçek anlamda sorgulanabildiği bile söylenemez.
Netanyahu-Zayed görüşmesi bir savaş konseyi toplantısıdır. Bence Türkiye’ye nasıl cephe açılacağı konuşuldu. Yunanistan zaten hazırlandı, Rum Kesimi hazırlandı. Batı’nın nasıl kullanılacağı belirlendi.
Tam İran vurulurken, S. Arabistan cephesi açılmışken, son kale Türkiye cephesi yine bu iki ülke tarafından açılmış olacak.
BİR FÜZE TÜRK GEMİSİNE İSABET EDERSE… SALDIRAN YUNANİSTAN, VURAN İSRAİL’DİR!
İlk ateş onlardan gelecek. Yunanistan cepheye sürülecek ama asıl vuran İsrail olacak. Doğu Akdeniz’de, Ege’de her an bir kriz ateşlenebilir, bir füze Türk savaş gemisine isabet edebilir. Türkiye hazırlıklarını bitirmeden savaşa mahkûm edilebilir.
Elbette Türkiye’nin bir sürprizi olacak ama bu yazının konusu o değil. İsrail - BAE cephesinin, Yunanistan’ı kullanarak Türkiye’ye saldırı için hazırlıklar yaptığı artık aşikâr. Bunu en açık Yunanistan’da görüyoruz.
İsrail ve BAE’nin parçalamadığı ülke neredeyse kalmadı. Savaş çıkarmadığı bölge neredeyse kalmadı. En “korunaklı” Suudi Arabistan’dı, oraya bile cephe açtılar. Rum Kesimi, BAE ve Yunanistan, İsrail’in ileri karakolları haline geldi. İsrail savaş endüstrisini besleyen en etkili ülkelerden belirgin olanı BAE’dir.
ÖNÜMÜZDEKİ BİR AYDA ÇOK ŞEY OLABİLİR SAVAŞ YA DA İNFİAL ONU GÜÇLENDİRECEK.
Öyleyse “bütün ihtimaller”e hazırlıklı olmak gerekiyor. Seçim öncesi Netanyahu’nun bir infial planı olduğu kanaatindeyim. BM’de tamamen tecrit edilen, insan yerine bile konulmayan ama sadece Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile görüşen Netanyahu’nun, önümüzdeki bir ayda neler yapabileceğini tahmin etmek zor değil.
“Seçimde nasılsa gider” beklentisi olacakları öngörmek için yeterli olmayabilir. Yeni bir savaş onu güçlendirecektir.
Hatta seçimi ertelemenin hesapları bile yapılıyor olabilir. Eminim kendisini güçlendirecek bir senaryo üzerinde çalışıyorlar. Abu Dabi’deki görüşme de bu senaryo üzerine kurulmuştur.
ADALAR’DA VE BATI TRAKYA’DA HARİTA DEĞİŞİR
Bizim tahminimiz, Yunanistan üzerinden Ege ve Doğu Akdeniz’de uygulanacak bir senaryodur. Bu da “Türkiye Cephesi” demektir. Böyle bir durumda Türkiye savunmada kalmaz.
Adalar ve Batı Trakya’da harita değişiklikleri olur. Ayrıca, Yunanistan kuzeyde de istikrarsızlıklar ile boğuşur. İşte o zaman İsrail’in onu koruyamayacağını, korumayacağını acı bir şekilde görecektir.
TAM BU SIRADA FON KRİZİ… SADECE VURGUN, YOLSUZLUK OLMAYABİLİR... SAVAŞ FİNANSMANI OLABİLİR.
İşte tam bu sırada, içerideki büyük fon vurgunları, para hareketleri, çok çok şüpheli. Sadece bir vurgun, yolsuzluk oymayabilir. Sadece mali suçlarla sınırlı olmayabilir.
Türkiye’yi içeriden vurma, İsrail için yeni savaş finansmanı için tezgahlar oluşturma olabilir. Nihayetinde Türkiye dışına kaçan para milli servettir. Londra’ya, Dubai’ye, İsviçre’ye gitse de buralardan tek bir adrese gidiyor olabilir.
Bizdekiler bireysel anlamda büyük kârlar ederken, başkalarının tezgahında birer oyuncu olarak kurgulanmış olabilir.

