
Beş yıl önce ithalatçılıktan sanayiciliğe geçen Saruhan Şirketler Grubu'nun Yönetim Kurulu üyesi Sadık Ayhan Saruhan, kendi sektörlerinde dünya devleriyle rekabet ettiklerini söyledi
20 yıl önce Alman Fakir markalı elektrik süpürgeleri ve ev aletlerinin ithalatıyla yönünü yurt dışına çeviren Saruhan Şirketler Grubu, bugün kimya, makina ve tekstil alanlarında sanayiciliğe geçiş yapmış durumda ve ciddi oranda ihracat yapıyor. İktisat veya mühendislik eğitimi alan kardeşlerden Ali Zeki Saruhan Grubun Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı sürdürürken, Lütfü Saruhan tekstilin, Fevzi Saruhan kimya yatırımının, Sadık Ayhan Saruhan genel satışların ve Necati Saruhan ise Fakir'in ithalat ve ihracatının başında. "Birbirimizin işine karışmayız, bizde tam yetki ve sorumluluk vardır" diyen Saruhan Şirketler Grubu Yönetim Kurulu üyesi Sadık Ayhan Saruhan'la şirketi, ithalattan ihracata geçişi ve sanayicilik deneyimlerini konuştuk.
Evet. Biz babamızın Rize'deki tüccarlık tezgahından bugüne geldik. 1955'li yıllarda babamız Rize'de tuhafiye dükkanında Vakko'nun mallarını satıyordu. Naylon çorap çıkınca, Rize'ye ilk getiren biz olduk. Babam 1960'dan sonra beyaz eşyaya geçtiği zaman, mağazasının kapısına Naylon Mağazası yazdı. Rize'nin hanımları "Ben Naylon Mağazası'na buzdolabı, çamaşır makinası almaya gidiyorum" derdi. Biz 70'li yıllarda baba tezgahında, elektrikli fırınlar, ocaklar satardık, tamirini yapardık.
Biz bir taraftan babamızın getirdiği beyaz eşyada büyürken,'hangi yeni sektörlere girebiliriz' diye düşündük. Temizlik sektörüne girdik. 1984'de Alman Fakir ile işbirliğine başladık. Daha sonra aynı firmanın endüstriyel markası Nilco temizlik makinalarıyla da temizlik sektörüne girdik. Güneşli'de Hürriyet gazetesinin karşısında bir arsamız var. Orada kompleks bir merkez yapıp, Alman Fakir ve Nilco ile kendi markalarımız Somex, Nilsy, Alley ve Micra'nın Ortadoğu'ya açılan merkezi yapmayı düşünüyoruz.
Zaten hedefimiz buydu. Türkiye'de sanayiciliğin bir ateşten gömlek olduğunu biliyoruz. Çünkü üç yıl öncesine kadar Türkiye'de devalüasyonları, ihtilalleri ve terörü yaşadık. Böyle bir ortamda Türk müteşebbisi üretip yatırım yaptıysa, tebrik etmek gerekir. 2000 yılında bir temizlik makinaları fabrikası kurduk. 2002 yılında Çorlu'da çok modern, otomasyona dayalı kimya fabrikamızda sıvı ve toz deterjan üretimine başladık.
Deterjanın hammaddesi olan 'labsa'yı üreten tesisimiz var.. Ayrıca, Avcılar Yakuplu köyünde, ihracata dönük olarak günde 15 ton fantazi örgü kumaş üreten ve dünyaca ünlü markalara satış yapan tekstil fabrikamız var.
Biz şunun şurasında beş yıllık sanayiciyiz. Ama 40 yıllık sanayicilere göre daha ileri olduğumuzu görüyorum. Mühendis kadrolarımız var. İsterdim ki, 40 yıl önce sanayiciliğe adım atmışların, bir Aspirin, IBM, Mitsubishi, Volvo, Ericson gibi dünya çapında markası olsun. Biz içinde olduğumuz alanlarda dünya devleriyle rekabet ediyoruz. Finansal durumumuz elverdiği ölçüde, bütçenin yüzde 10'unu Ar-Ge'ye yatırmaya, kazandığımızı yatırıma çevirmeye kararlıyız.
Ancak Türk mantalitesine bakarsak, bir sektörden kazanınca, gidip kat, yat, gayrimenkul alınıyor. 40 yıllık sanayiciler artık daha büyük markalar ortaya koymalı.
Ben ithalatı ihracata dönüştürdüm. Ancak şu anki politikalar beni ithalata sevkediyor. Fabrikam üretmek istiyor, kalıplarım hazır, ancak üretemiyorum. Yeni model süpürge üretmek için hammaddeyi üst üste koyuyorum, Çin'in fiyatının çok üzerinde kalıyor. Tüketime ve ithalata dayalı büyüyoruz, buna dur demek lazım. Özelleştirme-lerden sağlanan gelirin tamamı sanıyorum borçlara gidiyor. Halbuki üretici sanayiye dönük olarak teşvik ve destek kapsamında kullanılmasını arzu ediyoruz. Bugün bankaların müşterisi, mesken ve otomobil satın alan tüketici. Peki sanayiciyi kim destekleyecek? Hiç olmazsa bankaların elindeki mevduatın bir kısmının, sanayiciye dönük uzun vadeli krediler olarak verilmesini istiyoruz.
Aslında 'Krizler fırsat ortamıdır' derler. Biz yatırımlarımızı tamamen öz sermaye ile yaptık. Tabii, kriz bize de dokundu. Piyasadaki açık hesap alacaklarımız, portföydeki çeklerimizin büyük kısmı gitti. Ama özkaynakla çalıştığımız için ayakta kaldık. Gerek yurtiçi, gerekse yakın coğrafyada markalarımızı tanıtma ve yapılanma içindeyiz. Makinede Avrupa TÜV sertifikasıyla sanayi tipi süpürgeler üretiyoruz. Avrupalı firmalara, başta Fakir ve Nilco olmak üzere, private label (özel markalı) ürünleri ihrac ediyoruz. 30 farklı ülkeye ihracatımız var. Son üç yıllık ihracat rakamımız 15 milyon dolar. Aslında fabrikalarımızın daha çiçeği burnunda. Bir anda pazardan pay almak kolay değil. 2005 yılında oluşturduğumuz kontratlarla, 2006 sonunda 10 milyon dolar ihracat hedefliyoruz.
İnşaatta olmayı düşünüyoruz. Bazı arsalarımız var, projelerimiz de hazır. Bu yılın ortasından itibaren İstanbul ve çevresindeki inşaatlarımıza start vermek istiyoruz. 300 konutluk bir proje ile İstanbul çevresinde 30-40 villalı site projelerimiz var. Ayrıca 2007'de kimya bölümümüzü halka açmayı düşünüyoruz.







