
İşte yüzde 100 yerli silahlar
Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde üretilen ve üretilmesi planlanan yerli silahlar...
1/28

Yapılan testlerde KORKUT AİC katapulttan atılan hedef uçağı ASELSAN’ın geliştirdiği yerli radar sistemiyle tespit edip, başarılı bir şekilde vurarak düşürdü. KORKUT test atışlarında sabit hedefleri de başarıyla vurdu.
2/28

ATEŞ gücü MKE tarafından üretilen iki adet 35 mm’lik toptan oluşan ve hareket halinde atış yapabilen KORKUT, dakikada 1100 mermi atıyor. Ayrıca havada parçalanan 35 mm parçacıklı mühimmat da kullanılabiliyor. Menzili ise 4 kilometre.
3/28

KORKUT, 3 Silah Sistemi Aracı (SSA) ve 1 Komuta Kontrol Aracı’ndan (KKA) oluşan takımlar halinde görev yapacak. İlk etapta toplam 42 Silah Sistem Aracı [SSA] ile 14 Komuta Kontrol Aracı Aselsan’dan 2016 yılında tedarik edilecek.
4/28

OTOKAR ARMA Farklı ihtiyaçları karşılamak için modüler şekilde tasarlanan OTOKAR üretimi Arma, içinde taşıdığı 12 personele zırh duvarlarıyla üstün bir koruma sağlıyor. 6X6 ve 8X8 modelleri bulunan zırhlı aracın üzerine hava savunma sistemi Mızrak, içeriden kumanda edilebilen değişik çapta ağır silahlar ya da 120 mm’lik havan topu monte edilebiliyor. Amfibik özelliği de bulunan araç, su üzerinde 8 km, düz yolda ise 105 km hız yapıyor. Tek depoyla 700 km menzili bulunan Arma’nın ağırlık kapasitesi 24 ton. Arma’nın ayrıca patlakgider lastikler, gece görüş ve termal kameraları da var.
5/28

FIRTINA OBÜSÜ T-155 Bir top mermisi düşünün. 40 km uzaktaki hedefe atıldığında 100 metre çapındaki her şeyi etkisiz hale getiriyor. Merminin yanılma payı, Fırtına hareket halindeyken ateşlendiğinde bile birkaç metreyi geçmiyor. Üstelik ASELSAN üretimi ‘Volkan’ atış sistemi sayesinde, 8-25 km arası hedeflere ardı ardına atılan 3 top, farklı açılarla atıldığı için aynı noktaya aynı anda düşüyor. Bu özellik, 3 obüsün yükleneceği görevin tek bir Fırtına ile yerine getirilebilmesini sağlıyor.
6/28

Kara Kuvvetleri’nin en etkili atış gücünü oluşturan T-155 Fırtına, 1995 yılında geliştirilmeye başlanmasından bu yana çok mesafe katetti. İlk modellerinde 30 km öteyi vurabilen Fırtına’nın menzili, sonraki versiyonda 40 km’ye çıkarıldı. 155 milimetre 52 kalibre silah sistemine sahip ‘cehennem topu’nun namlusu 8 metre! Almanya’nın Türkiye’ye PZH-2000 modeli obüsü satmayı reddetmesinden sonra Güney Kore yapımı ‘K9 Thunder’ modeli temel alınarak Türk mühendislerce geliştirildi. Adam boyu çamur ve karda bile sorunsuz ilerleyen, 30 saniye içinde göreve hazır hale gelen, 1 dakika içinde 6 top atışı gerçekleştirebilen 47 tonluk Fırtına, sabit mevzideki bombardıman sonrası 30 saniye içinde hareketlenip mevzi değiştirebiliyor. Böylece düşman ateşine maruz kalma riskini de minimum düzeye indiriyor. Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'nun Kırıkkale'deki fabrikasında üretilen Fırtına'da, NATO standardı her cins 155 milimetre obüs mühimmatı kullanılabiliyor. Fırtına obüsleri son olarak Suriye ve Irak sınırındaki bölgelerde terör örgütleri PKK ve IŞİD’e yönelik hedeflerin imhası için kullanıldı.
7/28

KİRPİ Terör örgütlerinin elyapımı patlayıcı ve mayınlarla güvenlik güçlerini hedef alması, özellikle personel nakillerinde olmazsa olmaz bir ihtiyacı ortaya çıkardı: Ağır zırhlı taşıyıcılar. Envanterindeki hafif zırhlı araçların bombalı saldırılara karşı dayanıksız oluşuna çare arayan Türk Silahlı Kuvvetleri, ‘Kirpi’ zırhlısını üreten BMC firmasının kapısını 2009 yılında çaldı. Yapılan anlaşmayla BMC’ye 468 adet Kirpi siparişi verildi. Üretime başlayan şirket kısa zamanda 278 aracı Mehmetçiğin kullanımına tahsis etti. Fakat firmanın ekonomik darboğaza girmesiyle birlikte 2011 yılında Kirpi üretimi durdu. Sıkıntılar devam edince savunma devi BMC, borçlarından ötürü önce TMSF’ye devredildi, mali sorunlar halledildikten sonra şirket yeni sahiplerine satıldı. Yarım kalan üretim de yeniden başladı. Firma ile bir anlaşma daha yapılarak, 321 Kirpi daha istendi. Üretimi hızlandırılan yürüyen kalelerden TSK’ya şimdiye dek 600’ün üzerinde teslimatın gerçekleştiği belirtiliyor.
8/28

Patlama sonrası sarsıntıdan en az etkilenecek şekilde tasarlanmış koltuklarında 13 personel taşıyabilen Kirpi, mayın, balistik patlayıcı ya da yüzlerce kiloluk elyapımı bombadan etkilenmiyor. Saatte 105 km hıza ulaşabilen Kirpi, 120 cm derinlikteki suyun içinden de sorunsuz geçebiliyor. Yaklaşık 3 metre yüksekliği bulunan 16 ton ağırlığındaki 4X4 Kirpi, patlasa bile kendi kendine şişebilen tekerleri sayesinde 40 km daha yol alabiliyor. Tek depo benzinle 800 km gidebilen ‘yürüyen kale’, şimdiye dek pek çok kez PKK saldırılarına hedef oldu. Örgütün yola döşediği yüzlerce kiloluk bomba bazen Kirpi’yi yol kenarına fırlattı, bazen de parçalara ayırdı ama içinde askerlerin bulunduğu korumalı tank hep tek parça durumda kaldı. Kirpi ile sevkiyatta şimdiye dek hiç şehit verilmedi.
9/28

TULPAR Tulpar, A400M ile taşınabilirlik, modüler koruma yapısı, elektronik alt yapı ve düşük siluet gibi teknik ve taktik özellikleri ile geleceğin zırhlı muharebe aracı. Geniş iç hacmi, yüksek taşıma kapasitesi ve esnek mimarisi ile gelecekte ortaya çıkabilecek zırh ve görev donanımı ihtiyaçlarına cevap verebilecek genişleme kapasitesine sahip.
10/28

URAL Otokar firmasının ürettiği bir diğer zırhlı personel taşıyıcı ise Otokal Ural.
11/28

Tamamı zırh sacından üretilmiş personel kabini ile farklı tehditlere karşı sağladığı üst seviye personel korumasına ilave olarak; geniş iç hacmi ve koltuk ara mesafeleri, ergonomik tam boy koltukları, süspansiyonu ve sınıfındaki en büyük lastik ebadı sayesinde personel konforunu da en üst seviyede tutuyor.
12/28

OTOKAR COBRA Otokar Cobra, Otokar firması tarafından 1997 yılında üretimine başlanan bir zırhlı personel taşıyıcı aracı. Azami 110 km hıza çıkabilen araçta bir adet 1 × 7.62 mm veya 12.7 mm makineli tüfek bulmakta.
13/28

9 personel taşıma kapasiteli lastik tekerlekli 4x4 Cobra Zırhlı Aracın amfibik versiyonu da bulunmakta. Kazakistan Silahlı Kuvvetleri ihtiyacı için Otokar şirketi Kazakistan Engineering şirketi ile 2011 yılında yapılan anlaşma doğrultusunda ortak lisanslı üretim yapılmakta.
14/28

OTOKAR COBRA 2 Otokar 2013 yılında, Zırhlı Personel Taşıyıcısı Cobra'nın yeni versiyonu olan Cobra 2'yi tanıttı. Mayına dayanıklı olan ve aynı zamanda yüzebilen ender ürünlerden COBRA 2'de aracın iç hacmi ve koruması ilkine oranla arttırıldı.
15/28

Cobra 2, Üstün hareket kabiliyeti ve 9 personel taşıma kapasitesinin yanında personele sağladığı yüksek koruma, ateş gücü ve görev ekipmanları ile askeri uygulamalar için ideal. Cobra 2, en zorlu arazi ve iklim koşullarında üstün performans sağlar.
16/28

ATILGAN İkisi de alçak irtifa hava savunma sistemleri. ‘Hareketli birlikleri’ korumakla görevli Atılgan’da zırhlı paletli araç üzerine yerleştirilen lançer, 8 adet Stinger füzesini lazerle belirlenen hedeflere ateşleyebiliyor. Atılgan, görev yaptığı birliği alçak irtifadaki helikopter, uçak ve füzelerden koruyor.
17/28

ZIPKIN Benzer özelliklere sahip Zıpkın ise hava tehditlerine karşı askeri tesis gibi sabit birliklerde görev yapıyor.
18/28

UMTAS FÜZE UMTAS Dünyanın en gelişmiş ve en yeni uzun menzilli tanksavar füzesi. Resmi adı UMTAS (Uzun Menzilli Tanksavar Sistemi) olan Roketsan üretimi milli füze, hedefteki tankı en az 8 kilometreden etkisiz hale getiriyor. Başta ATAK olmak üzere helikopterler için geliştirilen Mızrak, zırhlı araç, İHA, Hürkuş hatta gemilere de monte edilebiliyor. Roketsan yetkilileri, Mızrak’ın delemeyeceği bir zırhın bulunmadığını dile getiriyor.
19/28

-SOM-
Müşterimiz ABD
Türk mühendislerinin gurur projelerinden biri olarak öne çıkan seyir füzesi SOM (Stand Off Missile), milli savunma sanayiinin geldiği noktayı göstermesi bakımından önem taşıyor. TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen, üretimi ise ROKETSAN tarafından yapılan seyir füzesi, son birkaç yıldır savunma fuarlarının gözdesi haline geldi. F4 veya F16 uçaklarından karaya ya da denize fırlatılabilen SOM’un yetenekleri saymakla bitmiyor. İlk versiyonunda 230 kg harp başlığına sahip olan toplamda 600 kg ağırlığındaki füze, tüm hava şartlarında görev yapabiliyor.
BU SOM ÇOK AKILLI
İlk versiyonu 300 km menzilli SOM, seyir esnasındaki akıllı görüntüleme teknolojisiyle dikkat çekiyor. Füzenin ön kısmında bulunan özel tarayıcı coğrafi haritalandırma yapıyor. Vurulacak noktaya ilişkin önceden hafızasına yüklenen görüntülerin seyir halinde karşısına çıkan unsurlarla benzeşip benzeşmediğini havada analiz edebilen SOM, merkeze fotoğraflı veri göndererek muhtemel yanıltmalara karşı koyuyor ve hedefe ilişkin ‘teyit’ gelmesini bekliyor. Ateşlendikten sonra yer istasyonlarıyla iletişimini kaybetmeyen milli füze, yeni komutlar ve hedef güncellemesi alabiliyor. Yani SOM, havadayken bambaşka bir yere yönlendirilebiliyor.
İLETİM HATTI KEMENT
Önceden belirlenmiş noktalar arasındaki ani değişimler kara istasyonundan ya da havadaki bir uçaktan füzeye anlık gönderilebiliyor. Bu iletişim ise milli yazılım KEMENT ağ sistemiyle yapılıyor. TÜBİTAK tarafından geliştirilen kapalı devre ağ sistemi KEMENT, hava-hava ya da hava-yer arasında anlık veri irtibatı sağlıyor. Sistem sayesinde örneğin Karadeniz açıklarındaki bir uçaktan fırlatılan SOM füzesi, Trabzon’daki hedefe gidecekken, Sinop’taki askeri bir istasyon, füzenin komutasını ele alarak ona başka bir hedef yükleyebiliyor. Eğer son hedef henüz belirlenmemişse füze, havada beklemeye geçiyor. Belli bir dairede otomatik turlayıp yeni komutlar bekliyor. Hem oldukça alçaktan ilerlemesi hem de özel boyası, SOM füzesinin radara yakalanmasını neredeyse imkansız kılıyor.
KUTU
Seyir hedefi 800 km
Gemiler başta olmak üzere uçak hangarları, sığınaklar, radar istasyonları gibi düşman hedeflerini yok etmek için geliştirilen SOM füzesi, yapılan testlerden tam not aldı. Antalya açıklarında bir savaş jetinden fırlatılan SOM, Konya’daki boş bir otobüsün üst camından girerek hedefi tam 12’den vurdu. TÜBİTAK üretimi füze, dünyanın en gelişmiş 5. nesil savaş uçağı olarak gösterilen F35’lerin ana mühimmatı olacak. Yani ABD, savaş uçaklarının füzelerini Türkiye’den alacak. ROKETSAN, F35’ler için füzenin SOM-J modelini tasarladı. Türkiye’nin göğsünü kabartan yerli seyir füzesinin menzilini artırma çalışmaları ise sürüyor. Yetkililer SOM menzilinin 800 km’ye çıkarıldığını, bu versiyonda da test atışlarının başarıyla tamamladığını belirtiyor. Yüzde 100 yerli SOM’un turbo jet motorlarını ise Kale Grubu üretiyor.
20/28

CİRİT FÜZESİ Zırhlı-zırhsız araçlardan atılan ve sabit ya da hareketli hedefleri en az 8 km uzaktan vuran ROKETSAN üretimi Cirit, aslında ATAK helikopterinin ana mühimmatından biri. Lazer güdüm kiti ve terminal tarayıcısıyla hedef isabetinde oldukça hassas olan Cirit, yakında ANKA’ya da monte edilecek. Katı yakıtla çalışan bu 15 kg’lık füze, yurtdışında da ilgi görüyor. ROKETSAN, Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaklaşık 200 milyon dolarlık 10 bin adet Cirit füzesi sattı. ‘Zırh delici’, ‘antipersonel’, ‘yangın çıkarıcı’ ve ‘yüksek infilaklı’ gibi harp başlıklarına sahip Cirit’in ‘kaideye monteli’ zırhlı araç versiyonu da var.
21/28

TCG BÜYÜKADA -MİLGEM-
Kendin yapmazsan
paranla bile alamazsın
1914 yılında satın aldığımız 2 savaş gemisini, parasını ödememize rağmen vermeyen İngiltere’yi üzen gelişme, biraz gecikmeyle de olsa, yaklaşık bir asır sonra yaşandı. Türkiye kendi savaş gemisini kendi tersanesinde kızaktan indirdi. Savaş gemisi üretmek için yüzyıllardır batıya muhtaç durumda olan Türkiye, ‘MİLGEM’ olarak kodlanan Milli Gemi Projesi ile bir zinciri daha kırmayı başardı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın ilk olarak 1996 yılında projelendirdiği çalışmaya göre, 2008’e kadar 12 adet fırkateyn üretilmesi öngörülüyordu. Ancak sonraki yıllarda gerek ekonomik krizler, gerekse de yönetim zaafiyetleri, denizlerdeki bu parlak hayalin ertelenmesine yolaçtı.
İSTİKRARLA GERÇEKLEŞEN HAYAL
2002’deki tek parti iktidarıyla birlikte sergilenen ekonomik performans, savunma sanayiinde rafa kaldırılan projelerin masaya yeniden konulması için önemli bir fırsat oldu. 2004 yılındaki Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) zirvesi, sonraki yıllara yansıyan etkileri bakımından bir milat anlamını taşır. Birçok projenin milli imkanlarla hayata geçirilmesi için sergilenen kararlı tutum, etkisini çabuk gösterdi. Yerli gemilerin üretimi yolunda ilk somut adım, İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda MİLGEM Tasarım Ofisi’nin kurulması oldu. Türk subaylarıyla üniversite profesörlerini ve sivil mühendislerle teknisyenleri aynı çatı altında buluşturan ofiste, milli gemilerin özgün tasarımları yapıldı. Merkezin adı daha sonra Dizayn Proje Ofisi olarak değiştirildi.
İLK 4’Ü BAŞARALIM
GERİSİ ELBET GELİR
MİLGEM kapsamında ilk etapta 12 fırkateynin üretimi planlanmıştı. Ancak bu sayı, başlangıç olarak 4’e düşürüldü. Üretilecek 4 gemide kullanılacak teknolojiyi milli savunma şirketleri karşılayacak, yerlilik payı olabildiğinde üst noktada tutulacak ve bu aşamada elde edilen tecrübeyle sonraki filoların tasarımına geçilecekti. Nitekim öyle de oldu. MİLGEM projesinde 4 gemilik başlangıç paketinin ilk gözağrısı ‘Heybeliada’nın yapımına, tasarım çalışmalarının tamamlanmasının ardından 2005 yılında başlandı. Onu daha sonra ‘Bozcaada’ takip etti. İlk iki gemi başarıyla suya indirilerek hizmete girdi. Filonun üçüncü gemisi ‘Burgazada’nın yapımı aynı tersanede sürüyor. Ekipler serinin son gemisi ‘Kınalıada’ya kaynak vurmak için ise talimat bekliyor. Dizayn Proje Ofisi’nde MİLGEM’i tasarlayan subaylardan birinin şu sözleri kayda değer: “İçinde bulunduğumuz yoğunluktan dolayı ne kadar önemli bir işi başardığımızın, sahip olduğumuz yeteneklerin farkına bile varamamıştık. Fakat şimdi, hayata geçirdiğimiz bu yeteneklerin dünyada yalnızca birkaç ülkede olduğunu biliyoruz. Bunlara bakınca, ileride daha neler başarabileceğimizi düşünmek beni gerçekten heyecanlandırıyor.”
22/28

Heybeliada ve Büyükada’nın ardından sıra Burgazada’ya geldi. Eylül 2013’te İstanbul Tersanesi’nde yapımına başlanan geminin gelecek yıla bitirilmesi bekleniyor. Donanmada ‘F513’ kodu verilecek Burgazada’dan sonra, ilk 4 gemilik filonun son üyesi Kınalıada’nın yapımına başlanacak. Korvet sınıfı milli gemilerin yapımı ortalama 36 ay sürüyor. Yaklaşık yüzde 80’e ulaşan yerlilik oranıyla hem savunma sektörüne önemli katkılar sunan hem de devlete masrafların yükünü hafifleten milli gemilerin 250’şer milyon dolara mâlolduğu belirtiliyor. Benzer özelliklerde bir geminin dışarıdan satın alınması halinde maliyetin 550 milyon doları geçeceği dile getiriliyor. Sadece rakamlar bile, gemilerin neden yerli imkanlarla üretilmesi gerektiğini kanıtlar nitelikte.
23/28

-HEYBELİADA-
Sonunda oldu işte!
İçinde 200 yıllık Denizcilik Lisesi’nin bulunduğu Heybeliada, bahriyeli subayların gönlünde ayrı bir yer tutar. MİLGEM’in ilk meyvesi olan 99x15 metrelik korvete bu yüzden ‘uğurlu başlangıç’ dilekleriyle ‘Heybeliada’ ismi verildi. Pendik’teki Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı İstanbul Tersanesi’nde 2005 yılında ilk kaynağı vurulan TCG Heybeliada, Akdeniz’i bir Türk gölü haline getiren Preveze Deniz Zaferi’nin 470’inci yıldönümünde, 27 Eylül 2008 tarihinde suya indirildi. Bu tarihten itibaren, hizmete girdiği 2011’e kadar 3 yıl boyunca gemiye ASELSAN, HAVELSAN, TÜBİTAK, üniversiteler ve yerli sanayiden birçok firmanın ürettiği donanım monte edildi, sistem entegrasyonları yapıldı.
HAYALET 511
Her birimde yüzlerce ayrı testten başarıyla geçen Heybeliada, 2 bin 300 ton ağırlığıyla su üstünde 55 km hıza ulaşmasına rağmen bir o kadar da sessiz ilerlemeyi başarıyor. ‘F511’ kodu verilen korvet sınıfı savaş gemisinin en önemli özelliği şüphesiz, radarda çok küçük bir iz bırakması, bazen de radara hiç yakalanmıyor olması... Yani bu bir ‘hayalet gemi’. Heybeliada’nın, oldukça düşük sualtı gürültü seviyesi ile de dünyadaki bütün rakipleriyle boy ölçüşebileceği belirtiliyor. Bu geminin yapımıyla birlikte Türkiye, kendi savaş gemisini tasarlayıp üretebilen 10 ülke arasında yerini aldı.
KUTU
Git gel Cebelitarık
İhtiyaç duyduğu 30 mW’lık elektrik gücünü 2 dizel 1 de gaz türbini ile elde eden 43 beygir gücündeki gemi öylesine etkili bir performansa sahip ki, İstanbul’dan denize açılıp lojistik desteğe ihtiyaç duymaksızın Cebelitarık Boğazı’na dek gidip geri gelebiliyor. Bir helikopter pistine, hava araçları için asansör sistemli hangara, aynı anda 100 personelin barınabileceği imkana sahip Heybeliada, gelişmiş hedef arama ve takip sistemleri, güdümlü mermi ve top sistemlerinin yanında, gemisavar füzeleri ve denizaltılara yönelik torpidolarla da teçhiz edildi.
24/28

GÖKTÜRK - 2 Çin'den fırlatılan yerli üretim Göktürk-2 uydusu yaklaşık 200 kilogram ağırlığında ve bir metreküp hacminde. Göktürk 2 uydusu, 2,5 metre çözünürlükte görüntü topluyor. Yerden 686 kilometre yükseklikte yörüngeye giren uydu her 93 dakikada dünyanın çevresinde bir tur atıyor.
25/28

-LAZER SİLAHI-
Işın kılıcına ilk adım
Milyon dolarlık
füzeyi birkaç
lirayla düşür (PATLAK)
Her ne kadar olmasını dilemesek de ışın savaşlarının yaşanacağı yeni bir çağ başlıyor. Kritik lazer silahları teknolojisine uzak kalmak istemeyen Türkiye, ilk etapta alçak irtifa tehditleri için kendi ‘ışın kılıcı’nı üretti. ASELSAN, TÜBİTAK ve Bilkent Üniversitesi işbirliğinde geliştirilen ve bilim-kurgu filmlerini aratmayacak milli lazer silahı, havadan gelebilecek her türlü hedefe karşı -uçak, İHA, füze, roket- kullanılacak. ASELSAN’ın şimdilik 20 kW elektrik gücünü iletecek şekilde ürettiği ‘yönlendirilmiş enerji silah sistemi’, ilk etapta gemilere monte edilecek. Birkaç km uzaktaki herhangi bir füzeyi yok etmek, daha uzaktaki bir füzeyi ise görevini yapamaz hale getirmek için tasarlanan silah, dünyada çok az ülkede bulunuyor. 2013 yılında başlayan projenin ilk etabı tamamlandı. IDEF 2015’te resmen görücüye çıkan lazer platformu hibrit özellikli. Yani platform hem lazer hem de AKKOR benzeri yakın mesafe roket sistemine sahip. Projenin ikinci etabı kapsamında 2019’a kadar çok daha gelişmiş bir lazer silahının hayata geçirilmesi bekleniyor. Uzmanlar hazır bir lazer silahını kullanmanın ucuzluğuna dikkat çekiyor. En basiti bile 10 binlerce liraya mâlolan füzeler, lazer silahıyla yalnızca birkaç lira maliyetle etkisiz hale getirilecek.
26/28

-HİSAR-
Yüksek irtifaya
bir adım kaldı
Milli hava savunma sistemini kurma yolunda Türkiye, son yıllarda önemli mesafeler katetti. Alçak ve orta irtifa hava savunması için 2011’de başlanan Hisar füzesi projesi bunlardan biri. Radar ve atış kontrol cihazlarını ASELSAN’ın, füzeyi ise ROKETSAN’ın yaptığı sistemin test atışları başarıyla tamamlandı. İlk darbe motorunu ateşleyerek platformdan havalandıktan sonra belli bir irtifaya ulaşan, ardından ikinci motorun alev almasıyla hedefe kilitlenen Hisar, -şimdilik- 10 bin metre yükseklikte ve 16 km uzaklıktaki araçları vurabiliyor. Hisar ayrıca, aynı anda farklı yönlerden gelerek fırlatma lançerinin üzerinden geçen çok sayıda uçağa karşı da ‘dikey atış’ yapabiliyor. Füzeler aynı anda tam yukarı doğru ateşlendikten sonra her füze, kendi hedefindeki uçağa doğru yöneliyor.
KORKUT İLE ENTEGRE
Hisar, dakikada 35 mm’lik 1100 mermi atan ve elektro-optik algılayıcılarla hava hedeflerini tarayan Korkut hava savunma sistemiyle entegre biçimde çalışıyor. İlk kez çift darbeli roket motoruna sahip bir füzeyi başarıyla uçuran Türkiye, Çin ile geliştirilecek uzun menzilli hava savunma sistemiyle de gücüne güç katmak istiyor. Türkiye’nin ‘ortak üretim’ ve ‘teknoloji transferi’ gibi taleplerine olumlu yanıt veren Çin ile HQ-9 füzesi konusunda pazarlıklar sürüyor.
27/28

-ANKA-
Bulutların
üzerinde
yerli ve silahlı
Türkiye, insansız hava aracı (İHA) teknolojisinde son yıllarda dev adımlar attı. 23 bin feet/7 km yükseklikte 18 saat görev yapacak şekilde tasarlanan BLOK-A tipi ANKA’ların tamamlanmasının ardından TAI, bir üst versiyon olan BLOK-B’yi üretti. Yerli insansız hava aracının ikinci modeli ANKA-B, 30 bin feet/10 km irtifada 24 saat boyunca izleme yapabiliyor. ASELSAN üretimi elektro-optik (FLIR) kameralarla donatılan ANKA, 250 kg faydalı yük taşıyabiliyor, gece-gündüz şartlarında otomatik iniş-kalkış yapabiliyor.
TÜRK-SAT’IN OLDUĞU HER YERDE
1,5 tonluk kalkış ağırlığındaki ilk ANKA’ların ardından Türk mühendisleri ‘silahlı İHA’ için de kolları sıvadı. 5 tonluk kalkış ağırlığına sahip olacak ANKA-S, önceki araçların 250 kg’lık faydalı yük kapasitesini 1 tona çıkarıyor. Bu rakam, ANKA-S’in istihbari gözlem ekipmanlarının yanında hatırı sayılır miktarda bomba taşıyabileceği anlamına geliyor. ANKA-S’te fark yaratan en önemli unsur ise silahın dışında şüphesiz SAT-COM donanımına sahip olması. Havada iken sürekli TÜRK-SAT uydularıyla iletişim halinde olacak araca, İngiltere’den Güney Afrika’ya, oradan da Moğolistan’a uzanan bir üçgen içinde komut gönderilebilecek. 2016 yılında tamamlanacak ANKA-S’in 2017’de TSK envanterine girmesi bekleniyor. Gelişmiş gözlerle donatılan araç, 200 km çapındaki herhangi bir alıcıya HD görüntü nakledebiliyor.
KUTU 1
Motoru hazır gibi
Motoru dışında her şeyi yerli olan ANKA, birkaç yıl içinde yüzde 100 milli bir motorla uçacak. TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) tarafından geliştirilen turbodizel tipi 165 beygir gücündeki yerli motorlar, halen devam eden kalifikasyon testlerinin bitmesinin ardından seri üretilerek 2016’da ANKA’lara monte edilecek. Böylece Alman Thielert firmasınca üretilen motorların kullanımına son verilecek. ‘Daha yüksek irtifa daha düşük yakıt’ prensibiyle üretilecek milli İHA motorunun beygir gücü, ek geliştirmelerle birlikte 200’e çıkarılacak. Dünyada tek rakipleri Amerikan Predator ve İsrail yapımı Heron’lar olan ANKA, silahlı modeliyle birlikte önemli bir eşiği de aşmış olacak. Türkiye, İHA teknolojisinde dünyada ilk 5 ülke arasında gösteriliyor.
28/28

İşte yüzde 100 yerli silahlar
#silah
#yerli
#üretim
#tsk






