'Bu eve gelene ekmeğini verin, inancını sormayın'

Kadir Demirel
00:0018/08/2012, Cumartesi
G: 17/08/2012, Cuma
Yeni Şafak
'Bu eve gelene ekmeğini verin, inancını sormayın'
'Bu eve gelene ekmeğini verin, inancını sormayın'

Türkiye'nin serhad şehri Kars, Horasan bölgesinin batısında Bistama bağlı Harakan'da hicri 352'de doğan Ebul Hasan Harakani Hazretleri'ne ev sahipliği yapmanın haklı gururunu yaşıyor asırlardır. Gözü ve gönlü tok olan, insanlar arasında din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın sade Allah'ın rızasını kazanmaktan başka hiçbir düşüncesi olmayan Harakani Hazretleri bir sohbet sırasında, “Bu eve gelen herkese ekmeğini veriniz, inancını sormayınız” diyerek hoşgörü abidesi olmuştur.

izleri, TRA2 Düzey 2 Bölgesini kapsayan Serhat Kalkınma Ajansı'nın, faaliyet yürüttüğü Ağrı, Ardahan, Iğdır ve Kars'taki dini mekanlara doğru bir yolculuğa götürüyoruz.

Serhat şehri Kars'ı ayakta tutan manevi dinamiklerin başında Ebul Hasan Harakani Hazretleri gelir. Harakani Hazretleri'nin Horasan bölgesinin batısında Bistama bağlı Harakan'da hicri 352'de doğduğu bilinmektedir. Ümmi olup Bayezıd-ı Bistami Hazretleri'nin ruhaniyeti ile feyz alarak Üveysi tarikle yetişmiş hem zamana hem de kendisinden sonraki dönemlere damgasını vurmuştur. Harakani Hazretleri'nin adı Ali Bin Cafer, künyesi de Ebul Hasan olarak bilinmektedir. Bayezıd-i Bistami Hazretleri'nden 91 yıl sonra dünyaya gelen Harakani Hazretleri'nin geleceğinin müjdesi verilir. Bayezıd-i Bistami'nin (k.s) Dihistan'da şehitlerin bulunduğu kum tepeyi her yıl ziyarete gittiği ve Harakan'dan geçerken de durup havayı kokladığı, koku almadıklarını söyleyen müritlerine 'buradan öyle bir er gelecek ki benden üç derece önde olacak bu kişinin adı Ali künyesi Ebul Hasan'dır' der.

ALTIN SİLSİLESİNİN 6. HALKASI

Nakşibendiyye silsilesi olarak da bilinen silsile-i aliyeyi büyük alim ve veliler oluşturur. Tıpkı altın bir gerdanlık gibi üç koldan Peygamber Efendimiz'e bağlanır. Ebul Hasan Harakani'ye kadar sıralama şu şekildedir:

1-Peygamber Efendimiz(s.a)

2- Ebu Bekir Sıddık (r.a)

3-Selmani Farisi (r.a)

4-Kasım bin Muhammed

5-Cafer-i Sadık (r.a)

6-Bayezıd-ı Bistami (Hz)

7-Ebul Hasan Harakani (Hz)

On iki yıl boyunca Bayezid-ı Bistami Hazretleri'nin türbesine bekçilik eden Harakani Hazretleri ümmi olduğu halde Kur'an-ı Kerim'i hıfz etti. Harakani Hazretleri'nin her gün akşam vakti Harakan'dan Bistama dergaha gelir sabah namazına kadar şöyle dua ederdi: “Allah'ım Bayezıd'a ihsan ettiğin ilimlerden Hasan kuluna da ihsan eyle.' On iki yıl sonunda nihayet duası kabul olur. Bayezıd-i Bistami Hazretleri'nin himmeti ile Kur'an-ı Kerim'i hıfz edip irşat mertebesine erişti.

İNSANI ÜÇ ZÜMREYE AYIRMIŞTIR
  • Sen kendisini incitmediğin halde o seni incitir, sen kendisini incittiğin için o da seni incitir, sen kendisini incitsen de o seni incitmez.
  • Bir mümini incitmeden sabahtan akşama varan kimse o gün akşama kadar Hz. Peygamberle yaşamış gibi olur.
  • Eğer bir mümini incitirse Allah onun o günkü ibadetlerini kabul buyurmaz.
  • Harakani Hazretleri kibiri hiç sevmezdi. Zaten Allah dostlarının sıfatlarının biri de tevazu sahibi olmalıdır. Buyurdu ki: “Tandırdan elbisene bir ateş sıçrasa onu hemen söndürmeye çalışırsın, dinin, yakan bir ateşe yani kibir, haset ve riya ateşlerinin kalbinde durmasına neden razı oluyorsun.'

    Bir çok büyük zat ondan feyz alarak yetişmiştir. “Bu eve gelen herkesin ekmeğini veriniz inancını sormayınız. Can taşıyan herkes Ebul Hasan'ın sofrasına layıktır” sözü Mevlana'nın 'ne olursan ol gel' cümlesinde etkisini gösterir.

    İbni Sina gibi bir çok kişinin ziyaret ettiği büyük zat mürşide Ebul Hasan Harakani'nin ününü Gazneli Mahmut da duyar. Saraya davet eder ancak Harakani Hazretleri din işleri ile çok meşgul olduğu için daveti reddeder. 'O gelmiyorsa biz onun dergahına gideriz' der ve Sultan Mahmut biraz da imtihan amacıyla dergaha gider. Harakani Hazretleri ayağa kalkarak karşılamaz ve özel ilgi göstermez Sultan Mahmut'a. Bir süre sonra sohbet ilerler Sultan Mahmut öylesine etkilenir ki bir kese altın verir mürşide. Ebul Hasan Harakani Hazretleri de ona bir parça yulaf ekmeği ikram eder. Sultan sert olduğu için çiğner çiğner ama yutamaz lokmasını. Bunun üzerine Harakani 'Bu lokma nasıl kaldı ise boğazında, bizim boğazımızda da kalır' diyerek kabul etmez. Gazneli Mahmut 'o halde bana nasihat ediniz' der. Harakani hazretleri şu dört şeyi söyler: 1- Günahlardan sakın. 2- Namazını cemaatle kıl. 3- Cömert ol. 4-Mahlukata şefkatli ol.

    Sultan Mahmut ayrılırken bu kez Harakani uğurlamak için ayağa kalkar. Buna şaşıran padişah sorar “Geldiğimde kalkmadınız giderken ayağa kalktınız, sebebi nedir ?” der. Ebul Hasan Harakani cevap verir: “Gelirken padişah olmanın kibri ile bizi imtihan etmek maksadıyla içeri girdiniz. Oysa şimdi dervişler gibisiniz. Dervişlik haline saygılı olmak lazım gelir” diye konuşur.

    KARS MUHAREBESİNDE ŞEHİT OLDU

    Ebul Hasan Harakani Hazretleri kendisinden sonra Yusuf Hemedani'yi o da hoca Ahmet Yesevi gibi büyük zatları yetiştirmiştir. Ebul Hasan Harakani Hazretleri hicri 412-429 yılları arasında Harakan'dan gelerek müridleriyle birlikte Kars muharebelerine katılmış Yahniler Dağı'nda sağ bacağı ve sol pazusundan yara alarak kan kaybından şehit düşer. Bugün hem memleketi Harakan'da hem de Kars'ta iki ayrı türbesi mevcuttur. Evliya Çelebi'nin anlattığına göre, Osmanlı padişahı 3. Murat Anadolu'nun yeniden imarı için Lala Mustafa Paşa'yı görevlendirir. Mustafa Paşa Kars'a gelir kalenin onarımı sırasında askerlerinden birisi bir rüya görür. Rüyasında bir zat ona adının Ebul Hasan Harakani olduğunu ve kabrinin burada olduğunu, orayı kazmalarını söyler. Asker, Mustafa Paşa'ya durumu anlatır ve işaret edilen yer kazılır. Kazı yapılırken üzerinde “Menem Şehidü Şaid Harakani” yazılı mermer bulunur. Mermeri kaldırdıklarında mürşidin mezarı ortaya çıkar. Sağ ayağındaki makreme iplik ile sırtındaki hırkanın dahi çürümediğini görürler. Sol pazusundaki yarası ise hala kanamaktadır. Tekbirlerle mezar kapatılır. Ebul Hasan Harakani adına türbe ve cami yaptırılır. Kars halkı Harakani Hazretlerini bağrına basmıştır. Onun adına kurulan Harakani Vakfı'nda bugün bile onlarca öğrenci yetiştirilmektedir.


    “Ey Allah'ım benim zamanımda ve benden sonra, benim adımı duysun duymasın ziyaretime gelen topluluğu bağışlamanı dilerim' (Ebul Hasan Harakani)
  • Dilini Allah'tan başkasını anmamak için mühürle! Kalbini Allah'tan başkasını düşünmemek için mühürle! İhlassız bir iş yapmaman için davranışlarını mühürle! Helal olmayan bir şeyi yememek için dudaklarını mühürle!
  • Nimetlerin en hayırlısı çalışılarak kazanılandır
  • Siz Allah'tan bahsederken, başka şeyden konuşanla arkadaşlık etmeyiniz
  • Dünyanın peşinden koşarsan o senin padişahındır. Ondan yüz çevirirsen sen ona sultan olursun
  • Ne zaman Allah'ın varlığına nazar etsem kendi yokluğumu görürüm, ne zaman kendi varlığıma nazar etsem Allah'ın varlığını görürüm.

  • 'Allah kapısında 50 yıl bekle ben sana kefil olurum'

    Nitekim bir sohbetinde müridlerine şöyle buyurdu: “Kimin kapısında bir yıl beklesen neticede birgün der ki gel bakalım niçin orda duruyorsun, Allah kapısında 50 yıl bekle ben sana kefil olurum. Muazzam bir insan sevgisine sahip tasavvuf anlayışı vardı: “Türkistan'dan Şam'a kadar sahada birinin parmağına batan diken benim parmağıma batmıştır, birinin ayağına çarpan taş benim ayağıma çarpmıştır, onun acısını ben de duyarım. Bir kalpte üzüntü varsa o kalp benim kalbimdir' İlahi yolda esas gayenin insana hizmet etmekten geçtiğini bilir ve şöyle derdi: “Sabahleyin kalkan alim ilminin artmasını, zahid zühdünün artmasını ister. Ben ise bir kardeşimin gönlünü neşeyle doldurma ve onu sevindirme derdindeyim.”