
Dönemin Başbakanı Nihat Erim'in, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmesini önlemek için 04.00'de Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'na mektup yazdığı ortaya çıktı.
BİLAL ÇETİN / ANKARA
Nihat Erim'in 'Günlükleri'nde yer alan ve yakın tarihimize ışık tutan bazı bölümlerde şu bilgiler yer alıyor:
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına yönelik ilk kanunun Meclis'te kabul edilmesi üzerine dönemin Başbakan'ı Nihat Erim, Cumhurbaşkanı ile Ankara Sıkıyönetim Komutanı'na mektup yazdığını bildiriyor. Gezmiş ve arkadaşlarının idamını öngören kanunun Meclis'te gece 03.30'da kabul edilirken, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'na gönderilen mektupta ise "Özel Kalem Şefi Osman Canan tarafından Ankara Skyönetim Komutanlığı Nöbetçi Subayı Piyade Üsteğmen Hasan Güneycan'a verildi. Saat 04.00 notu bulunuyor. Nihat Erim'in Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'na yazdığı mektup ise Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamına ilişkin kanunu iptal ettirmek üzere CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne başvuracağı belirtilirek, ileride telafisi imkansız durum ortaya çıkmaması için infazın yapılmaması isteniyor.
12 Mart 1971 Muhtırası'yla ilgili olarak Nihat Erim günlüğünde şu satırlar yazıyor: "12 Mart saat 17.00'de hükümet çekilmiş. İstifa tezkeresinde Demirel, 'Hukuk devleti ve Anayasa ile bağdaşmayan bu tutum karşısında çekildiğini' söylüyor. CHP'ye gelince. İnönü istifa üzerine 'Demokratik usül yürüyor' demiş. Hangi demokrasi, hangi Anayasa. Ültimaton veriyor kumandanlar. Hükümet çekiliyor. Doğrusu Demirel'in istifasında yazdığıdır. İnönü 12 Mart gecesi yeni bir demeçle ilkini tahsis ediyor. 'Benim söylediğim bir temennidir' dedi.
Hükümeti kurma görevinin kendisine verilmesinin ardından kabineyi nasıl oluşturduğuna ilişkin günlükte şu bilgiler yer alıyor: "CHP'den İstanbul Milletvekili Amiral Sezai Orkunt'a Ulaştırma Bakanlğı teklif ettim. Kabul etti. Fakat ertesi gün ona da gene ordudan itiraz geldi. Deniz Kuvvetleri Kumandanı Amiral Celal Eyiceoğlu "Eğer o bakan olursa, şapkamı alır giderim' demiş. Dünya Bankası'na gitmiş Atilla Karaosmanoğlu'nun Washington'a telefon ederek çağırdım. MİT onun için 'solcu' diye rapor verdi. Dinlemedim. Dünya Bankası Genel Müdürü Mr. McNamara'dan acele Amerikan istihbarat teşkilatı kanadından sordurdum. Şu cevap geldi: "Parlak bir beyin, sonsuz vatan sevgisi vardır, yalnız kendi kafasında olmayanlarla çalışmayı sevmez"
Sunay'la buluştuk. Bana 'Faruk'a güveniyorum. Memduh Tağmaç orduda fazla sevilmez, teması yoktur. Faruk sevilir' dedi."
"Cumhurbaşkanı ile buluştuk. Tağmaç'ı çağırmamıştı. Komutanların süre uzatımı konusunda şunları söyledi:
"Faruk Gürler'in Genelkurmay Başkanlığı'nı yakmayalım. Tağmaç'ı Haziran'da kontenjan senatörü yapalım. Faruk böylece Genelkurmay Başkanı olur' dedi. Muhsin Batur bana birkaç gün önce 'Albay ve daha yukarı rütbedekilerin iki yıl süre ile toplam süreleri uzatılırsa mesele kalmaz"dedi. Sunay bunu uygun görmedi. "Çok mesele çıkar. Yol olur. Yeni 1 Mart Muhtırası vermek heveslerini teşvik eder" dedi.
'Faruk'a güveniyorum. Memduh Tağmaç orduda fazla sevilmez, teması yoktur. Faruk sevilir' dedi."
"Cumhurbaşkanı devlet ileri gelenlerini yeni yıl dolayısıyla kabul etti. Siyasiler de vardı. AP Genel Başkanı Demirel ile el sıkıştık. Cumhurbaşkanı bu barışmayı arzu ediyordu. 27 Ekim'den beri görüşmemiştik. Benim o gün verdiğim demeç, onun cevabı da ağırdı. Sunay bana 'Şunla konuş biraz' dediyse de fırsat olmadı. Yalnız birarada resimler çektirdik. Genelkurmay Başkanı Tağmaç bugün bana eve geldi. 'Siyasilerin son zamanlardaki sözleri ve davranışları orduda istismar edili-yor.' dedi. İmzasız bir mektup almış. Bir generalin yazmış olabileceğini tahmin ediyor. Mektupta Cumhurbaşkanı'na atıp tutuluyor. Benim Demirel ile Çankaya'da barıştırılışımı Sunay'dan biliyorlarmış. Mektubu yazan 'Biz 12 Mart'tan sonra faaliyeti durdurmuştuk. Şimdi gene toplantılar yapmaya başladık' diyormuş."
Saat 11'de Milli Güvenlik Kurulu toplandı. Ankara sıkıyönetim komutanının Trabzon, Giresun, Ordu illerinin sıkıyönetim konulması teklifi ele alındı. Ben konuştum: "Sıkıyönetimi yaymakla birşey halledilemez,önce siyasi mesele halledilmeli. Ankara komutanı dün bildiri yayınladı. Bana sormadan yaptı. Halbuki yazı ile tedbir istemişti. Cevabını beklemeden bunu yaptı. Şimdi, İnönü bakalım buna karşı ne yapacak?' Cumhurbaşkanı benim işi gene istifaya getirdiğimi, bunun doğru olmadığını, liderlerinde benden şikayetçi olmakla beraber , kendilerine düşeni yaptıklarını söyledi. Ben cevap verdim "Kapris yapmıyorum. Geleceğimi görüyorum. Osmanlı tarihinde sadrazamın kellesi gider, parça parça ederler, ama kapıda 20 kişi sadrazam olmak için bekler. Bugün de başbakan olmak isteyen liyakatlı kişiler hamdolsun var. Zaruret görmesem bırakmak istermiyim" dedim. Az önce başyaver bir haber getirdi: CHP Merkez Yönetim Kurulu bakanlarını hükümetten çekme eğiliminde imiş. Ankara Skıyönetim Komutanın'nın bildirisi karşısında 'İşte' dedim. 'Görüyorsunuz. Ben bunu tahmin ettim' Cumhurbaşkanı İnönü'ye ve CHP'ye bir küfür savurdu, 'Cehenneme gitsinler' dedi."
"CHP kurultayı 5 Mayıs'ta başladı. Dün gece Ecevit'çilerin zaferi ile bitti. İnönü bugün genel başkanlıktan çekilmiş. Yeni bir dönem, Tarihi bir olay. Bunca mücadeleden gelip çıkan İnönü, Ecevit'e yenildi. Ama kendi hatası yüzünden Biz ona 1970 kurultayından önce Ecevit'in işi nereye götüreceğini, CHP'yi parçalayacağın söyledik. 'Ecevit komünist' diyenlere ben katılmıyorum. Ama tehlikeli bir adam. Oportünist, demagog ve yalanı rahat söylüyor."
----------------- imza------------------







