Ortadoğu'da başlayan isyanların dünyanın en kaliteli petrol üreticilerinden Libya'ya sıçraması ve oradan Suudi Arabistan'a yayılma riski, piyasaların en büyük kâbusu haline geldi. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde 1973'teki gibi bir petrol krizini yaşatabilir ve petroldeki her 20 dolarlık kalıcı yükseliş dünyayı her yıl yüzde 1 küçültebilir
ABD kaynaklı dünya finansal krizi tam atlatılmadan, şimdi de Kuzey Afrika kaynaklı petrol krizi riski gündeme geldi. Ortadoğu'da Tunus ile başlayıp oradan Mısır ve Libya'ya sıçrayan isyanlar, petrol üretimini de tehlikeye attı ve şimdiden Libya'da üretilen günlük petrol miktarının 3'te bir oranında düşmesine yol açtı. Bu bölgedeki ayaklanmalar ve olası rejim değişiklikleri nedeniyle petrol arzının düşmesi petrol fiyatları yoluyla tüm dünya ekonomilerini olumsuz yönde etkilemeye başladı. Bu haber üzerine petrol varil fiyatları bir hafta içerisinde yüzde 7,5 oranında artarak 120 dolar sınırına dayandı.
Şimdi en büyük korku, isyanların “Tatlı Petrol” üreticisi olan Libya'dan sonra Cezayir'e sıçraması. En büyük felaket senaryolarından bir diğeriyse olayların dünya petrol rezervinin yüzde 26'ya yakınını elinde bulunduran Suudi Arabistan'a ulaşması ve 1973'teki gibi bir krize yol açması. Şu sıralar yapılan yorumlarda petrol fiyatlarındaki her 20 dolarlık kalıcı bir artışın 60 trilyon dolarlık dünya GSMH'sini her yıl 600 milyar dolar eriteceği belirtiliyor. Diğer önemli etkileri ise, enflasyon, cari işlemler dengesinin bozulması, harcamaların durması, kredi notlarının düşmesi, sanayi üretiminin durması olarak görülüyor. Bundan önceki en büyük petrol krizi 1973'te petrol ihraç eden ülkelerin Batı'ya uyguladığı ambargoydu. O dönemde 3-4 dolar olan petrol varil fiyatı yaşanan gelişmelerin etkisiyle 4 kat birden artarak 12 dolara kadar çıkmış ve 1980'li yıllara kadar süren ekonomik durgunluk ve yüksek enflasyona neden olmuştu. Böyle bir olayın şimdi gerçekleşmesi halinde Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olan cari açığın büyümesinin yanı sıra enflasyon gibi alanlarda onarılamaz etkiler bırakabilir. Türkiye'nin petrol ve petrol ürünleri faturası geçtiğimiz yıl bir önceki yıla oranla yüzde 38,6 artarak 21 milyar 30 milyon dolar olmuştu. Bu rakamlara ve petrol fiyatlarındaki artışa bakıldığında fiyatlardaki her yüzde 10'luk kalıcı artış en az 2 milyar dolarlık ek maliyet anlamına geliyor.
Avrupa Birliği tarafından yapılan açıklamada, Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi'nin ülkedeki petrol ve doğalgaz sahalarının kotrolünü kaybettiği belirtildi. Enerjiden sorumlu AB Komisyonu üyesi Guenther Oettinger, 'Kaddafi petrol ve doğalgaz sahaları üzerindeki kontrolünü kaybetti' dedi. Oettinger, ülkedeki petrol ve doğalgaz sahalarının büyük bölümünün kontrolünün bölgesel aileler ya da ayaklanma ve kaos sonucu ortaya çıkan bölgesel liderlerin elinde olduğunu söyledi. Libya'daki ayaklanmanın diğer Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi ülkelere yayılabileceği endişesi petrol piyasasında tedirginlik yaratarak petrol fiyatlarının artmasına ve küresel ekonomideki toparlanmaya zarar verebileceği kaygılarına sebep olmuştu. Bu gelişmenin aynı etkiyi göstermesi petrol fiyatlarının 120 doları aşması anlamına geliyor.
Şu sıralar 114 dolar seviyesinde olan Brent petrol varil fiyatı, 1973'te 3-4 dolar civarındaydı ve OPEC'in ambargosuyla 12 dolara çıktı. Bu dönemde petrol fiyatları Batı ülkelerinde kaosa yol açtı. ABD'de tüketiciye satılan benzinin galon fiyatı Mayıs 1973'de 38,5 sentten Haziran 1974'de 55,1 sente kadar çıktı. New York Borsası ise bu dönemde 97 milyar dolar değer kaybetti. Uygulanan ambargo ve ekonomik zorluklar, Alaska, Kuzey Denizi, Hazar Denizi ve Kafkaslarda petrol çıkartılmasına yol açtı. Ambargo 1974'te kaldırıldı fakat etkileri 1980'e kadar hissedildi.






