
Dünya dillerine çevrilen ve bugün günlük hayatımızda da yerini alan bir masal kahramanıdır Pinokyo. Asıl adı Carlo Lorenzo Filippo Giovanni Lorenzini olan Carlo Collodi 26 Ekim 1890 tarihinde kalp krizinden dolayı vefat ettiğinde Le Avventure di Pinocchio / Storia di un burattino (Pinokyo’nun Maceraları / Bir Kuklanın Hikâyesi) adlı eserinin pek bir hayrını görememişti.
Bir sürü kötü huyu olan kurgusal kahraman Pinokyo en çok yalancılığı ile tanınır. Hikâyede olduğu gibi yalan söylendikçe burnun uzaması, suçluluk ve utanç duygusunun büyük alegorisidir.Şu seçim sürecinde sık sık aklıma geldi Pinokyo. Baktım, hikâyesinin anlatıldığı kitap yayınlanalı 140 yıl olmuş.Pinokyo figürü günümüzde fake news illetine karşı mücadelede kullanıyor. Sosyal medyanın yol açtığı infodemi (bilgi paylaşım salgını), stratejik noktalarda kullanılan fake news’i sıradanlaştırdı. Böylece Pinokyo, fake news’i önleme amaçlı kampanyalarda daha çok kullanılır hale geldi. İletişim ölçümlemelerinde “Pinokyo işareti” kullanılmakta. Tabii olumsuz değer olarak. Bu, ona Walt Disney’in 1940 yılında çektiği animasyon film ile yüklediği ‘sevimli-yaramaz’ imajını sarsıyor.
Hattızatında Pinokyo, sevimlilik şöyle dursun ‘melun’ denebilecek karakterde bir anti kahramandır. Ona can veren marangoz Geppetto’ya etmediğini bırakmaz; onu tekmeler, peruğunu çalıp kaçar, kendisini yakaladığında da onun tacizle (!) suçlanıp hapse girmesine sebep olur… Onu evden kaçıp haylazlık etmemesi için uyaran Konuşan Cırcırböceği’ni (orijinal metinde Grillo-parlante) öldürmesi de var -elindeki tahta tokmağı fırlatarak. Bir psikopat gibi bundan bir suçluluk da duymaz. Hikâyenin sonunda da Pinokyo gerçek bir çocuğa dönüşmüyor. Aksine Kurt ve Kedi tarafından boynundan bir ağaca asılıyor. Kurt ve Kedi onu ölümüne kadar izleyerek etrafında dans ediyorlar.
Böyle biten ilk Pinokyo hikâyesi öncelikle yalan söylemekle ilgili de değildir. Evet, Pinokyo yalan söyler ama bu onun kötü huyunun bir parçasıdır. Burun uzaması meselesine gelince; bu olay tüm anlatı boyunca iki kere gerçekleşir, o da ikinci bölümde. İkinci bölüme bir devam hikâyesi de demek mümkün. Hiciv dozu fazla olan bu devam hikâyesini yazar, okurların ilk Pinokyo’yu çok beğenip tefrika olarak yayınlandığı Giornale Per I Bambini adlı çocuk gazetesinin sahibi Ferdinando Martini ve editörü Guido Biagi’ye ‘devamı gelmezse bir daha gazetenizi okumayız’ şeklinde baskı yapmasıyla kaleme almıştır. Devam hikâyesinde Pinokyo, Mavi Peri (orijinal metinde Fata Turchina) tarafından tekrar hayata döndürülür.
KİTABININ HAYRINI GÖREMEDEN ÖLDÜ
Asıl adı Carlo Lorenzo Filippo Giovanni Lorenzini olan Carlo Collodi 26 Ekim 1890 tarihinde kalp krizinden dolayı vefat ettiğinde Le Avventure di Pinocchio / Storia di un burattino (Pinokyo’nun Maceraları / Bir kuklanın hikâyesi) adlı eserinin pek bir hayrını görememişti. Kitap, vefatından hemen önce dördüncü baskıya ulaşmış olmasına rağmen, o zaman yazarları koruyan herhangi bir telif hakkı yasası olmadığından pek bir şey kazanamadı. Eserinin edebi değerinin de pek farkında olmadığı anlaşılıyor. Guido Biagi’ye ilk bölümü gönderirken yazdığından bellidir bu: “Sana bu küçük kızı gönderiyorum, onunla ne istersen onu yap; ama basarsan, onu sürdürmemi istemem için bana iyi ödeme yap.” (Ti mando questa bambinata, fanne quel che ti pare; ma se la stampi, pagamela bene per farmi venir la voglia di seguitarla.” C. Collodi, Lettera al redattore Biagi, 1881)
Kitap, ilk olarak 1892’de Mary Alice Murray tarafından İngilizceye çevrildi. XX. Yüzyılın ortalarına gelindiğinde ise yüz farklı dilde yayınlanmıştı ve o bir dünya klasiği olmaktan da öte bir evrensel edebiyat ikonuydu artık.
PİNOKYO GERÇEKTE KİMDİ?
Le Avventure di Pinocchio / Storia di un burattino birçok şifreler barındıran bir kitaptı. Bu bakımdan araştırmacılar için bulunmaz bir nimetti. Evvel emirde eserden masonik anahtarda bir okült okuma yapılabileceği ortaya çıktı. (Carlo Collodi, kendisine hikâyeyi sipariş eden Ferdinando Martini gibi masondu.) Sonra da “Collodi” takma soyadından başlayıp, Pinokyo ve diğer karakterlerin kaynaklarının peşine düşüldü: “Collodi” annesinin doğum yeri olan Toskana’da küçük bir köydü. Babasının köyünde de “Pinocchio” deresi vardı. Bunlar doğruydu ama Geppetto karakterinin esin kaynağı hakkında ileri sürülenler şaibeli ve nahoştu. Güya Collodi, bir zamanlar Floransa’da erotik oyuncaklara dönüşebilen tahta kuklalar yapan birinden esinlenmişti.
Şu 140. Yılda bir hikâye de benden olsun:
Bir zamanlar Floransa’da Pinocchio Sanchez isminde bir cüce varmış. Sanchez cüce olmasına rağmen askere alınmış ve savaşa katılmış. Bir seferinde dağda tatbikat yaptıkları sırada, öbür askerler engellerin üzerinden kolayca atlarlarken o, kısa bacakları yüzünden bunu yapamaz ve uçurumdan düşer. Pinocchio (Pinokyo) hayatta kalır ama iki bacağını, ellerini ve burnunun bir kısmını kaybetmiştir. Zamanın usta protezcisi saygın cerrah Carlo Bestulgi onun için takma bacaklar ve eller yapar, bir de protez bir burun. Öylece ordudan ayrıldığında akrabalarından kimse kalmamıştır… Pinokyo protez kullanmayı ustaca öğrenir ama iş bulamamaktadır, o haliyle de âdeta bir hilkat garibesidir. Açlıkla boğuştuğu günlerde, yiyecek bir şeyler dilenmek üzere pazara gider. Orada, tezgâhlardan birinin sahibi tarafından fark edilir. Tüccar, bir cücenin ve hatta bir sakatın işinde çok yararlı olabileceğini düşünür ve birkaç basit numarada ustalaşırsa onu alacağına söz verir. Pinokyo memnuniyetle kabul eder. O zamandan beri fuarlarda ve stantlarda sahne alır. Bir gün Sanchez, gösterilerinden birinde ciddi bir hata yapar ve bu seferki kazadan sağ kurtulamaz. 1790 doğumlu Pinokyo Sanchez, 1834’te ölmüştür.
ARKEOLOGLARIN KEŞFİ
Nice zaman sonra 2001 yılında bir grup Amerikalı arkeolog Boston’dan kalkıp Floransa’da kazı yapmaya gelir. Bunlar çevrede geziye çıktıklarında, Porte Sante mezarlığından geçerlerken bir aile kabristanında Lorenzini ismini görürler. Kabristanda Carlo Lorenzini (1826-1890) ibaresi altında Carlo Collodi yatmaktadır. (Mezar taşında, Carlo Collodi takma adıyla tanındığı ve tüm dünyada ünlenen muhteşem «Pinokyo›nun Maceraları» hikâyesinin yazarı olduğu belirtilmektedir.)
Arkeologları az ötede bir başka keşif daha beklemektedir. Bir düzine adım atmışlardır ki aralarından biri haykırır: Bakın, ne tuhaf bir tesadüf, Carlo Collodi, Pinokyo’nun küllerinin hemen yanında yatıyor!” Doğrusu Collodi ile aynı mezarlıkta “Pinokyo” isminde birinin yatıyor olması şaşırtıcıydı. Bu Pinokyo Sanchez’di ve mezar taşında, 1790’da doğduğu ve 1834’te öldüğü yazıyordu. Arkeologlar düşündüler; 1826 doğumlu Lorenzini’nin teorik olarak Pinokyo Sanchez’i görme olasılığı vardı. Peki ama kimdi bu Pinokyo Sanchez?!
Arkeologlar İtalyan yetkililer nezdinde nice uğraşlardan sonra Sanchez’in mezarının açılması iznini aldılar. Ceset mezardan çıkarılıp incelemeye tâbi tutulduğunda; bacaklarının yerine tahta protezleri ve burnu yerine tahta bir parça olduğu görüldü. Harap olmuş protezlerden birinin üzerinde usta Carlo Bestulgi’nin baş harflerinin bulunduğu bir damga vardı. Sonra Pinokyo’dan bahseden kilise kayıtlarını bulmayı başardılar ve onun bir cüce olduğu ortaya çıktı.
Cüce Pinokyo Sanchez, ünlü tahtadan hikâye kahramanı Pinokyo’nun prototipi olmasındı...?!
Amerikalılar, Collodi’nin hayatını ve çalışmalarını incelemeye başladılar ve evrak-ı metrukesinin peşine düştüler. Bütün arzuları yazarın Pinokyo Sanchez’i tanıdığına dair her hangi bir belge bulmaktı. El yazmaları, mektuplar ve bazı kâğıtlar buldularsa da bunlarda Pinokyo Sanchez’in kendisine ilişkin veya en azından kaderiyle ilgili hiçbir ipucu bulunamadı. Bilim adamları, bunun üzerine yazarın yazıştığı kişilerin torunlarını aramaya karar verdiler… Şans eseri, yazdığı mektuplardan birinin bir parçasına ulaşırlar. Collodi, şöyle yazmıştı o parçada: “… Sevgili kuzenim, bana en yakın planları soruyorsun. Son mesajımda size bu talihsiz ve çok cesur adamdan - Pinokyo Sanchez’den - söz etmiştim. Gerçekten onun hakkında yazmak istiyorum. İlk başta ciddi bir roman yaratmayı düşündüm. Ama nedense çocuklar için bir peri masalı yapmaya başladım. Neden bir peri masalı, bilmiyorum. Ne de olsa Pinokyo’nun hayatı trajikti, muhteşem değil. Sonunda ne olacağını bilmiyorum.”
Hikâyemiz bu kadar. Yazımıza o mektup parçasının analiz sonuçlarını veren bir belge koyamıyoruz. Böyle bir belge var mıdır, bilen beri gelsin. Gabriela Bazzani ve Philip Baglani Olland’a sorulabilir.






