Arap Baharı Mısır'ın başına gelen en güzel olaylardan biridir

Merve Sena Kılıç
00:007/10/2012, Pazar
G: 6/10/2012, Cumartesi
Yeni Şafak
Arap Baharı Mısır'ın başına gelen en güzel olaylar
Arap Baharı Mısır'ın başına gelen en güzel olaylar

Rimini Protokoll'ün sahneye koyduğu Radyo Müezzin Kahire'den dört müezzinin hayatlarına bir pencere açıyor. Mısır'da ezanların merkezî sistemle radyodan yayınlanması ile işlevini kaybeden müezzinleri konu alan oyun, Arap Baharı'na da göndermeler yapıyor. Oyunculardan Hüseyin Cüda Arap Baharı'nın 1973 Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra Mısır'ın başına gelen en güzel şey olduğunu söylüyor.

6. iDANS Uluslararası Çağdaş Dans ve Tiyatro Festivali kapsamında sahnelenen Radyo Müezzin isimli oyunda , ezanın merkezileştirilmesi süreciyle 'maneviyat emekçilerinin güvencesizleştirilmesi' üzerine Mısırlı müezzinlerin yaşadıkları tasvir ediliyor. 'Bizim oyunumuz, seyirciye kişisel hayat öykülerini ve durumları izleme ve anlama fırsatı veriyor. Seyircinin İslam'a karşı önyargıları varsa onların sorgulamasını sağlayabilir.'' diyen Alman yönetmen Stefan Kaegi aslında İslamiyet'i bilmeyenlere, İslam'a önyargısı olanlara ve müezzinlerin hayatlarına az da olsa şahitlik etmeye davetiye çıkarıyor. Performansın başkarakterleri Mısırlı dört gerçek müezzin. Hüseyin Cüda camiye gelmek için her gün iki saatini bir minibüste geçiren görme engelli bir Kur'an hocası; Mansur Abdelselam eskiden tank şoförlüğü yapıp şimdi günlük olarak caminin halılarını süpüren, Mısırlı bir çiftçinin oğlu; Abdulmuti Delmoti Suudi Arabistan'da göçmen işçi olarak çalışırken ciddi bir kaza atlattıktan sonra Kur'an'ı ezberleyen bir elektrik teknisyeni. Kur'an okuma dünya şampiyonu ve vücut geliştiricisi bir müezzin olan Said Cüda Hüseyin Salem ise ekiple bir anlaşmazlık yaşadığı için oyundan ayrılmış. Onun rolünü bir başkası seslendiriyor. Yani oyunda fiili olarak yok. Oyunda bir yandan ezanın dönüşümü gündeme taşınırken, öte yandan tiyatro sahnesi müezzinlerin anlattıkları hikâyeler, söyledikleri ezan nameleri ve video görüntüleriyle, 'oyunun kahramanlarının' doğrudan seyirciyle iletişime geçtiği bir alana dönüşüyor. Arap Baharı ve Mısır'daki son gelişmeler de sahneye taşınıyor. Oyuncu Hüseyin Cüda 'Arap Baharı ülkede demokrasi tohumlarının yeşermesine sebep oldu. Eminim en yakın zamanda meyvelerini de verecek. Arap Baharı 1973 Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra Mısır'ın başına gelen en güzel şeydir.' diyor.

Radyo Müezzin'in dünya promiyeri yoğun bir araştırma sürecinden ve Kahire'de gerçekleşen bir açık provadan sonra 2009 Mart ayında ezanın halen yasak olduğu Berlin'de yapılmış. Performans ilk kez çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede sahne alıyor.

Oyunun provalarına Mübarek döneminde, Tahrir Meydanı'ndan yalnızca 100 metre ileride başladıklanı söyleyen Stefan Kaegi, 'Müezzinler çoğunlukla bir şey söylemekten korkuyordu çünkü ortam eski Doğu Almanya'da olduğu gibiydi. Bizim çalıştığımız Goethe Enstitüsü'nün çevresi, gizli servis elemanlarıyla doluydu' diyor. Oyunda ezanın merkezileşmesi meselesi, aslında Mübarek yönetimi sırasında iktidarın merkezileşmesinin bir metaforu. Bu yüzden Bakanlıklar önlerine çok engel çıkarmışlar. Kaegi epey mücadele ettiklerini fakat Mısırlı sanatçılara kıyasla biraz daha özgür olduğunu söylüyor ve şunları ekliyor: 'Arap Baharı beni çok mutlu etti. Ancak bu gösterilerin tam içinde olan sanatsal ekibimin başına bir şey gelmesinden korkuyordum. Oyuncularımdan biri polis tarafından ayağından vuruldu. Ekibimdeki herkesin ölen insanlar arasından tanıdıkları vardı.'

En genç müezzin

Mansur Abdelselam oyuncular arasında en genç olanı, 1961 doğumlu. El-Ezher Üniversitesi'den mezun olmuş. Mansur Bey'in ailesi Mısır'a uzak bir yer olan İmbaba'da yaşadığı için 2 ayda bir çocuklarını görebiliyor. Aslında Mansur Bey uzun yıllar babası ve kardeşleriyle tarlada çalışmış ama nüfusları büyüdüğü ve tarlaları geçimlerine yetmediği için Kahire'ye gidip müezzin olmaya karar vermiş. Arap Baharı olaylarında ise camide görev yapıyormuş.Mansur Abdelselam 'Maksat para kazanmak değil, önemli olan dinim ve insanlar için güzel şeyler yapmak' diyor

Ezan minarede hoş

Hüseyin Cüda Yeni Delhi Doğumlu Kahire'de yaşayan doğuştan ama bir müezzin. 4 çocuk babası Hüseyin Bey'in her gün camiye gidip gelmesi 2 saat sürüyormuş. Hayatında ezan okumak için minareye sadece bir kere çıkabilmiş. "Çok güzel bir duyguydu. Ezanın tek bir merkezden okunmasıyla, müezzinlerin minareye çıkıp ezan okuması sonlandırıldı.' diyor. Hiç sakalı çıkmadığını söyleyen Hüseyin Bey oyuncular içinde en dinç olanı... Hüseyin Cüda Arap Baharı'nın 1973 Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra Mısır'ın başına gelen en güzel şey olduğunu söylüyor.

Savaştan sahneye

Kahire'de doğan, hayatına 6 yaşında elektrikçilik yaparak başlayan Abdulmuti Delmoti 13 yaşına kadar böyle çalışmış. 2 oğlu 2 kızı olan Abdulmuti 1967'de sıkı bir eğitimden geçerek Arap-İsrail Savaşı'na daha sonra da 1973'de Yom Kippur savaşına katılmış. Savaş sonrasında Suudi Arabistan'a gitmiş ve 14 yıl orada çalışmış. Ülkesine dönünce trafik kazası geçiren Abdulmuti Bey, koltuk değnekleriyle camiye gidip gelmeye başlamış. Arkadaşının tavsiyesi üzerine camide Kur'an okumaya başlayan Abdulmuti Bey, bir zaman sonra müezzinlik yapmaya başlamış.