Beklentiler kadar yüksek olmasa da GURBETÇİ KAPLAN
Başarılı komedyen Ata Demirer'in aylardır merakla beklenen yeni filmi 'Berlin Kaplanı' bu hafta sonu izleyicilerle buluştu. 352 gibi neredeyse rekor bir kopya sayısıyla gösterime giren ve yalnızca Türkiye'de değil bir dizi Avrupa ülkesinde de görücüye çıkan film, sanatçının önceki çalışması 'Eyvah Eyvah'larda olduğu gibi oyuncu kadrosunun ortaya koyduğu topyekün bir başarıdan ziyade, bu kez bütünüyle Demirer'in kişisel performansına yaslanarak ilerliyor. Böyle bir yüklenme de hem sanatçıyı, hem filmi hissedilir ölçüde 'yormuş.'
alimuratg@yahoo.com
BERLİN KAPLANI
Yapım Yılı ve Ülkesi:
2012, Türkiye yapımı
Türü ve Süresi:
Komedi, 103 dakika
Gösterim Formatı:
35 mm standart sinema filmi
Perdedeki Resim Oranı:
1.85:1
Ülkemizde Gösterime Sunulan Kopya Sayısı:
352
Yönetmen:
Hakan Algül
Senarist:
Ata Demirer
Görüntü Yönetmeni:
Gökhan Atılmış
Özgün Müzik Bestecisi:
Fahir Atakoğlu
Kurgucu:
Mustafa Gökçen
Sanat Yönetmeni:
Tural Polat
Kostüm Tasarımcısı:
Funda Büyüktunalıoğlu
Saç ve Makyaj Tasarımcısı:
Filiz Esen
Oyuncuları:
Ata Demirer, Tarık Ünlüoğlu, Necati Bilgiç, Nihal Yalçın, Özlem Türkad, Mert Aran, Cemil Özbayer, Orhan Güner, Cengiz Bozkurt, Yaman Tüzcet, Tim Seyfi, Selahattin Taşdöğen, Ayhan Özçelik, Carlos Hein, Onur Buldu, Tonguç Oksal, Bülent Seyran
Yapımcı Şirket:
BKM Film
Dağıtıcı Şirket:
UIP Film
Sitesinin Teknik ve İçerik Kalitesi:
(4 yıldız üzerinden)
* * 1/2
İçerik Uyarıları:
Genel olarak her yaş grubundan izleyici kitlesi için uygun bir yapımdır. Ancak, dövüş sahnelerinin içerdiği komedi formunda şiddet ve bazı diyaloglardaki yüzeysel argo nedeniyle, küçük izleyicilerin erişkin bir refakatçiyle birlikte izlemesinde yarar bulunmaktadır.
Ailece izlenebilir mi?
/ EVET
Filmin Yeni Şafak-Sinema Puanı:
(4 yıldız üzerinden)
* * 1/2
::::::::::::::::::::::::::::::
FİLMİN KONUSU:
Ayhan Kaplan
, Berlin'de yaşayan, geçimini de bir yandan boksörlük, diğer yandan kulüplerde bodyguardlık yaparak sağlayan gurbetçi bir Türk vatandaşıdır. Fakat, kahramanımız ve kariyerinin uzatma bölümlerindeki antrenörü
Cemal
için işler son yıllarda pek yolunda gitmemektedir. İkisi de artık hayattan büyük bir mucize bekler duruma gelmişlerdir.
Ayhan
, borçlarının silinmesini sağlayacak şikeli bir maçta zayıf rakibine yenilmeyi içine sindiremediği için maç sırasında ansızın karar değiştirip muhatabını bir güzel pataklar, ardından da
Antalya
'daki eniştesinin çağrısına uyarak
Türkiye
'ye kaçar. Burada onu uzun süredir unuttuğu türden bir
"Türkiyeli hayat"
ve alabildiğine renkli bir aile ortamı beklemektedir.
::::::::::::::::::::::::::::::
Yaklaşık birer yıl arayla salonlara gelen ve her ikisi de kamuoyunu neşeye boğan
“Eyvah Eyvah”
filmleri şunu açıkça göstermişti ki, komedi aktörü
Ata Demirer
, filmleştirilecek bir hikâyede bütün sorumluluk onun sırtına yüklenmezse, senaryo en az kendisininki kadar ilginç ve renkli başka karakterlere de yataklık ediyorsa, böyle ferah feza bir rol paylaşımının getirdiği soluklanmayla ortaya çok daha iyi işler koyabiliyor. Nitekim,
“Eyvah Eyvah”
larda
Demet Akbağ
'ın olağanüstü bir performansla hayatlarımıza kattığı pavyon şarkıcısı
Firuzan
karakteri başta olmak üzere,
Hüseyin Badem
'in sürekli para ihtiyacı içinde kıvranan dedesinden, düğün derneklerde birlikte çaldıkları mütevazı müzik kumpanyasının diğer iki üyesine kadar neredeyse her karakter üzerlerinde kuyumcu titizliğiyle çalışılmış, kendilerini izleyiciye hemen hatırlatıveren birkaç repliğe ve özel davranışlara sahip olan alabildiğine
“sahici”
tiplerdi. Genç usta
Demirer
de onca klas oyuncu ve nakış işlenir gibi işlenmiş karakterlerin arasında
“Ben bütün filmi tek başına alıp götürmekle yükümlüyüm”
diye hiç kasmadan doğrudan kendi karakterine yoğunlaşıp, onu her iki filmde de Türk komedi sinemasının zirvelerine doğru rahatça taşıyordu.
Ancak, sanatçının bu yeni filmde böyle bir şansı olamamış ne yazık ki… Neden derseniz,
“Berlin Kaplanı”
nın kadrosu
“Eyvah Eyvah”
ların çekirdek kadrosuna göre her ne kadar daha şişkin gözükse de bu şişkinlik yalnızca nicelikte kalıyor, yoksa oyunculuktaki kalibreler kesinlikle aynı değil… O yüzden,
Demirer
, biraz aceleye gelmiş gözüken senaryosundaki bütün defoları da
“Ya Allah, bismillah”
deyip kişisel performansıyla doldurmaya çalışıyor. Bu çabanın ise bütün filmi izleyiciyi tam olarak kesmeyen bir
“one man show”
a dönüştürdüğüne, bu arada sanatçıyı tıpkı canlandırdığı boksör gibi yorduğuna tanık oluyoruz. Keşke, gurbetçi
Ayhan
'ın çevresini saran bunca yan karakter böylesine doldur-boşalt kimlikli değil de, aynen
“Eyvah Eyvah”
lardaki gibi birer ruhu olan, üzerinde tek tek çalışılmış daha derinlemesine kişilikler olsaydı. O zaman, hikâyeden geriye akıllarda
“Berlin Kaplanı”
nın (gurbetçilerde sıklıkla rastladığımız) Türkçe-Almanca kırması melez dili ve karizmatik saç kesiminin dışında başka bazı ayrıntılar da kalabilirdi.
Antrenör Cemal
'i canlandıran
Tarık Ünlüoğlu
ile
Türkiye
'den gelen
Nurettin Enişte
kimliğiyle yıllar sonra yeniden beyazperdede görme bahtiyarlığına eriştiğimiz kıdemli komedyen
Necati Bilgiç
kendi rollerinde her ne kadar ellerinden geleni ortaya koymaya çalışsalar da bu filmdeki egoist hikâye yapısı onlara
(sözgelimi bir
Demet Akbağ
'ın
Firuzan
'da yaptığına benzer)
rol çalmalara imza atma şansı vermiyor.
Bir de hikâyenin çıkış noktasında yer almasına rağmen, filmin
Berlin
gibi çok kültürlü ve dekoratif bir kenti sinematografik açıdan lâyıkıyla kullanamamak gibi daha estetiğe dönük bir zaafı var ki böylesine renkli bir diyarın bu kadar sıradan arka fon resimlerine meze yapılmasının gerekçesinin bütçesizlik mi, zamansızlık mı, yoksa düpedüz zevksizlik mi olduğunu çözemedim doğrusu…
Sonuç olarak, bana göre,
“Berlin Kaplanı”
ne başrol oyuncusu
Demirer
'in ne de yönetmeni
Algül
'ün kariyerlerinde önceki işlerini aşan net bir sıçrama değil… Ha, güldürür mü, rahat rahat güldürür, en azından çoğu yerde… Aynı şekilde pek çok bölümüyle de eğlendirir. Fakat, karşımızda yalnızca açık diyaloglarıyla değil alt okumalarıyla da bin tane önemli söz söyleyen, belleklerde sinemadan çıktıktan sonra günlerce konuşulacak entelektüel tortular bırakan
“derin”
bir güldürüden ziyade,
“Recep İvedik”
tarzı
“vur-geç”
bir yüzeyselliğin argo açısından rafine edilmiş versiyonu bulunduğunu da gözden ırak tutmamamak gerekiyor. Sanırım, filmin finansörü
BKM
'ciler bu kez her şeyden önce
“para kazanmak”
istediler. Güldürü sinemasını bu kadar seven bir ülkede gişeden istediklerini kolayca alırlar almasına da, tepeden tırnağa bir üstünkörülük duygusu uyandıran böylesi bir yapımdan ne
Demirer
'in, ne yönetmen
Algül
'ün, ne de
BKM
'nin şeref defterine öyle çok uzun bir not düşülmez.
* * *
YENİ ŞAFAK SİNEMA SAYFASI / YILDIZ PUANLAMA TABLOSU
* * * *
(4 Yıldız)
Sinemanın sanat kimliğini pekiştiren gerçek bir başyapıt… Kaçırmanız gerçekten de yazık olur.
* * * 1/2
(3,5 Yıldız)
Oldukça başarılı bir film. Şartlarınızı zorlamak pahasına mutlaka görmelisiniz.
(3 Yıldız)
Çoğu bölümüyle sanatsal bir derinlik ve lezzet yakalayabilen, kayıtsız kalınmayacak bir film. Ömrünüzden bir kaç saati vermeye değer…
* * 1/2
(2,5 Yıldız)
Bazı bölümlerinde iyi bir filmin kalite standartlarına erişmeyi başarabiliyor; fakat bir bütün olarak bakıldığında ise sorunlu ve tam olmamış.
* *
(2 Yıldız)
Hiç bir sanatsal değeri ve akılda kalıcılığı yok. Yalnızca zaman öldürmek için tüketilebilir. Ki zamanınıza önem verdiğimiz için bunu da pek önermiyoruz.
* 1/2
(1,5 Yıldız)
Kötü bir film ve neden çekildiğini anlamak zor… Görmemeniz yararınıza olacaktır.
*
(1 Yıldız)
Sinema sanatı adına utanç verici bir gösteri… Arkanıza bakmadan kaçın, sevdiklerinizi de uzak tutun!











