Hayat Bir koleksiyonun Millet Kütüphanesine gidişine dair notlar

Bir koleksiyonun Millet Kütüphanesi’ne gidişine dair notlar

Millet Kütüphanesi geçtiğimiz Şubat ayında kapılarını açtı. Her yaştan okura hitap eden kütüphanede yer alan kıymetli kitap koleksiyonlardan bir bölümü de eşi Hatice hanımın gayretiyle bağışlanan rahmetli Saman Helvacıoğlu’na ait. Helvacıoğlu’nun Beylerbeyi’ndeki ahşap konaktan Millet Kütüphanesi’ne uzanan koleksiyonunun hikayesini akademisyen Hilal Kazan kaleme aldı.

Haber Merkezi Yeni Şafak
 Saman Helvacıoğlu ve eşi Hatice Hanım
Saman Helvacıoğlu ve eşi Hatice Hanım

HİLAL KAZAN

2015 baharının soğuk bir günüydü. İstanbul Kültür Varlıkları Müdürlüğü VI numaralı kurulu üyeleri olarak yerinde inceleme yapacağımız için arazideyiz. Beylerbeyi’nde tarihi evlerin bulunduğu bir sokakta küçük bir bahçe içinde iki katlı üst katta cumbası olan ahşap bir eve geldik. Daha kapıdan içeri girer girmez havanın da kasvetli olmasıyla loş olan girişin her iki yanında dolapların kapaklarından taşan dergi, kitap, gazeteler bizi karşılıyor. Ve tabii kıymetli eşini kaybetmenin üzüntüsünü halen yaşadığı, çökmüş omuzlarından ve her halinden anlaşılan ev sahibi Kimyager Hatice Hanım. Evi geziyoruz, hangi odaya girsek her yer kütüphane ve tıka basa kitap dolu.

EVİN RESTORESİ İÇİN GİTTİK

Eve gidiş sebebimiz malum evin restorasyona ihtiyaç duyması. Ev sahibini dinliyoruz, anlatıyor; şu an bulunduğumuz binanın Bizans döneminde aynı arazide olan bir kilisenin bahçesinde inşa edilen bir evin temelleri üzerine inşa edilmiş üçüncü ev olduğunu ve 150 yıldan fazla geçmişi olan esas büyük konağın selamlığı olduğunu; Mülkiyeli Münip Bey’in soyundan gelen rahmetli eşinin arzusunu yerine getirmek için evi restore ettirip bir kütüphane haline getirmek istediğini; bunun için diğer varislerin hisselerini satın aldığını; hatta yapabilirse bir vakıf kurmak istediğini böylece içinde bir takım nadir eserlerin de bulunduğu mevcut kitapları meraklılarının faydasına sunacağını, hep mahzun bir ifadeyle anlatıyor. O anlatırken bir taraftan Hatice Hanımı dinliyor diğer taraftan zihnimde kitapların muhafaza edilebileceği güvenli mekanlar, kütüphaneler düşünüyorum. Biliyoruz ki bu tür çabalar sonuçlansa bile mekanların sahipleri bu dünyadan göçtükten sonra çok uzun ömürlü olamıyorlar. Bunların örneklerini çeşitli vesilelerle hocalarımızdan dinlemiştik. İlk aklıma gelen müdavimi olduğum İSAM Kütüphanesi oluyor. Gerekli tetkikleri yapıp aklım kitaplarda kalarak binadan ayrılıyoruz. Yapının restorasyonunu üstlenen mimar hanıma küçük yollu fikrimi çıtlatıyorum ve kendisinin telefon numarasını istiyorum.

KÜTÜPHANE DAĞILMASIN İSTEDİK

İSAM Kütüphanesi haklı olarak kabul ettiği koleksiyonlardaki eserlerden kendi koleksiyonunda yeteri kadar varsa onları yeni kurulan üniversite, İlahiyat Fakültesi ve diğer kurumlara bağış olarak gönderiyor. Bu demektir ki bu kitapların tamamı burada kendine yer bulamayacak. O sıralarda Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi sınırları içinde bir kütüphanenin de inşa edilip ülkemizin en büyük kütüphanesi haline getirileceği konuşuluyordu. Hatta merhum Mehmet Şevket Eygi’nin meşhur kitapları bu kütüphane için tasnife başlanmıştı. Çünkü inceleme yaptığımız ev kalitesi herkese kabul gören ISIS yayınevinin kurucularından Saman Helvacıoğlu’nun evi kitaplarda onun kitapları idi. Kısacası oldukça değerli bir koleksiyondu, en eski kitap 1780 tarihliydi. Bu koleksiyonun gerçek yeri inşa edilmekte olan kütüphaneydi. Cumhurbaşkanlığında kültür-sanat danışmanlığı yapan arkadaşımı arayıp-kendisi de alan itibariyle ISIS’i ve önemini bilirdi- koleksiyondan haberdar edip gerekli iletişim bilgilerini verdim.

TAM BİR KİTAP KURDU

Sürecin nasıl geliştiğini merak ediyor, mimar hanımı her gördüğümde haber soruyordum. Aldığım cevap henüz karar verilmediği şeklinde oluyordu. Nihayetinde bu yazı münasebetiyle Kimyager Hatice Hanım ile konuşup gelişmeler hakkında bilgi aldım. Aile dostları olan Muhterem İlber Ortaylı Hoca da Hatice Hanımın kütüphane yapıp vakfetmek düşüncesine sıcak bakmamış, güvenilir bir kütüphaneye koleksiyonu devretmesini tavsiye etmiş. İlk başta henüz proje halinde olan Millet Kütüphanesinin bu derece kapsamlı olabileceğini tasavvur edemediği için başka arayışlar içine giren Hatice Hanım’a Bilkent ve Koç gibi çeşitli üniversitelerden ve kurumlardan teklifler gelmiş, gelip kitapları görenlerin hiçbirisi kitapların tamamını alacak kapasitelerinin olmadığını bildirmişler. Ancak Koleksiyonun bölünüp farklı kurumlara gitmesini tasvip etmeyen Hatice Hanım hepsini geri çevirmiş. Aradan geçen yıllarda Millet Kütüphanesi inşaatı ete kemiğe bürünüp ortaya çıkmaya başlayınca hem Ankara’da yaşayan yeğenlerinden hem de tekrar görüştüğü İlber Hocanın da koleksiyonunu Millet Kütüphanesine bağışladığını öğrenince mutmain olmuş ve kitaplarını gelip almaları için gerekli yeri aramış.

Koleksiyonun esas sahibinin merhum eşi Saman Helvacıoğlu olduğunu söyleyen Hatice Hanım tam bir kitap kurdu olan eşinin çocukluğundan itibaren her fırsatta kitap satın aldığını her yurtdışı seyahatleri dönüşü arabasının kitaplarla dolu olduğunu söylüyor. Hatta bazı kitapları 2 nüsha alıp birini de Ankara Milli Kütüphaneye gönderdiğini de ilave ediyor. Uluslararası Üniversitelerin yayınlarını bundan yıllar öncesinden takip ettiğini haberdar olduğu pek çok yayının Türkiye getirilmesine vesile olduğunu da belirtiyor. Sağlık problemlerinden dolayı Kütüphanenin açılışına katılamadığı için bana kitaplarının kütüphanede tamamının aynı bölümdeki raflarda yer alıp almadığını sordu. Ben de açılışta tam incelemeye fırsat bulamadığımı ikinci gidişte özellike kitapları bulup kendisine bilgi vereceğime söz verdim.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.