Hukukun bittiği yerde halk demokrasi dersi verdi

12:503/05/2019, Cuma
G: 3/05/2019, Cuma
Yeni Şafak
25 Nisan 2007
25 Nisan 2007

2007 yılı 367 krizi, e-Muhtıra, 22 Temmuz genel seçimi ve 21 Ekim Anayasa değişikliği referandumu gibi birçok siyasi olayı yaşadığımız bir yıldı. Görev süresi bitene kadar AK Parti’nin icraatlarını engellemeye devam eden Ahmet Necdet Sezer ve Sabih Kanadoğlu’nun ipine tutunarak 367 kriziyle Meclis’i kilitleyen CHP’ye karşılık, bu kriz ortamında Türkiye’nin, “Yeter! Söz bizde” diyerek AK Parti’ye tam ehliyet vermesi Türk siyasi tarihinin en önemli dönüm noktalarından birini oluşturdu. Yeni Şafak, böylesine bir kaos ortamında demokrasi ve halktan-haktan yana tutumuyla dönemin medyasına ve karar vericilerine yön tayininde büyük işlev gördü.

SEDA KILIÇ

Türkiye’nin AK Parti ile henüz tanışmadığı 2000 yılında, AnaSol-M hükümetinin önerisiyle Meclis dışından bir isim olarak Cumhurbaşkanı seçilen Ahmet Necdet Sezer’in görev süresi 2007 yılının Mayıs ayında sona erdi.

2001 yılında kurulan ve 2002 yılında yapılan genel seçimlerde tek başına iktidara gelen AK Parti hükümeti, 5 yıl boyunca Sezer’in ön kesen politikalarıyla başa çıkmaya çalıştı. Görev süresinin bitimine yakın Cumhurbaşkanlığı makamının yetkilerinin kısıtlanması ve görev süresinin kısaltılması gerektiğiyle ilgili polemikleri gündeme getiren Sezer ve Meclis’teki ideolojik ortağı CHP, 2007 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimini bir demokrasi tartışmasına çevirdi.

Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı ise Bülent Arınç’tı. Cumhurbaşkanlığı makamının da AK Parti içinden bir adaya ‘kaptırılmaması’ için aylar öncesinden ana muhalefet partisi CHP’nin o dönemki lideri Deniz Baykal propaganda çalışmalarına başladı.

ADAYIMIZ, ABDULLAH
GÜL KARDEŞİMDİR

Muhalefet ve sözde laik cenahların provoke girişimlerine rağmen iktidar sağduyusunu yitirmeden, olayları takip etti. Siyasi hafızanın beklentisi Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına kendisinin aday olmasıydı. Ancak Erdoğan muhalefetin beklentisinin aksine 24 Nisan 2007’de dönemin Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül’ü 11. Cumhurbaşkanı adayı olarak belirledi. Erdoğan’ın Gül’ü aday olarak duyurduğu konuşmasında yer alan “Adayımız, bugüne kadar bu yolda olduğumuz, bu hareketi beraber kurduğumuz Abdullah Gül kardeşimdir” cümleleri hâlâ hafızalarda tazeliğini koruyor.

25 Nisan 2007 tarihli Yeni Şafak, bu tarihi olayı manşetinden, “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül” ve “Tarihi Fedakârlık” başlıklarıyla okurlarına duyurdu. Gazetenin aynı nüshasında Erdoğan’ın Gül’ü aday olarak göstermesi; “İstese Köşk’e çıkabilecek Erdoğan, ‘Yapacak çok işimiz var’ diyerek yakın arkadaşına Cumhurbaşkanlığı yolunu açtı” değerlendirmesiyle yer aldı.

Gazetemizin aynı nüshası Abdullah Gül’ün aday belirlenme sürecine de ışık tutuyordu. Bilal Çetin imzalı haberde olay şöyle anlatılıyor: “Başbakan Erdoğan ile önceki akşam toplantı yapan Dışişleri Bakanı Gül’ün Erdoğan’a ‘Cumhurbaşkanlığına en layık isim sizsiniz’ dediği, buna karşılık Başbakan’ın ise ‘Bizim aramızda kardeşlik hukuku var. Milletvekillerimiz ve tabanımız ben olmazsam, sizin cumhurbaşkanı olmanızı istiyor’ cevabını verdiği belirtildi.”

Ekonomi sayfalarında ise iş dünyasından alınan görüşlerle Erdoğan’ın başbakan olarak kalıp Gül’ü aday göstermesinin olumlu dönüşleri ve borsadaki olumlu çizgi yer alıyor.

CHP SABİH KANADOĞLU’NUN İPİNE TUTUNDU

Aynı günlerde Gül’ün aday olmasının şokunu üstünden atan CHP, yeni bir siyasi kriz için Yargıtay Cumhuriyet eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun peşine takılarak ‘367 yeter sayısı’ söylemlerine başladı. Buna göre Cumhurbaşkanı’nın seçileceği anda Meclis’te 367 vekilin hazır bulunması gerekiyordu. Siyasi tarihimize ‘367 krizi’ olarak da geçen bu dayatma Meclis’in de yeniden şekillenmesine neden oldu.

27 Nisan 2007’de Meclis 11. Cumhurbaşkanını seçmek için toplandı. CHP’nin ipine tutunan ANAP ve DYP oylamaya yarım saat kala Meclis’e girmeyeceklerini açıkladı. Seçmenlerinden büyük tepki toplayan iki parti de sonraki günlerde bu kararlarının altında kaldı. Ancak Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın inisiyatifi ve Genel Kurul salonunda 5 CHP’linin de bulunduğunun tutanaklara girmesiyle Meclis’te hazır bulunan vekil sayısı 368 olarak kayıtlara geçti. Vekil yeter sayısına rağmen Abdullah Gül yeterli oyu alamadı. CHP de aynı gün seçimi Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.

27 NİSAN’A
E-MUHTIRA ÇENTİĞİ

Türkiye, Cumhurbaşkanı seçimi gündemine kilitlenmişken 27 Nisan gecesi Türk Silahlı Kuvvetler’nin (TSK) internet sitesinden bir bildiri yayımlandı. Tarihe “e-Muhtıra” olarak geçen bu bildiri sonrasında Yeni Şafak mutedil ve birleştirici bir nüshayla okurlarını bilgilendirdi. Sürmanşetinde “Tek Yol Demokrasi” diyen gazetemiz, manşette ise, “Gerilim Cephesi Bile ‘Milli İrade’ Dedi” başlığını kullandı.

AYM CHP’Yİ SEVİNDİRDİ

Tarihler 1 Mayıs 2007’yi gösterirken Anayasa Mahkemesi (AYM), CHP tarafından yargıya taşınan “367 şartını” karara bağladı. Seçimin ilk turunu iptal kararı veren AYM, Türkiye’yi genel seçimlere götüren süreci de başlatmış oldu. Gazetemiz hukuk tarihine kara bir leke olarak geçen bu kararı, “Hukuk Buraya Kadar, Son Söz Milletin” manşetiyle okurlarına duyurdu.

ÇİFTE SANDIK HEYECANI

Başbakan Erdoğan, 367 krizinin Meclis’i kilitlemesi ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılamaması üzerine, Cumhurbaşkanı’nın da halk tarafından seçilmesi önerisiyle bütün muhalif cepheyi beklemedikleri bir yerden vurdu. 3 Mayıs tarihli Yeni Şafak’ta Erdoğan’ın bu önerisi, “Çifte Sandık Heyecanı” başlığıyla duyuruldu. Ayrıntıda ise Erdoğan’ın açıklamaları yer alıyordu: “367 şartı Meclis’i bloke etmiştir. Meclis’te çoğunluk bulunamazsa genel seçimle birlikte cumhurbaşkanı seçimini de halkın önüne getireceğiz. Yine de önce 6 Mayıs’ı bekleyeceğiz. Gerekirse referanduma da varız.”

6 Mayıs günü yapılması gereken ikinci Cumhurbaşkanlığı seçimi Genel Kurul’un “yeter sayıya” ulaşamaması nedeniyle yapılamadı. Sonrasında Abdullah Gül’ün adaylıktan çekilmesiyle devam eden süreci Yeni Şafak, “Cumhurbaşkanlığı Gasp Edildi” başlığı ve “Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün hak edilmiş cumhurbaşkanlığı yıllarca tartışılacak 367 yorumuyla engellendi. Baykal’ın çatışma tehdidi ve Mumcu-Ağar ittifakının CHP’nin mahkeme projesine verdiği desteğin ardından seçim süreci demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçti” spotuyla verdi.

5+5 FORMÜLÜ MECLİS’E GELDİ

İlerleyen günlerde AK Parti, cumhurbaşkanını halkın seçmesini sağlayan ve 5+5 formülünü getiren Anayasa değişikliğini hazırladı ve 10 Mayıs günü Meclis Genel Kurulu’nda oylamaya sundu. 376 kabul oyu alan değişiklik paketi Cumhurbaşkanı Sezer’in onayı için Çankaya’ya gönderildi. Meclis’teki bu tarihi oylamayı, “Cumhurbaşkanını Cumhur Seçecek” başlığıyla okurlarına duyuran Yeni Şafak, Sezer’in olası veto durumu için konulan referandum maddesiyle ilgili de okurlarını şöyle bilgilendirdi: “Anayasa değişikliği paketinin 7. maddesine verilen önerge ile bu paketin herhangi bir maddesinin Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmesi durumunda bu paketin tümünün referanduma sunulması kararı verildi.”

BİR KEZ DAHA AK PARTİ

22 Temmuz’da yapılacak genel seçimde cumhurbaşkanlığı seçimi için de halkın önüne sandık koymak isteyen AK Parti’nin bu isteği Sezer’in tüm süreleri sonuna kadar kullanması ve seçim için gereken süreyi aşmasıyla mümkün olmadı. 22 Temmuz 2007’de yapılan genel seçimlerde halk AK Parti’yi bir kez daha sandıktan birinci parti olarak çıkardı. Seçimlerde AK Parti yüzde 46.58 ile 341 milletvekili, CHP yüzde 20.88 ile 112 milletvekili, MHP ise yüzde 14.27 ile 71 milletvekili çıkardı. 27 de bağımsız vekil Meclis’e girdi. Bir önceki Meclis’te yer alamayan MHP, 2007’de 71 vekille temsil edildi. “367 yeter sayısının” kriz haline gelmesine neden olan ANAP ve DYP ise Demokrat Parti çatısı altında birleşmelerine rağmen halktan red yedi.

YOLA DEVAM

Yeni Şafak bu tarihi seçimi, “Yola Devam” başlığıyla manşetine taşıdı. Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu’nun Meclis dışında kalması ise “Sandık Çarptı” başlığı ve “DP’nin ‹sağda birleşme’ söyleminin sadece cumhurbaşkanı seçimini engellemeye yönelik olduğu halk tarafından görüldü. DP’yi küçük parti olarak Meclis dışında bırakan Ağar istifa etti” spotuyla gazetede yer aldı.



BAHÇELİ’DEN DESTEK GELDİ

Seçimlerin ardından Meclis 4 Ağustos’ta ilk toplantısını yaptı. Yemin töreninin ardından 10 Ağustos günü de Meclis Başkanı seçimi gerçekleşti. AK Parti’nin adayı Zonguldak Milletvekili Köksal Toptan, muhalefetin de desteğiyle ilk turda 450 oy alarak başkan seçildi. Ancak Türkiye gündemi cumhurbaşkanlığı seçimine kilitlenmişti. Seçimlerden ezici bir çoğunlukla çıkan AK Parti, bir kez daha 367 sorunuyla karşı karşıyaydı. CHP, yine Meclis’i boykot ederse seçim için yeterli katılım oranı yani 367 yeter sayısı nasıl sağlanacaktı. İşte tam bu notada AK Parti’ye sürpriz destek geldi. MHP lideri Devlet Bahçeli, “AK Parti kimi isterse aday gösterebilir. Biz Meclis’e gireriz, 367 sorunu yaşanmaz” açıklamasıyla krizin çözülmesini sağladı.

GÜL DÖNEMİ
BAŞLADI

Abdullah Gül bütün engellemelere rağmen 28 Ağustos’ta yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin üçüncü turunda Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı seçildi. Gül, Meclis tarafından seçilen son Cumhurbaşkanı oldu. Bu tarihi olayı Yeni Şafak manşetten “Gül Gibi Başladı” başlığıyla duyurdu. Haberin detayında ise seçimin ayrıntıları ve Gül’ün ilk konuşması yer aldı: “TBMM Genel Kurulu’ndaki oylamanın 3. turuna 448 milletvekili katıldı. Gül’e 339, MHP’li Çakmakoğlu’na 70, DSP’li Tayfun İçli’ye de 13 oy çıktı. Sonuç alkışlarla karşılandı. Gül Genel Kurul’da yaptığı ilk konuşmasında, ‘Tüm vatandaşlarımı kucaklayacağım, tarafsız olacağım, devlet organlarının uyumlu çalışmasını sağlayacağım’ dedi.”

KABİNE KURULDU,
REFERANDUM SÜRECİ BAŞLADI

3 aylık bir kriz döneminin ardından Meclis yeniden şekillendi ve muhalefetin bütün girişimleri püskürtülerek Gül, Köşk’e çıktı. Hemen ertesi gün Başbakan Erdoğan yeni kabine için hazırlıklara başladı. Kabinenin kurulmasının arkasından hükümetin ilk işi Sezer tarafından veto edilen Anayasa değişikliği paketini referanduma taşımak oldu. 21 Ekim 2007’de yapılması kararlaştırılan referandum için AK Parti çalışmalara başladı. AK Parti’ye Büyük Birlik Partisi ve Saadet Partisi de bu süreçte destek verdi.

HALK EVET DEDİ

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişikliği 21 Ekim 2007’de halkoyuna sunuldu ve yüzde 68,9 evet oyu ile kabul edildi. Ancak aynı gün Hakkari’de hem askere hem sivillere yönelik yapılan saldırılar sonucu 12 askerimiz şehit oldu, 17 sivil yaralandı. Bu büyük acı için Türkiye’nin 81 ilinde vatandaşlar sokaklara dökülerek “Hepimiz Mehmetçiğiz” dedi.

22 Ekim tarihli Yeni Şafak da “Hepimiz Mehmetiz” manşetiyle bu elim günü manşetine taşıdı. Referandum sonuçları ise “Evet Halk Seçecek” başlığıyla iç sayfalarda yer aldı. Abdullah Gül’ün 5 yıllık görev süresi dolduktan sonra 12. Cumhurbaşkanı olarak Recep Tayyip Erdoğan halk tarafından seçildi.


PROVOKASYON KOKAN HAREKETLER

Erdoğan’ın Gül’ü cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiği günün ertesinde bu durumdan rahatsız olan ve erken seçim isteyen çevreler harekete geçti. 25 Nisan günü dönemin YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’e sözde bir silahlı saldırı düzenlendi. Olayın ayrıntılarını “Zaman Ayarlı Provokasyon” başlığıyla okurlarına duyuran Yeni Şafak’ın 26 Nisan tarihli nüshasında haber, “Cumhurbaşkanı seçimi arefesinde, YÖK Başkanı Teziç’e yönelik başarısız bir saldırı girişimi yapıldı” şeklinde yer aldı. Aynı gün, dönemin Meclis’inde yer alan DYP ile Anavatan Partisi’nin liderleri Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu, saldırıyı bahane ederek ‘erken seçim’ çağrısında bulundu. Bu çağrı ve sonrasında cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde iki partinin yer alacağı konum 367 krizini doğuracak ve iki partinin de siyaset sahnesinden silinmesine neden olacaktı.




Baskı için meydana indiler

AK Parti’ye karşı muhalefetin yoğunlaştığı bir alan haline gelen Cumhurbaşkanlığı seçimi, irtica-laiklik-başörtüsü tartışmalarının etrafında dönmeye başladı. Sadece muhalefet değil, dönemin sözde ‘laiklik savunucusu STK’ları da iktidar partisine toplumsal baskı oluşturmak için ülke genelinde mitingler organize etti. İlki 14 Nisan 2007’de Ankara Tandoğan Meydanı’nda organize edilen ve ‘Cumhuriyet’e sahip çık’ çağrısıyla düzenlenen Cumhuriyet Mitingleri; Çankaya Köşkü’nü “yıkılmayacak kaleleri” olarak görenlerin laiklik bahanesiyle Meclis’in, yani milletin iradesinin yansımasını engellemek adına gerçekleştirdiği gövde gösterileri oldu.


Günler öncesinden büyük bir tantananın koparıldığı mitingleri Yeni Şafak 15 Nisan tarihli nüshasında birinci sayfadan “Provokasyonsuz Yürüyüş”, iç sayfalardan ise “Sessiz Sedasız Bitti” şeklinde verdi. Haberin ayrıntılarında ise mitinge katılan şaibeli aktörler şu cümlelerle yer alıyordu: “Mitingi düzenleyen Atatürkçü Düşünce Derneği’ne Cumhurbaşkanı Sezer tarafından 221 bin YTL yardım yapıldığını Yeni Şafak duyurmuştu. Kamuoyu, Sezer’in adı iki ayrı darbe girişimine karışan Şener Eruygur’un başkanlığını yaptığı derneğe yardımlarını eleştirdi. Mitingin kürsüden indirilen aktörü Tuncay Özkan da ‘17 milyon dolarım vardı. Kanaltürk’ü kurdum’ demiş, ancak paranın kaynağını açıklayamamıştı.”


e-Muhtıra’daki iddialar çürütüldü

Yeni Şafak, 27 Nisan e-Muhtırası’nın yayımlandığı ilk günden itibaren bildiride yer alan asılsız iddialara açıklık getirdi. 29 Nisan tarihli gazetede TSK bildirisindeki “Şanlıurfa’da düzenlenen Kutlu Doğum etkinliğinde bayrağın indirildiği ve Atatürk posterlerinin yırtıldığı” yönündeki bilginin gerçeği yansıtmadığı Behçet Güngör ve Yakup Bulut imzalı haberlere ortaya çıkarıldı. Gazetemiz ilerlerleyen günlerde de e-Muhtıra’da yer alan iddiaları çürütmeye, demokrasiden yana tavır almaya devam etti. 30 Nisan tarihli nüshada, bildiride bahsi geçen “Kutlu Doğum etkinliklerine katılma emrinin” dezenformasyona uğradığı belgeleriyle kanıtlandı. Yakup Bulut imzalı “Bulun Bu Sahtekârı” başlıklı manşette, belgenin sahtesi ve gerçeği yer alıyordu.




CHP’nin bitmeyen muhalefeti

Meclis’in cumhurbaşkanını seçmesini kriz haline getiren CHP, genel seçim sürecinde de cumhurbaşkanlığı seçimini halkın yapmasına karşı çıktı. “Sadece Adında ‘Halk’ Kaldı” başlığıyla durumu okuyucularına duyuran gazetemiz, şu ayrıntıları verdi: “Cumhurbaşkanının Meclis tarafından seçilmesini engelleyerek Meclis’i bloke eden CHP, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine de karşı çıkıyor. CHP verdiği sulandırılmış önergeler ile de Meclis’i adeta küçük düşürüyor.”

BÜLENT ORAKOĞLU
Cuntaya karşı durdu
28 Şubat sürecinden iki yıl önce yayın hayatına başlayıp bu süreci iliklerine kadar yaşayan Yeni Şafak gazetesi günümüzde televizyonu, internet portalları, haftalık ve aylık dergileriyle büyük bir medya grubu olarak milli iradenin yanında vesayetçi yapıların karşısında yer aldı. 28 Şubat’ta milletimizin milli ve manevi değerlerini iç tehdit olarak değerlendirip türban başta olmak Anayasa’da tanımı ve anlamını bulan ‘inanç özgürlüğünü’ suç kapsamında gören sivil ve askeri cunta’ya karşı dik duruşu ve mücadelesini hiç bozmadan 17/25 Aralık ve 15 Temmuz kanlı darbe girişimlerinde de sürdürdü. Gazetemiz inançları giyim ve kuşamları nedeniyle horlanan ezilen sessiz çoğunlukların sesi oldu. Muhafazakâr yerli ve milli anlayışla geçmişten günümüze ülkemize büyük hizmetlerde bulunan Yeni Şafak medya grubunda görev almaktan büyük bir onur duymaktayım. Bu nedenle başta Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Albayrak olmak üzere tüm üst düzey yöneticiler ile her kademede görev alan çalışanlarımızın gazetemizi 25 yıla üstün bir başarı ile taşıdıkları için ülkem ve şahsım adına şükranlarımı sunarken daha nice yıllara aynı başarılı çalışmalar ile ulaşmak dileklerimle 25’inci yılımız hayırlı ve kutlu olsun.



#yeni şafak