İstanbul Altın Rafinerisi Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Halaç'la altının dünya ekonomilerindeki yerini, ülkemizin ithalat ve ihracattaki yapılanmasıyla firmaların markalaşma sürecini konuştuk. Altının her zaman önemli yatırım aracı olduğunu söyleyen Halaç, kriz dönemlerinde altının daha güvenilir bir liman olduğunu kaydetti
İAR 1996'da dönemin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı tarafından desteklenerek İstanbul Altın Borsası, bankalar ve sektörün önde gelen kuruluşları bir araya getirilerek İstanbul'u Ortadoğu'nun altın merkezi yapmak amacıyla kuruldu. Ancak hiçbir zaman tam olarak faaliyete geçemedi. 1995'te altın rafinasyon sektöründeki eksikliği fark eden Halaç Ailesi ve özellikle mayıs ayında talihsiz bir hastalık sonucunda kaybettiğimiz rahmetli Ömer Halaç, kuyumculuk sektöründeki 25 yıllık deneyimlerini bu faaliyet alanına yönlendirdi. Kısa süre içerisinde teknolojik gelişimleri ve sektöre sağladıkları güvenle birlikte altın rafinasyonu hizmetinde ön sıralarda yer almaya başlayan Halaç Kuyumculuk Ltd. Şti 2002'de dünyadaki diğer altın rafinerileriyle rekabet edebilmek için İstanbul Altın Rafinerisi A.Ş.'yi satın aldı ve 2002'den itibaren daha ileriye taşımak için maddi ve manevi her türlü fedakarlığı göstererek şu an dünya rafinerileriyle rekabet edebilme noktasına getirdi.
İAR kuyumculuk sektörünün hem başlangıç hem de son noktasında sektöre hizmet veriyor. Asıl faaliyet konusu yurtiçindeki hurda altınların rafinasyon hizmetini sağlayarak dünya kuyumculuk ve takı sektöründe hizmet gösteren üretici firmalara bu rekabetlerinde kaliteli ve hızlı hammadde temin etmek. Ülkemizde altın madenciliğinin artmasıyla beraber yurtiçi yeraltı kaynaklarımızdan büyük çabalarla çıkarılan altınların, daha önceden rafinasyon hizmeti için yurtdışına gönderilirken şu anda kendi tesislerinde rafine ederek asıl katma değerin yurtiçinde kalmasını sağlamayı başardık. Aynı zamanda Türkiye'de ilk defa İstanbul Altın Borsası, T.C. Hazinesi ve T.C. Darphanesi'nin yanı sıra bankaların da kabul ettiği 1 kilogram külçe altın imal ettik ve daha sonra Dubai Altın Borsası'na da akredite yaparak ürettiğimiz altınlar uluslararası geçerlilik kazandı. Şu anki hedefimiz Londra Altın Borsası'ndan da (LBMA) bu onayı alarak dünya altın rafinerileriyle tam anlamıyla rekabete başlamak. Diğer bir ürünümüz belki de şu an Türkiye açısından en önemli ürün olan 'Gramaltın'. 1 gramdan 100 grama kadar ağırlıklarda ve sertifikalı olarak Türkiye'de ilk defa tarafımızdan üretilen Gramaltın en küçük yatırımcıdan en büyük yatırımcıya kadar tercih ediliyor. Kültürümüzde doğumdan emekliliğe kadar çok önemli yer tutan yatırım amaçlı bu altınları insanlar para gibi bankalara yatırabilecek, mevduat gibi getiri elde edebilecek ve istedikleri zaman altın olarak geri çekebilecek.
Şu anki tahminlerimize göre 5 bin tona yakın bir altın yastık altında uyuyor. Yani 150 milyar Dolar civarında bir para Türkiye ekonomisine çok önemli bir kaynak ama ekonomiden uzakta atıl bir şekilde bekliyor. Yukarıda kısaca bahsetmiş olduğum bankalara mevduat olarak yatırmanın asıl amacı yastık altınki bu altınları ekonomiye kazandırarak Türkiye'nin ekonomisine önemli ölçüde kaynak yaratmak. Global ekonomik krizle beraber ekonomistlerimizin kısa vade en çok dikkat ettiği konu, bankalarımızın akreditasyon kredilerinin geri dönüş süreleri ve bu da 10 milyar dolar gibi bir rakam. Ama halkımızın elinde olan güç bundan çok daha fazla. Eminiz ki bu sistemi kurduğumuzda halkımız ekonomiye gereken desteği verecek.
Türkiye dünya altın üretiminde ilk 3'te yer alıyor. Haliyle bu sektöre yapılmış yatırımlar oldukça fazla. Yetenekli tasarımcılar, ustalar var. Ancak şu an için tam anlamıyla eğitim sistemi kurulmuş değil. İleriye yönelik bir gelişme var ama çok daha iyi olabilmek yine bizim ellerimizde. En önemli eksiklerin başında ise hala birkaç firma dışında tam anlamıyla markalaşmanın gerçekleşmemesi. İç pazardaki payı oldukça yüksek ancak ekonomiye kazandırmak zaman alacak. Kültürümüzde altın takı olarak ya da yatırım amaçlı her zaman gözde bir ürün. Dış pazarda ise Türkiye son aylara kadar ithalatçı bir pozisyondayken ocak ayıyla beraber ihracatçı bir pozisyona geçti. Daha önceki yıllarda külçe altınlar ithal edilerek burada işlenip takı ve mücevher olarak ihraç ediliyordu. Ancak yurtdışı piyasalarda yaşanan krizle beraber takı ve mücevher ihracatı azalarak külçe altın ihracatı arttı.
Altın madenciliği uzun zaman ve büyük yatırımlar istiyor. Türkiye'de son birkaç yıla kadar yabancı firma bünyesinde çalışan bir maden varken şu an ikisi büyük olmak üzere üç adet madenimiz faaliyet gösteriyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde ise bu sayı artacak. Altın rezervimiz evet var. Ancak önemli olan konu rezervin ekonomik boyutlarda olması. Çok uzun yıllar boyu oldukça maliyetli yatırımlarla belirlenen rezervler, işletmeye başlamadan önce iyi bir fizibilite çalışmasıyla beraber sonuçlandırılmalı ki bu yatırımlar karşılığını verebilsin. Aslına bakarsanız bir diğer önemli sıkıntı halkın önyargılı davranışı. Bildiğiniz gibi yıllardır altın madencilerine halkımız siyanür konusunda oldukça önyargılı davranıyor. Ama yurtdışında altın madencileri her zaman el üstünde tutulan bir sektör. Örnek vermek gerekirse yurdumuzdaki madenleri ziyaret ettiğimizde kullanılan güvenlik önlemleri ve teknoloji en üst düzeyde. Bu güvenlik önlemleri bile kullanılan siyanür miktarı için çok fazla. Daha önemli bir örnek ise maden işletmelerinin çevreye yapmış olduğu kültürel ve ekonomik kalkınma. Uşak'ta faaliyet gösteren işletme bölgesini incelediğimizde tesislerin kurulumdan önce çevre köylerin geçim kaynakları ve eğitim seviyesi oldukça düşükken şu anda ekonomik kalkınmayla beraber eğitim ve kültürel alanda gelişmeler gözleniyor.
Her şeyden önce ekonominin temellerini atan varlık altın. Tarihte ticaretin düzene oturmasıyla beraber Lidyalılar ilk para olarak altın külçeler yaptı ve yüzyıllar boyunca altın ekonomiyi yönlendirdi. Tüm dünyada geçerli bir söz var ve bu sözü ilk defa yıllar önce duymama rağmen bugünlerde oldukça fazla duyuyorum: “Kriz zamanlarının en güvenli limanıdır altın.” Aslında sadece kriz zamanlarıyla sınırlandırmak oldukça yanlış. Çünkü altın her zaman en güvenli liman. Kriz zamanlarında ise günümüzde olduğu gibi birkaç adım öne çıkarak kendini gösteriyor. Geçmişe baktığımızda her zaman trendini bazen yavaş, bazen hızlı bir şekilde yükseltmeyi başardı. Birçok ülkenin merkez bankasının en önemli stok kalemlerinde altın her zaman üst sırada. Günümüzde global ekonomik krizle beraber finansal piyasalardaki çoğu yatırım aracındaki büyük zararlar küçük ya da büyük yatırımcıyı tekrar altına yönlendirdi. Aslında altın ekonominin sigortası diyebiliriz.






