Uzun metrajlı dramalara reklâm yönetmenliğinden geçiş yapan Ömer Faruk Sorak, 2000'li yıllarda birbiri ardına çektiği 'Vizontele', 'Gora', 'Sınav', 'Yahşi Batı' gibi her biri son derece yüksek bütçeli ve gişe rekortmeni olmuş iddialı yapımlardan sonra çıtayı birazcık indirip sessiz sakin bir romans çekmeye niyetlenmiş. Ancak, yönetmenin bütün biçimsel titizliği ve görsel ustalığına rağmen, filmin senaryosu ne yazık ki 'yürümüyor'.
Oysa, karşımızda yaşı 30'larını aşmış olup hayatında en az bir kez aşk acısı tatmış her izleyicinin burnunun direğini sızlatacak türden bir hikâye var. Ki özellikle yüksek resim ve ses kalitesiyle sinemalarımıza her iki haftada bir yepyeni bir örneği düşen Hollywood üretimi romantik komedilerden zerrece geride kalmayan bir yapımla karşı karşıyayız.
İzlenir elbette; hattâ aşırı yüksek beklentiler içine girilmeden izlenirse bir çok bölümünden düpedüz keyif de alınabilir. Fakat, kalplerde ve belleklerde derin izler bırakmamaya namzet bir çalışma bu, o da başka!











