Bugünkü kongrede çıkan sonuç ne olur bilmiyoruz ama 1907 yılında kurulan Fenerbahçe'ye dönemin siyasal konjonktürüne uygun olarak, kulübün menfaatleri doğrultusunda çok farklı kesimlerin temsilcileri başkanlık yaptı.
Haftanın spor gündemi hiç şüphe yok ki Fenerbahçe kongresi. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün olağanüstü genel kurulunun yapılacağı gün, biz de gelmiş geçmiş Fenerbahçe başkanlarına göz atalım dedik.
1907 yılında, daha ziyade Saint Joseph Liseli gençlerin Galatasaray'a gıpta ile bakıp bir takım kurma niyetiyle başlamış Fenerbahçe'nin macerası. Bahriyeli Necip Bey'in evinde, Ziya ve Ayetullah Bey'in yaptığı bir toplantı ile kulübün kurulmasına karar verilmiş. Kuruluşundan bugüne kadar 38 farklı ismin başkanlık yaptığı Fenerbahçe'de bu görevi ilk yerine getiren kişi Ziya Songülen. Ziya Bey'den sonra sıkıntılı dönemlerinde Galatasaray Lisesi mezunu Ayetullah Bey devralmış başkanlığı. Başkan olmasa da kulüp üyesi Elkatipzade Mustafa Bey'in Fenerbahçe tarihindeki yerini zikretmemek haksızlık olur. İttihat ve Terakki üyesi bir tüccar olan Mustafa Bey, Fenerbahçe kulübüne hem maddi yardımda bulunmuş hem de o dönemlerde bir ilk olan 'genç takım' kurmak suretiyle, bir anlamda kulübün geleceğini garanti altına almıştır. Elkatipzade Mustafa Bey, kulübe intisap eden ilk İttihatçıdır ama son değildir. Galatasaray'dan ayrılıp Fenerbahçe'ye geçen Hamit Hüsnü Bey, yine partinin önde gelen isimlerinden Sabri Bey ve 1926 yılında 'İzmir Suikastı' davasından suçlu bulunup idam edilen Doktor Nazım Bey Fenerbahçe'nin 'İttihatçı' başkanlarıdır.
1911- 1912 yılları arasında kulübün başkanlığını, Harbiye'den mezun olup generalliğe yükselen tek şehzade olan Şehzade Osman Fuad Efendi yürütmüştür. 1920- 1923 yılları arasında ise Fenerbahçe'nin başkanı bir başka şehzade; Ömer Faruk Efendidir. Kuruluş yıllarında, kısa bir süreliğine de olsa sadrazamlık görevinde bulunmuş ve Ankara hükümeti ile İstanbul hükümeti adına 'Bilecik Görüşmesi''ne katılmış hatta Ankara Hükümeti tarafından bir süre alıkonulmuş Salih Paşa, oyun yazarı İ.A. Nuri Sekizinci gibi isimler Fenerbahçe başkanlığı koltuğuna oturmuştur.
Daha sonraki yıllarda Faruk Ilgaz, İsmet Uluğ, Fikret Arıcan gibi sporun içinden gelen 3 başkan dışında Fenerbahçe'de politik yönünden çok ekonomik gücü ile ağırlığını koyacak 'paralı başkan' anlayışı kulübe egemen oldu diyebiliriz.
Kuruluşundan bu yana Fenerbahçe başkanlığı, dönemin siyasal konjonktürüne uygun olarak 'kulübün ali menfaatleri' doğrultusunda çok farklı kesimlerin temsilcileri tarafından 'ele geçirilmiştir' demek yanlış olmaz. Bu durum sadece dışarıdan değil içeriden yani Fenerbahçe seçkinleri tarafından bir tercih olagelmiştir. İttihatçılardan şehzadelere, İstanbul hükümeti yanlısı sadrazamdan Kemalizm'in en kudretli bakanına, tüccar müteşebbislerden Demokrat Partili vekillere kadar çok farklı sosyo politik çizgilerdeki başkanların görev alması, diğer yandan, Fenerbahçe'nin toplumdaki popülerliği ve dışa açıklığı ile birlikte düşünülmeli sanırız. Bugünlerde Fenerbahçe ile alakalı söylenecek slogan cümleleri, Fenerbahçe tarihi ile birlikte düşünüp süzgeçten geçirmek, anlamak için daha yararlı olur sanki. İyi Pazarlar efendim.
1934 yılında oynanan bir Fenerbahçe Galatasaray maçında büyük olaylar yaşanır. Futbolcular arasında başlayan kavga tribüne de sıçramış ve maç yarıda kalmıştır. Bu olayların ardından birçok futbolcuya ağır cezalar verilir. Fenerbahçe kalecisi Hüsamettin Böke futboldan ömür boyu men edilir. Fenerbahçeli idareciler bu cezalara itiraz eder lakin sonuç alamazlar. Bir sonraki aşama olarak Fenerbahçe cephesi işi mahkemeye taşımaya kalkınca dönemin sporla ilgilenen siyasileri duruma sinirlenir ve kulüp kapatılma tehdidi alır. Giderek tırmanan Fenerbahçe gerginlikte kulüp yetkilileri çareyi Fenerbahçeliliği ile bilinen dönemin güçlü siyasi figürü Şükrü Saraçoğlu'na başvurmakla bulurlar. Saraçoğlu'na Fenerbahçe başkanlığı teklif edilir ve bu teklif kabul görür. Siyasi hayatında Maliye, Adalet, Dışişleri bakanlığı, Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı yapan Şükrü Saraçoğlu, 16 yıl boyunca Fenerbahçe başkanlığını da siyasetle birlikte götürür. Aslen Trabzon Akçaabatlı bir ailenin Ödemiş'te doğan oğulları olan Şükrü Saraçoğlu'nun başkanlığı döneminde Fenerbahçe, maddi manevi sıkıntılarından kurtulmuş olarak büyük başarılar elde eder.
Zeki Rıza'dan sonra Fenerbahçe başkanlığı koltuğu, iki Demokrat Partiliye daha, Agâh Erozan ve Medeni Berk'e nasip olmuş, lakin 27 Mayıs darbesi sonucunda Fenerbahçe'nin 3 başkanı kendilerini Yassıada'da bulmuşlardır. 1960 darbesi, başkanlarının DP'li olması yüzünden Fenerbahçe'nin başını hayli ağrıtmıştır. Darbeye rağmen Menderes'in fotoğrafının müzede asılı olması bir ziyaret esnasında krize neden olmuş, diğer yandan futbolcuların topluca fotoğraf çektirip Yassıada'daki başkanlarına yollamaları cuntaya meydan okuma şeklinde algılanmıştır. Darbecilerle Fenerbahçe arasındaki gerilim tırmanırken Mart 1961'de oynanan Fenerbahçe Gençlerbirliği maçında çıkan olayların ardından Fenerbahçe, bu kez siyasiler değil askerler tarafından kapatılmakla tehdit edilmişti.
Şükrü Saraçoğlu'nun ardından 1 yıl süreyle Fenerbahçe başkanlığına Ali Muhittin Hacıbekir getirilir. Zaten Saraçoğlu döneminde de kulübün finansmanının bir kısmını karşılayan bu isimden sonra ise ülke siyasetine paralel olarak Fenerbahçe başkanlığı da Demokrat Partili isimlere geçecektir. 1951 yılında DP Rize milletvekili Osman Kavrakoğlu, 1953 yılında Fenerbahçeli eski futbolcu Bedii Yazıcı, 1955 yılında ise Zeki Rıza Sporel Fenerbahçe başkanlığı yapan isimler oldu. (1950 yılında DP milletvekili olarak meclise giren Zeki Rıza Sporel'in 1946 seçimlerinde milletvekili seçilmesine rağmen, CHP tarafından Kurtuluş Savaşı'nda askerden kaçtığı gerekçesi ile vekilliğinin düşürülmesi konusu, Yıldıray Oğur' un 'Cumhuriyetin Beyaz Mağdurları' isimli kitabında ayrıntılı olarak yer almaktadır).






