Uluslararası platformda başarılara imza atmış bir modacı Özlem Süer. Viktoryen, romantik ve bohem tarzı, insanı adeta hayal âlemine götürüyor. 20 yılını dolduran Süer, bizi masalsı bir yolculuğa çıkardı.
Özlem Süer, daha 5 yaşında bir çocukken babasının hangi takım elbiseyi giyip, hangi kravatı takacağına karar vermekle başlamış modacılığa. Uluslararası başarısının arkasında sadece çalışkanlık ve disiplin yatmıyor. Süer aynı zamanda çok da iyi hayal kuruyor. "En hayalperest modacı" olarak bilinen Özlem Süer'in tasarımlarına baktığınızda kadınları kraliçe veya prenses gibi salındıklarını görürsünüz. O, ince uzun suliyetlere giydirdiği uçuşan elbiselerle kadınları zarafet abidesi haline getiriyor. Her zaman özenli giyimi ve kişisel stil konusunda hassas olduğunu söyleyen modacı "giyimden daha çok giysilerin dokusu, kumaşı ve rengi etkiledi beni hep" diyor. Kumaş dokusu renklerle olan ilgisi üniversite yıllarında aldığı eğitimle anlam kazanıyor. Üniversitenin ilk yılından itibaren çalışma hayatına atılan Süer, mesleğe eşarp ve mayo desinatörlüğü ile başlamış.
Özlem Süer kumaşlarla kurduğu özel bağ dikkat çekici. Bu nedenle yorgana, çarşafa dokunmadan uyuyamadığını, en çok kumaş ve dokulu yüzeylerin ilham kaynağı olduğunu söylüyor. Tasarımlarında tek renk ve rengin tonlarından oluşan bir renk paleti içinde; farklı kumaş katmanları; origamik katlama teknikleri ve tamamen el işçiliği ile oluşturulan dokulu efektler, öne çıkan en belirgin özelliklerinin başında geliyor. Özel tekniklerle kumaşa 3 boyut katıyor, bu özel kumaş üretimi sayesinde Süer aynı zamanda uzun yıllardır iplik, kumaş danışmanlığı yapıyor. Şifonlar, jakarlar, brokarlar bunlardan bazıları. Süer aynı zamanda işini akademideki görevi ile eş zamanlı sürdüren moda tasarımcısı. Sabır ve çıraklık dönemlerinde eğitimin çok önemli olduğunu söyleyen Süer, genç tasarımcıların da eğitim ile özel bir ustanın yanında çıraklık yaparak bu mesleğe yönelmesi gerektiğini düşünüyor. Süer, yalnızca tasarım eğitimi değil, şiir okumayan, kitap kokusunu sevmeyen, sinema tutkunu olmayan bir tasarımcı düşünemediğini belirtiyor. aynı zamanda bir eğitmen olan Süer yeni nesil modacılarına tavsiyesi "Sabrın erdemine inanın ve çıraklık sürecinizden keyif alın".
Özlem Süer bir gece içinde verdiği karar ile kendi şirketini kuruyor. Nasıl mı? Sektörde uzun süre pek çok önemli isimle çalışan tasarımcı bu sayede ticaret formasyonu edinme şansı elde etmiş. Kendi şirketini kurma kararı aldıktan sonra da kendine özgü bir anayasa geliştirmiş. Bu anayasanın temeli, ahlaklı ve dünya standartlarında ticaret ve üretim yapmak üzerine kurulu. Öncelikle işe dünyadaki önemli moda başkentlerinin butik ve mağazalarına ihracat yaparak başlamış. Böylelikle dünya ticaret dilini öğrenmiş. Halen dünya geneline gelinlik, gece elbiseleri, davet kostümleri ve hazır giyim satışı devam ediyor. Bunun dışında İstanbul' da Nişantaşı Özlem Süer HOUSE ve Özlem Süer SUADİYE isimli iki perakende satış noktası da hizmet veriyor.
Tasarımın yüzde elli sanat, yüzde elli endüstri olduğu görüşünü savunan modacı, tasarım kimliğini ürüne oturtmak için bu iki etmenin de çok sağlam olması gerektiğini söylüyor. Süer; "Sanat, koleksiyonun kavram arayışıyla başlıyor. Dokular, renkler, kompozisyonlar hep bir bilinçle ardı sıra yol alıyor. Üretimde rüştünü ispatlamış, çoklu adetler üreten başarılı firmaları olan bir ülkede yaşıyoruz. Az adette üreten bir marka olduğunuzda kumaş, aksesuar edinmek zorlayıcı olabiliyor. Ancak bunu çözmeyi başardık".
Özlem Süer 15 yıldır Intercolor (Dünya Renk ve Konsept Birliği) 'da, Türkiye delegelerinden biri. Bu nedenle renkler ve tonlar ile ilgili özel bir bağı olduğunu söyleyen modacının kendine ait renk paleti bulunuyor. "Klasik Özlem Süer Renk Paleti" olarak adlandırdığı skalanın içinde; vizon, fildişi, beyazın tüm spektrumları, antrasit, mürdüm, safran, zeytinyağı yeşili, haki, bej, kum tonları, somon, soft ve pudra görünümlü tonlar yer alıyor. Süer, modanın neresinde duruyorsunuz? Sorusuna ise şöyle cevap veriyor: "Her ne kadar avant-garde, neo-romantik, deneysel olarak tanımlanan tasarımlar hayata geçirsek de muhakkak moda tasarımının satılabilir, sürdürülebilir kısmında durmayı önemsiyoruz". Kimler Özlem Süer'in kapısını çalar? Özlem Süer HOUSE Nişantaşı adıyla müşterilerini ağırlayan modacı 6 yıldır maison mağazacılık anlayışında hizmet veriyor. Ülke ve dünya genelinden; stil sahibi, stil önerileri almak isteyen, celebrity, prenses, kariyer sahibi, ev hanımı, gelinlerle çalışıyor. Kısa bir süre önce açtığı ikinci nokta Özlem Süer SUADİYE de hizmet veriyor. Kadına en çok sadeliğin yakıştığını söyleyen Süer, abartısız, bakımlı saç ve cilt bir kadını farklı kıldığını vücut formunu bilen ve bu doğrultuda kostüm tercihi yapan kadınlar ise daima en dikkat çeken kadınlar olduğunu söylüyor. Son yıllarda başörtülü kadınlara tavsiyesi ise dokulu kumaşlara yönelmeleri, soft renk paletinden tercihler yapıp; kostümün detay kısımlarında canlı renklere ağırlık vermeleri.
Özlem Süer'in yaptığı her tasarımın öyküsü ve felsefesi var. Ekibinin felsefe, sanat tarihi, sosyoloji ve antropoloji ile ilgilendiğini söyleyen tasarımcı, koleksiyonlarının hikayesi olduğu gibi buna bağlı olarak yapılan çekimler, basın bültenleri, sosyal medyadaki duruşunu da aynı felsefeye dayandırmaya özen gösteriyor. Her koleksiyonun öyküsü ise farklı. Eğer bu hikayeler çokluysa hazır giyim olarak piyasaya sürüyor. Tasarımlarını yaparken kimi zaman mitolojiden yola çıkarak kimi zaman ise müşterilerine yönelik hikâyeler yazıyor. Modanın filozofu olunabileceğini söyleyen Süer "herkes kendi hayatının filozofudur" diyor. "Yaptığım işin aşığıyım" diyen modacı, kendini, rüyalarını hayata geçirmeye çalışan bir tasarımcı olarak tanımlıyor.






