Saman Dağı'ndan gelen yeni trend Hamak Ofis

Recep Yeter
00:002/08/2009, Pazar
G: 1/08/2009, Cumartesi
Yeni Şafak
Saman Dağı'ndan gelen yeni trend Hamak Ofis
Saman Dağı'ndan gelen yeni trend Hamak Ofis

İstanbul'un orta yerine sadece 1 saatlik mesafedeki Karaaslan Kamping'de, Ormanın içinde, dere kenarında hamağınıza uzanırken dizüstü bilgisayarınızla internete bağlanabilirsiniz. Bu sırada ayağınızı buz gibi dereye sokmak, akşama kadar ücretsiz çay kahve servisinden faydalanmakta da özgürsünüz. İzmit'in yeni sayfiye mekanı Saman dağları sizi bekliyor.

Klimaların çaresiz kaldığı ağustos sıcağı altında çalışanlardan biriyseniz, size şöyle bir teklifimiz var. İstanbul'da evinizden çıkıp işyerinize varmak için harcadığınız yaklaşık 1- 1,5 saatlik sürede ulaşabileceğiniz bir ofisiniz olsa… Bu ofis, tümüyle tabiatın kucağında, çam ağaçlarının, kuş seslerinin arasında yer alsa ve çalışma masanız da buz gibi akan bir derenin üzerine kurulmuş olsa… Üstelik, akşama kadar içebildiğiniz kadar çay ve kahve size ücretsiz ikram edilse… Hem de bu çay ve kahveyi, ayağınıza kadar size patron gibi davranan, patron gibi ağırlayan ama bunu sizi rahatsız etmeyecek ve asla abartıya kaçmayacak kadar samimi ve içten bir şekilde yapan insanlar getirse… Ne dersiniz? Allah deriz dediğinizi duyar gibiyiz. O zaman demeye hazır olun, çünkü bu söylediklerimde çok ciddiyim.


KÜMESTEN YUMURTALARI ALIP DA GELİN

O halde sıkı durun. Bu söylediklerimiz ne bir fazla bir eksik. Pardon tabi ki eksik. Eğer kahvaltıyı işyerinize bırakanlardansanız önce biraz yorulmanız gerekiyor. Çünkü 'hamak ofis'in iki çam ağacından oluşan kapısından içeri girerken hemen yolunuzun üzerindeki kızarmış domateslerden, salatalıklardan en beğendiklerinizi kopartıp, bir zahmet kümese de uğrayarak kadrolu tavuklar tarafından henüz yumurtlanmış yumurtalardan yiyebileceğiniz kadarını alıp mutfağa bırakmanız gerekecek. Siz gazetenizi alıp okumaya başlarken çevre köylerden toplanan sütlerle yapılmış tereyağ ve peynirlerin de eşlik ettiği kahvaltınız da çoktan gelmiş olacak. Şimdi sıkı bir çalışmanın zamanı… Eğer bol oksijenin de vermiş olduğu gazla işlerinizi erkenden bitirip, dere kenarında küçük bir gezintiye vaktiniz kalmışsa, bu acıktığınızın göstergesi olmalı. O halde öğle yemeği için hemen masanızın yanı başındaki havuzdan canlı canlı çıkarılıp, kiremitte bir güzel piştikten sonra önünüze getirilen alabalıkları, yine kiremitte hazırlanmış ünlü Akçaabat köfteyi, kiremitte kaşarlı mantarı, Karadeniz'in ünlü mıhlamasını ve kiremitte kavurmasını tatmak için hazırsınız demektir.


BENZİN İSTASYONU HAYATINI DEĞİŞTİRDİ

İstanbul, Ankara gibi metropollerin betondan dünyalarına sıkışıp kalanlar için bu anlattıklarımız bir hayal gelebilir. Ancak tümüyle gerçek. Bu hayal gibi gerçeğin ardında ise Rizeli bir delikanlı var. Sedat Karaaslan. Henüz 35 yaşındaki Sedat Karaaslan, Saman dağlarındaki yüzlerce Rizeli aileden birinin evladı olarak yıllarca bölgede hayvan otlatmış, çiftçilik yapmış. Karaaslan lisede harçlığını çıkarmak için girdiği benzin istasyonunda çalışırken deposunu doldurduğu bir kamyonet hayatını değiştirmiş. Kamyonetin sahibinin yavru alabalık alıp sattığını öğrenen ve oturup hesap kitap yapan Karaaslan, iş kafasına yatınca, babasından 300 mark borç alıp, dedesinin dere kenarındaki arazisine bir kulübe, bir havuz yaparak başlamış alabalık yetiştirmeye… Sonrası da kendiliğinden gelmiş zaten. Önce doğa yürüyüşüne çıkan 12 kişilik bir grup uğramış Sedat'ın 'işyeri'ne... Ama alabalık yemek istemişler. 'Hiçbir şeyim yoktu' diyor Sedat Karaaslan. “Bir masam vardı sadece. Çatal, bıçağı bile komşulardan ödünç alıp o gruba güzel bir sofra kurdum. O gün aldığım ücret, benzinlikte çalışırken aldığım asgari ücret kadardı” diyor ve anlatmaya devam ediyor. “Annem bakır bir tava verdi balıkları kızartmam için. Evdeki eski masamızı da getirdim. Böylece büyüyüp gitti. Her gelen yeni bir talepte bulundu. Kim ne dediyse yapmaya çalıştım. Çünkü müşterilerimi patron kabul etmek beni büyüttü.” diyor.

OKSİJEN SARHOŞ EDİYOR

Bölgede her hangi bir konaklama mekanı olmaması gelip giden doğa tutkunlarının taleplerini de artırmış. Birkaç odalı da olsa konaklama yeri yapmasını istemişler. Bugün 20 aileyi misafir edebilecek kapasitesi var Karaaslan Kamping'in. Aile diyorum, çünkü Sedat Karaaslan tesisini tam bir aile ortamına dönüşmüş. Dolayısıyla her önüne gelen istediği saatte gelip konaklayamıyor. Bir kere tesisin konaklama bölümü için kesinlikle rezervasyonsuz çalışılmıyor. Ama günün ve gecenin hangi saatinde olursa olsun nefes almak için, yemek yemek için uğrayan herkese kapılar sonuna kadar açık. Sedat bu titizliğini “Ben kendi ailemle de bu odalarda kalıyorum. Müşterilerimi de misafirim olarak kabul ediyorum. Onların rahatı, huzuru benim için çok önemli. “ diyerek anlatıyor. Tesis bu yüzden alkolsüz. Sedat Karaaslan, “Tabiatın ortasında zaten oksijen ve yeşilin verdiği huzur yeterince sarhoş ediyor. Bir de alkole ne gerek var” diyerek espri yapmayı da ihmal etmiyor.


Sedat Karaaslan, arazinin kendisine dedesi sayesinde ulaşmış olması nedeniyle Saman dağlarına yolu düşüp de Karaaslan Kamping'e uğrayan herkese çayı kahveyi ücretsiz ikram ediyor. Sadece Kurtuluş Savaşı'nda 200 metre yukarıdaki Servetiye Cephesi'nde çarpışan ve yaralanan gazi dedesi için bir hayır duayı unutmamanız sizin güzelliğiniz.


Nasıl gidilir?

Horozlu uyandırma servisinin de olduğu ve internetten rezervasyon yapılabilen Karaaslan Kamping Tesisleri'nde konaklamanın bedeli konfor ve doğallığına göre çok makul. Kişi başı tam pansiyon bir gece 70 TL. Yuvacık'tan da ücretsiz servis var. (İrtibat ve rezervasyon için: www.karaaslanalabalik.com ya da; 0262 345 01 01) İstanbul-İzmit TEM otoyolunun Batı çıkışından ayrılıp Yuvacık tabelalarını takip ederseniz Karaaslan Tesislerine ulaşabilirsiniz. Ya da otobüsle önce İzmit'e, ardından Yuvacık'a kadar ulaştığınızda bir “alo” demeniz yeterli.