Uludağ Üniversitesi profesörü nasıl dolandırıldığını anlattı: 'Hesabım açılır açılmaz birisi bana 5 TL göndermiş'

12:268/05/2025, Perşembe
Yeni Şafak
 Prof. Dr. Vejdi Bilgin.
Prof. Dr. Vejdi Bilgin.

Bursa Uludağ Üniversitesi'nde görev yapan Prof. Dr. Vejdi Bilgin, yaşadığı olayı '“Bir profesör daha dolandırıldı!” gibi manşetlerle anılmak istemem' diyerek sosyal medya hesabından açıkladı. Bilgin, “E-devlet üzerinden baktığımda 5 bankada adıma hesap açıldığını öğrendim. Bankaları dolaşmaya başladık. Bir kişi bütün bilgileriyle benim kimlik kartımı üretmiş, farklı olarak üzerine kendi fotoğrafını yapıştırmış ve görüntülü görüşme yoluyla banka hesapları açmış” dedi.

Bursa Uludağ Üniversitei'nden Prof. Dr. Vejdi Bilgin'in yaşamı bankalardan kendi adına çekilen krediler yüzünden kabusa dönüştü.


Yaşadığı süreci sosyal medya hesabından paylaşan Bilgin, takipçilerinin aynı mağduriyeti yaşamaması için güvenlik tedbirlerini de anlattı.



Bilgin açıklamalarında şu şekilde devam etti;

“Bir profesör daha dolandırıldı!” gibi manşetlerle anılmak istemem. Ancak adli süreç giderek saçma bir hâl aldığı, bir bankada da kayda değer bir ilerleme sağlanamadığı için yazmak zorunda kaldım. Yazdıklarımın belki birisine faydası dokunur, belki BDDK Resmi ve Bankalar Birliği tedbir alır, Meclisimiz yasal düzenlemeler yapar da insanların maddi-manevi mağduriyetleri önlenir.


2 ay önce (eski maaş bankam olan ve hesabımı kapattığım) Yapı Kredi Bankası’ndan arandım. Görevli, görüntülü hesap açma teşebbüsünde bulunduğumu ancak güvenlik kriterlerinden geçemediğimi, bir sahtecilik ihtimaline karşı beni aradıklarını söyledi. Ben böyle bir teşebbüste bulunmadığımı ifade edince hemen savcılığa başvurmamı ve banka hesaplarımı kontrol etmemi tavsiye etti. (Yapı Kredi’ye müteşekkirim).


E-devlet üzerinden baktığımda 5 bankada adıma hesap açıldığını öğrendim. Risk Merkezi Raporu çıkardığımda borçlandığımı gördüm. İlgili bankaları aradım, hesapların dondurulmasını istedim.


Avukatımla birlikte savcılığa başvurdum, ifademi verdim. Kimliğim kaybolmamış, çalınmamıştı ama savcının tavsiyesiyle hemen kimlik kartımı değiştirdim.


Bankaları dolaşmaya başladık. Bir kişi bütün bilgileriyle benim kimlik kartımı üretmiş, farklı olarak üzerine kendi fotoğrafını yapıştırmış ve görüntülü görüşme yoluyla banka hesapları açmış. Bunun için kullandığı telefon numaraları, telefon markaları belli. İki banka gayri resmi olarak bu kişinin kullandığı kimlik kartının fotokopisini de verdi.


Elde ettiğimiz bilgileri Siber Suçlar Şube Müdürlüğü’ne götürdük, Müşteki olarak ifade verdik.


3 banka ihtiyaç kredisi ve kredi kartı talebine –henüz- olumlu cevap vermemişti. Diğer 2 banka bir iki gün içinde talepleri kabul etmiş. Birinde 170 bin TL’lik kredi kartı açılmış, diğerinde 60 bin TL’lik kredi kartı ve toplam yine 60 bin TL tutan ihtiyaç kredileri verilmiş. Hepsi aynı gün içerisinde harcanmış.

Bankalara itirazlarımı yaptık, ihtar çektik.


Sevindiğimiz (!) husus banka hesaplarında yüksek rakamlı hareketlerin olmaması. Ancak gariplikler vardı. Mesela hesabım açılır açılmaz birisi bana 5 (beş) TL göndermiş. Nadir görülecek bu ismi internetten araştırdım ve bir tıp profesörü olduğunu gördüm. Muhtemelen onun da kimliği taklit edilerek sahte hesap açılmıştı.


Süreç bana akseden bir gelişme olmadan ilerlerken 15 gün önce karakoldan ifade için çağrıldım. Gittiğimde Yapı Kredi Bankası’nın sahte kimlik üreten kişiyle ilgili suç duyurusunda bulunduğunu öğrendim. Doğrudan ben suçlanmıyordum ama şüpheli sıfatıyla ifade vermek zorunda kaldım. Sahte kimlik üretmediğimi, görüntülü hesap açmadığımı, bir üniversite hocası olarak böyle bir şey yapmamın mümkün olmadığını söyledim. (Suçlamalara karşı böyle şeyler demek iyi oluyormuş.) İfade tutanağının yanında “Yakalanan” kısmına imza atmak, “Salıverilme Tutanağı”nı imzalamak da insana dokunuyor.


Bir bankadan iki hafta önce arandım. Banka görevlisi hesap açma görüntüleri, hesap hareketleri ve harcamalarla ilgili bütün bilgilerin Siber Suçlar Şube Müdürlüğü’ne gönderildiğini, mahkeme sonucunda ben haklı görülürsem mahsuplaşacaklarını söyledi. “Yani,” dedim, “Bana isnat edilen borcu ödeyeceğim, mahkemede haklı görülürsem siz bana geri ödeme yapacaksınız. Doğru mu anladım?” “Evet,” diye cevap verdi. Ellerinde görüntü var, benim kimliğim, işim, yerim-yurdum belli ama kendileri kontrol edip hatalarını düzeltmek yerine mahkemeyi bekleyeceklermiş. Bunun üzerine bankadan çok daha yetkili birine ulaştım, meramımı anlattım, kısa bir sürenin ardından problemi çözdüklerini ifade ettiler.


Diğer bankaya Akbank yaptığımız itirazın üstünden 2 ay geçmesine rağmen hâlâ incelemenin sürdüğünü söylüyorlar. Üstelik borcun üzerine faiz işliyor.


Beni iyice yoran husus ise birkaç gün önce tekrar karakola çağrılmam. İstanbul’da Vakıf Katılım Bankası’nın bir ATM’sine taşla zarar verilmiş ve ben de şüpheli havuzunun içindeymişim. (Vakıf Katılım’da adıma sahte hesap açılmasa bankanın kayıtlarında hiç olmayacaktım.) İş resmiyete dökülünce “Saçmalamayın,” deme şansınız yok tabii. “O tarihte İstanbul’da değildim, BTK kayıtlarının incelenmesine izin veriyorum, ATM’ye taş atmadım, böyle bir hareket mesleki itibarımla da uyuşmaz” diye ifade verdim.


Şu anda bekliyorum. 1’i müşteki, 2’si şüpheli olmak üzere 3 savcılık dosyasının içindeyim. Hâlâ borç görünen bankaya ise bir ödeme yapma niyetinde değilim. Nihayetinde evime haciz memurları mı gelir, maaşıma el mi konulur, bilemiyorum. Bankalara ceza davası açılamıyormuş ama hukuk davası açılabilirmiş. Haczi hukuk davası için kullanacağım, mental olarak çökmezsem. Mevcut borç bir yana, şüpheli olarak ifade vermek, ATM taşlama gibi bir suçlamaya maruz kalmak insanı yıpratıyor.


Bana göre burada dolandırılan ben değilim, bankalar. Ben sadece bir mağdurum, mağduriyetimde adıma kimlik üreten kişi kadar zayıf güvenlik sistemlerine sahip bankaların da payı olduğunu düşünüyorum.


#Banka
#Dolandırıcılık
#Profesör