Arabesk müziğinin kraliçesi o. Sesi Japonya'dan tescilli. Neredeyse yarım asırdır sürdürdüğü sanat yolculuğunu 'zor bir yolculuk' olarak tarif eden Kibariye, “Buralara gelmek zor ama terbiyenle, namusunla kalmak daha zor. Ben doğru yoldan çıkmamak için önce Allah'a sonra aileme sığındım” diyor.
İşte size nev-i şahsına münhasır, bir kadınla yaptığımız keyifli bir söyleşi…
Ben öyle bir kadınım. Etrafıma annemin, babamın öğrettiği sevgi ve saygıyı yansıtıyorum.
Manisa Akhisar doğumluyum. Üç tane evim var. Doğduğum yer Akhisar, büyüdüğüm yer İzmir, ekmek yediğim yer İstanbul.
Kolay bir yolculuk değildi. Gelmek zor ama terbiyenle, namusunla, şerefinle kalmak daha da zor. Allah'a çok şükür, bunu başardım.
Şarkıcı olmadan evvel tütüncüydüm fabrikada. Mucize diye şarkıcı bir arkadaşım vardı. Beni o keşfetti. "Burada tütün kıracağına güzel sesini duyur, belki şöhret olursun" dedi.
Allah rahmet eylesin babam izin vermedi. Ayakkabı boyacısıydı. Evde sekiz çocuk. Kazandığı para yetmezdi. Annem, "Sekiz kişi bu kızın eline bakıyor. Gitsin hem para kazansın hem de hayatı öğrensin" dedi. Babam ikna olmadı. Bana da belindeki kemerle bir güzel dayak attı. Korkudan gidemedim…
Mucize, "Sesi sayesinde para kazanacak. Çoluk, çocuk rahat edecek. Neden beyaz peynir, zeytin yemesinler" diyor. Yiyecek ekmeğimiz yoktu çünkü. Çok büyük bir yoksulluk vardı. Ne yaptı etti babamı ikna etti. Sonra İzmir'de çalışmaya başladım. 12-13 yaşındaydım. 18 yaşıma kadar bu şekilde kaçak çalıştım, yaşım küçük olduğu için.
n Şarkıcılıktan kazandığınız ilk parayla ne yaptığınız hatırlıyor musunuz?
Evde buzdolabı yoktu. O zamanlar AEG'ler vardı ucuz yollu. Anneme bir buzdolabı aldım, ağladı. Ondan sonra az da olsa, o dolabı hep doldurdum.
İzmir'de fuara gelen bütün ünlüler her akşam kendi programlarından sonra beni dinlemeye gelirdi. Adım onlar sayesinde kulaktan kulağa yayılmış, "Burada çirkin küçücük bir kız var ama sesi çok güzel" diye. En çok da Gönül Akkor'la Muzaffer Özpınar yaptı bunu. Hiç unutmam onların iyiliklerini. Turgut Akyüz'ün o sıralar Gayrettepe'de Stardust Gazinosu var. Gönül Yazar'la anlaşamamışlar. O gece sahneye birinin çıkması lazım. Muzaffer Özpınar, "Siz onun fiziğine bakmayın. Bu kız burada iş yaparsa, hepiniz trilyonluk olursunuz" demiş. Bir peruk aldılar bana. Bir de Yıldırım Mayruk'tan beyaz bir elbise.
Ayyynen şekerimmm… Sahneye çıkıp bir Kimbilir patlattım. İşte o Kimbilir'le ben yolumu açmış oldum.
İnanır mısın, sekiz sene para kazanmadım. Kazandırdım. Hesap kitap bilmezdim. Kendimi savunamazdım. Annemlere ne giderse mutlu oluyordum.
Seda benim altımda uvertürdü. 14 sene Seda'yla aynı evde kaldık. Dostluğumuz hala sürer. Seda kraliçe oldu. Hakkıydı. Emeğiyle, güzelliğiyle, temiz kalbiyle geldi
bir yerlere.
Ben parayı sevmiyorum biliyor musun? Çok para kazanmak istediğim dönemlerde bile ailem kardeşlerim için istedim. Çok fakirim vardı benim. Bu işlere onları düşünerek girdim. Müzik aşkı falan değildi yani.
Kültür Bakanlığı, senfoni orkestrası eşliğinde ilahi okumamızı istiyor. Görüşmeler hala devam ediyor. Şu anda netleşen bir şey yok ama olacak inşallah.
Evet. Japonya'da tescillendi sesim. Birinci geldim şekerim. Ne mutlu bana. Kim olsa kendisiyle gurur duyar. Ben sana bir şey söyleyeyim mi? Gipsy Kings ve Vasilaki'yle bir araya geleceğiz.
Benim işlerim bu ara çok yoğun. Konserlerim, kaset çalışmalarım var. Onun için daha bir takvim belirlenmedi ama bir araya geleceğiz. Dünyayı gezeceğiz. Bu arada daha hiç kimseye söylemediğim bir şeyi söyleyeceğim sana. Sertab'ın okuduğu Koparılan Çiçekler şarkısını okuyacağım. Sıngle olacak. Bak yemin ederim daha demedim kimseye. (Sessizce ve gizlice) Emrah'la da bir projemiz var.
Harbi proje. Proje de yeter. Detay yok daha. Allah izin verirse bunlar gerçekleştiği zaman göreceksiniz. Çocuğumu bile göremiyorum koşuşturmadan. Ama inşallah güzel şeyler çıkacak. Bir de televizyon programımız olacak. Kanalı sürpriz olsun. Yaz programı.
İlk canımı yakan şey insan ayırmaları, 'çingene' diye aşağılamaları. Ama 'Sabırlı ol. Allah büyük. Bir gün herkes söylediğinden utanır' dedim. Öyle de oldu.
Ben o lafı duyduktan sonra direk lafımı esirgemedim. O zaman da çok kişi saklamıştı kendini. Ben söyledim.
Hangi açılım?
Bugüne kadar ilk defa Başbakanımız Roman ismini ağzına aldı. Allah razı olsun. Yadırganıyorduk biz. Onlara ev almış, para vermiş, ben burada değilim. O bizim gönlümüzü aldı. Çünkü bugüne kadar kimse bize değer vermedi. İlk kez bizi hoş tuttu Başbakanımız. Bütün büyüklerimize saygı duyuyorum. Ama hani bizi kollayan, milyonlara karşı 'İlle de Roman olsun ister çamurdan olsun, yeter ki insan olsun' diyen Başbakan'a saygım biraz daha farklı.
Hayranıyım, evet…
Erdoğan Bey'e hayranlığım başka. Konuşmalarına, ailesine düşkünlüğüne, işini iyi yapışına hayranım.
Ben Ayhan'ı severim. Balık gerçekten insanoğlu insandır. Çok iyi bir çocuktur. Ama mesela bana böyle bir teklif gelse, herkes işini yapmalı derim. Ama biliyorsa, akıllı bir çocuksa, o işi de anlıyorsa ona da saygı duyarım
( Gülüyor) O bizi zaten insanlığıyla, diliyle temsil ediyor. Yapmaz mı yapar. Ama ben yine de herkesin kendi işini yapmasını isterim.
Sıcacık bir evleri, güzel eşyacıkları, üstleri başları, yemecikleri olsun isterim. Parfümleri, makyaj takımları olsun isterim. Değneğimi tak diye vurur bütün garipleri sevindiririm.






