Bir neslin ağabeyi: Erdem Bayazıt
01:00, 14/03/2013, Perşembe
Yeni Şafak
Bir neslin ağabeyi: Erdem Bayazıt
Lise yıllarında birlikte aynı okulda okuma imkanı bulan Erdem Bayazıt Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Alaeddin Özdenören ve Akif İnan aynı yaşlardadır. Nuri Pakdil ise aynı okulda kendilerinden iki yıl önde olan bir ağabey konumundadır. Yıllarca sürecek bu güzel beraberliğin temeli işte bu yıllarda öğrencilik döneminde atılmış, sağlam temeller üzerine kurulu olan bu dostluk sarsılmadan sürmüştür.
Hüseyin Yorulmaz, Erdem Bayazıt'la ilgili olarak en çok konuşan, yazan bir akademisyen, bir edebiyatçıdır. O'nun Erdem Bayazıt'a olan bu ilgisi sadece Maraşlı olmasından kaynaklanan bir özellik de değildir.Erdem Bayazıt'ı bir şair olarak çok seven Yorulmaz, O'nun Maraşlı bir hemşehrisi olmasından çok, lise yıllarında derslerine girip hocalık yaptığı dönemde sevmeye başlamıştır. Girdiği derslerde işlenmesi gereken konular yerine, gençlerin ufkunu genişletecek, onların dünyalarını anlamlandıracak, bilinçli tercihler yapmalarını sağlayacak, kısacası iyi birer insan, kültürlü birer insan olmaları için çaba gösteren bir ağabey olarak öne çıkacaktır. O'nun için, Erdem Bayazıt bu yüzden 'Bir Neslin Ağabeyi' olarak anılmayı hak ediyordu.
Hüseyin Yorulmaz biyoğrafi tarzında hazırladığı bu kitapta Erdem Bayazıt'ın hayatını kronolojik bir sıralama ile ele almış, doğumundan başlayarak, yaşadığı mekan ve şehirleri,birlikte yol aldığı arkadaşlarını, üstadlarını, içinde bulunduğu edebiyat dünyasını, milletvekilliği ve hastalık dönemini yıllar itibarıyla tek tek incelemiş ve bu eser ortaya çıkmıştır.
Erdem Bayazıt, ilk okuldan sonra başladığı orta okul yıllarında yoğun bir okuma dönemine girer. Edebiyat kuşağının diğer şair ve yazarları gibi O da önce Hz. Ali kıssalarını okuyarak başlayacaktır. 'Şiire, okuduğumu anlar duruma geldiğim çağlarda başladım' diyen Bayazıt, söylediği gibi şiir yazmaya orta sonda başlamıştır. O'nun şiir yazdığını ilk fark eden edebiyat öğretmeni olmuştur. Yazdığı ilk şiir bir gazetede yayınlanır. İnsan, toprak, ölüm temasını işleyen 'Toprak ve Adam' şiiri öğretmenlerinin de dikkatini çekiyordu. 'Bu ilk şiiri bile sonrakilere ışık tutuyordu. İnsanlığın ebedi sorunlarını anlamak ve anlatmak, varlık-yokluk meselesi, yalnızlık, eşyanın tabiatı, sanat ve edebiyat, nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz, ne olacağız vs. Erdem Bayazıt şiirinde bu temalar her zaman var olmuştur ve yazdığı her şiirde farklı tonlarda az çok mutlaka işlenmiştir.'(S:47)Sonraki yıllarda bu konular şiirinde yine yer alacak, ölüm teması şiirinde sık sık işlenecektir. Okuma ve yazmaları giderek artar, şiirde yoğunlaşmaya başlar ve toplumsal olaylar,onu çok etkiler,kimi hadiselerin de şiirine yansıdığı görülür. Bunlardan birisi de Çoban Ali'nin kent meydanında ahali önünde idam edilişidir. Boşluklu Yaşamak şiirinde bu idam olayını ironik biçimde anlatır.
'Adamın kafasında koskoca bir güneş var diyorum ben
Adamın kafasında Sultanahmet'in güvercinleri
Gülhanenin ağaçları
Oturacak yerlei parkların
Sonra yedi yıl hücrede beklemek göksüz'
Trajik bir idam olayını 17 yaşındaki bir genç bakışıyla müthiş biçimde işleyen Erdem Bayazıt, sadece idam edilen kişinin duygu ve düşüncelerine değil, orada meydanda toplanan ve bu olayı bir film seyreder gibi merakla izleyen kalabalığın duygularına da kilitlenmiştir. Bayazıt'ın sadece duyguları değil, düşüncesi üzerinde de çok etkisi olmuştur bu olayın. Ölüm üzerine daha çok düşünmeye başlamış ve aynı dönemde tanıştığı kitaplarıyla Dostyevski üzerine yoğunlaşmış, hararetle okumayı sürdürmüş ve görüşlerinin gelişmesine katkı sağlamıştır.
LİSE YILLARINDA TANIŞIRLAR
Lise yıllarında birlikte aynı okulda okuma imkanı bulan Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Alaeddin Özdenören ve Akif İnan aynı yaşlardadır. Nuri Pakdil ise aynı okulda kendilerinden iki yıl önde olan bir ağabey konumundadır. 'Kendi aralarında sanattan, edebiyattan, tarihten, metafizik konulardan konuşurlar. Okuduklarını kritik etmeleri, yazdıklarını birbirine göstererek eleştiriye tahammül göstermeleri yazar olmalarında etkili olmuştur.' (S:85) Yıllarca sürecek bu güzel beraberliğin temeli işte bu yıllarda öğrencilik döneminde atılmış, sağlam temeller üzerine kurulu olan bu dostluk sarsılmadan sürmüştür. Yazma ve okuma konusunda çok istekli olan bu genç kuşak, Maraş'ta bulunmayan dönemin edebiyat dergilerini mektupla isteyerek takip ediyorlardı. Pazar Postası isimli yeni bir dergi gördüler ve yazdıklarının bu dergideki ürünlerle yakın bir bağı olduğunu fark ettiler. Aynı zamanda 'bu dergi kendi ürünlerinin, yazdıklarının farkına varmalarını sağladı. Yazdıkları şeylerin ifade ettiği değeri o zaman kavradılar. (S:86) Sezai Karakoç'u ilk bu dergi vasıtasıyla tanıdılar. Nuri Pakdil aracılığıyla tanıştıkları Büyük Doğu Dergisinde Üstad Necip Fazıl'ın yazılarından ise çok etkileneceklerdir.
Edebiyat Kuşağındaki arkadaşları ile birlikte Nuri Pakdil'in öncülüğünde Edebiyat Dergisini yayınladılar. Bu dergi biçim ve içerik olarak bir ilk olmuş ve edebiyat çevrelerince ilgiyle karşılanmıştır. 'Yayınlandığı tarihten sonra bir anlamda ekol veya mektep görevi görmüştür. (S:146) Üstad Sezai Karakoç'la İstanbul'da hukuk öğrencisiyken tanışırlar. Fikriyatımızın oluşmasında hiç şüphesiz en büyük pay Necip Fazıl diyen Bayazıt, 'estetik zevkini Nuri Pakdil'den aldığını, düşüncelerinin biçimlenmesi ve olgunlaşmasını da Sezai Karakoç'a borçlu' olduğunu söyler Bayazıt'a göre Karakoç, düşüncede en yetkin ve sahih bir şekilde Doğu-Batı muhasebesini yapmıştır. Modern Türk şiirine büyük alan açmıştır. İslam milletinin son dönemde yetiştirdiği en büyük mütefekkirlerden birisidir.Diriliş Dergisi, Büyük Doğu geleneğinin kendiliğinden oluşan bir açılımı, bir zincirin halkalarından biridir.' Bu zincirin daha sonraki halkalarını Edebiyat, Mavera, Dergah, Yönelişler, Yedi İklim gibi dergiler oluşturur. Kişiliklerini kazandığı Diriliş'i, bir dönüm noktası olarak görür ve yazma azminin bu dergi ile kamçılandığını belirtir.' (S:180)
ZARİFOĞLU İLE ÇOCUKLUK ARKADAŞIDIR
Erdem Bayazıt ve Cahit Zarifoğlu çocukluk ve ilk gençlik yıllarını birlikte geçirmiş iki büyük şairdir. Zarifoğlu ile aiece tanışırlar, küçüklükten beri birbirlerine gider gelirler, sürekli birlikte olurlardı. Yaz aylarını geçirmek için çıktıkları Güzlek'te yazlık evleri de birbirine çok yakın olduğu için, buraya yürüyerek birlikte gelirler ve birbirlerinin evlerinde kalırlar, sabaha kadar şiir okur, sohbet ederlerdi. 'Bayazıt'a göre Zarifoğlu,çok pratik zekaya sahip, girişken ve hızlı iş gören bir kişiliğe sahipti. Mavera'daki pek çok projenin, Afganistan gezisi ve özel sayının tasarlayıcısı, planlayıcısı hep Zarifoğlu'ydu. Bu girişken ve hızlı tempoya rağmen dergilere, gazeteye harıl harıl yazılar ve şiirler yazmaya da devam eder… Zarifoğlu anadan doğma şairdir. Onun şiiri sessiz okumaya yatkındır. Sessiz okuduğunuz zaman içiniz kaynar, önünüzde korkunç ufuklar açılır,şimşekler çakar ve enstantaneler yakalarsınız. Şairin kişiliği ve sanatkar gücü ile ilgili bir olgudur bu. Daha çok kendi dünyası ile ilgilidir O'nun şiiri.(S:263)
Sebep Ey, Bayazıt'ın ilk şiir kitabıdır.İlk şiirleri mahalli gazetelerin sanat edebiyat sayfalarında yayınlanmıştır.Daha sonra yayınlanan bu ilk kitap, Büyük Doğu, Diriliş,Edebiyat ve Yeni İstiklal'de yayınlanan şiirlerden seçtiklerinden oluşmuştur. Hüseyin Yorulmaz'a göre, O'nun şiiri 'Köroğlu ve Dadaloğlu'nun celadetli haykırışına benzer. Dede Korkut'un hikmetli söyleyişlerinden esintiler bulunur.Fuzuli'nin derdiyle hemdert olur, Akif'in duyduğu sızıyı hisseder yüreğinde. Yahya Kemal gibi de Osmanlıdır. (S:189)
Diriliş ve Edebiyat dergileri yayınına ara verince bir dergi ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyacı gidermek amacıyla Ankara'da bir dergi çıkarmaya karar verirler.Uzun araştırma ve istişarelerden sonra mavera ismiyle yeni bir dergi hazırlığı içine girerler. Düşündükleri gibi kapsayıcı, etkili, yaygın bir yayın çizgisi sürdürürler. Dergiyle birlikte Akabe ismiyle de bir yayınevi kuruldu ve hızlı bir biçimde yayın faaliyetine girişti. 164 sayı yayınlanan Mavera Dergisi 1990 yılında kapandı. Yedi Güzel adamın, güzel adamları ile başlayan bu yürüyüşe bizim de içinde bulunduğumuz pek çok şair ve yazar da katılmış,safları büyütmüşlerdir. Mavera Dergisi böylece edebiyat dünyasında önemli bir yer bırakmış, bir çok şair ve yazarın yetiştiği güzel bir mektep hüviyeti ile tarihe kayıt düşmüştür.
Cahit Zarifoğlu'nun projesi olan Afganistan seyahatine Ajans 1400 ekibiyle birlikte Erdem Bayazıt da katılmış 2 ay süren bu geziden çok etkilenmiştir. Bir savaş muhabiri gibi cephelere giden, Rus emperyalizmine karşı savaşan mücahidlerle ve liderleriyle görüşmeler yapan Bayazıt, dönüşünde bu izlenimlerini önce Mavera ve Yeni Devir'de yayınlamış daha sonra da İpek Yolundan Afganistan'a ismiyle kitaplaştırmıştır. Ayrıca ilk kez bir edebiyat dergisi olan Mavera'da Afganistan Özel Sayısı hazırlanmıştır.
Hicretin yeni yüzyılında Türkiye'de ve dünyada yaşanan olaylar derinden etkiler Erdem Bayazıt'ı bir şair duyarlığı ile kayıtsız kalması mümkün değildir.Acı ve keder doludur yüreği. Şiirlerinde bu hüznü yaşamaktadır. Buna rağmen heyecanını korur, umutla bakar yeni yüzyıla. 'Ey sesimi keskin bir bıçak gibi/Kınında saklayan çağ/Ey sabırla bileyen günlerimi'
1987 yılında siyasete atılarak Maraş milletvekili olarak Meclise girer, Maraş'ın gelişimine katkı sağlayan çalışmalar sürdürür. Hastalığı süresince sıkıntılı bir dönem geçirmesine rağmen hasta yatağında yine okuma ve yazmaya devam etmiştir. 'Kendi ölümü için yazdığı bir şiirde, bir bakıma ölümüne tarih düşürmüş bir sanatçıdır..' bekleyin geliyor ölüm usulca/usulca girer koynumuza' diyen şair, bir gün usulca kabul eder ölümü koynuna. Eyüp Sultan tepelerinde serince bir yere gömülür.Son olarak yatağında yazmaya başladığı Üsküdar Risalesi şiirini tamamlamaya ömrü kafi gelmez.
Bir Neslin Ağabeyi tamlamasıyla güzel bir biyoğrafi çalışmasıdır bu kitap. Erdem Bayazıt'ın şahsında bir dönem, birlikte yol aldıkları Edebiyat Kuşağının yazarları, şairleri de ele alınmış, hem kendi edebi kişilikleri hem de Erdem Bayazıt'la olan birliktelikleri değerlendirilmiştir. Sadece bununla da yetinilmemiş, o dönem içinde bulunulan ve büyük ölçüde yararlanılan Büyük Doğu, Diriliş ve Edebiyat dergileri ile de birleştirilerek incelenmiştir. Kitap daha çok yazılı kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır. Bu da kitabın önemli bir belgesel niteliği kazanmasına sebep olmuştur. Mavera Dergisi kadrosu ve Erdem Bayazıt'la ilgili önemli
bir çalışma olarak ortaya konmuş olan kitap, tarihe tanıklık edecek bir eserdir.
Kitabın Künyesi:
Bir Neslin Ağabeyi Erdem Bayazıt
Hüseyin Yorulmaz
Hat Yayınları
Kasım 2012
Başlıklar :