Rahşan Ecevit, ittifak arayışını Yeni Şafak'a açıkladı: Benim ve eşimin arayışı AKP hükümetine karşı bir tavır olarak ortaya çıkmadı. Kimseyi AKP'ye karşı bir güç oluşturmaya çağırmıyorum. Demokrasi adına bir sıkıntı yaşanmasın, parlamentoda millet daha fazla temsil edilsin diyorum.
On iki yılda üç gazete geçti hayatımdan.
Sıra dördüncüsünde.
Nasibim ne kadarsa o kadar yaşadım, yazdım oralarda.
Kaydı bende olmayan vakit dolduğunda yeni bir yola düşmek kaçınılmaz oldu.
Hepsinde sordum, sorguladım, öğrendim ve paylaştım.
Başkalarına sorduğum soruların cevabı bana hep kolay geldi.
En zor soruları kendime sakladım.
Uzun zamandır o 'gizli' sorularla cedelleşiyorum.
Okyanusun ortasında karayı hayal etmek gibi zor ve sancılı bir süreç.
Hayat devam ettiği müddetçe ucu açık sorularla kim bilir daha nice sığ/derin denizlere yelken açacağım.
Sorusu olan ile cevabı taşıyanın birlikteliğine, şimdilik sadece 'okur' deyip geçeceğim meçhul insanların da kendi iradeleriyle katılmasını bekleyerek, çıktığım yolculuğa bir 'anlam' katmaya çalışacağım.
Şimdi mesleğe farklı bir limandan bir kere daha 'heyecan'la açılıyorum.
Hayat sürprizlerle dolu.
Milliyet'inize bakmadan Zaman her şeye Tercüman oluyor, ardından Şafak doğuyor..
Geride bıraktıklarıma, rıhtımda durup el sallayanlara, 'yolun aydınlık, yazı bahtın açık olsun, Allah utandırmasın' diyenlere hüzünlü bir selam benden.
İleride, umut ve sevgiyle bekleyenlere de Şafak işçiliğiyle bir tebessüm benden.
***
Eşim hasta olmadan birkaç gün önce bu fikri ortaya atmıştı. "Türkiye'nin geleceğini karanlık görüyorum. Bundan kurtulmanın yolu da ittifaktır" dedi. İki gün sonra hastalandı. Doktorlar hastalığı uzun sürecek dediler. Sözleri ortada kalmasın, 'ben yapayım' dedim.
Duygusal bir yanı var. Eşim kendisi dolaşacaktı partileri...
Kendisinden ayrıntıları dinlemedim. İyi kötü aynı evde yaşadığımızdan hemen hemen aynı şeyleri düşünüyoruz. Ancak ben şimdi kendi düşüncelerim olarak konuşuyorum gittiğim yerlerde. Biz gidişattan endişeliyiz. Farklı siyasi görüşte olanlar hükümetten endişe edebilir, bu normaldir her zaman olabilir. Onun için bir ittifak arayışımız var.
Hayır, ben ve eşimin arayışları AKP hükümetine karşı bir tavır olarak ortaya çıkmadı. Kimseyi AKP'ye karşı bir güç oluşturmaya çağırmıyorum. Demokrasi adına bir sıkıntı yaşanmasın, parlamentoda millet daha fazla temsil edilsin diyorum. İttifak arayışının esprisi budur. Türkiye için bunu yararlı gördük, sağlı sollu ittifak dedik.
Uzlaşma arayışına özde kimse karşı çıkmıyor, ama siyasi partiler bu konuda kamuoyuna açıklama yapmayı, ittifak arayışı içinde olduklarını belirtmeyi kendileri adına bir zafiyet, seçmenleri üzerinde etkisizlik olarak algılıyorlar. Herkes baraj sorunu olmadığını, ittifakın seçmenle olacağını söylüyor, ama muhalefetin Türkiye'de sesi hiç çıkmıyor.
Sayın Baykal'la yaptığımız sohbette gördük ki, içinde bulunduğumuz durum ve yapılması gerekenler konusunda, bir güç birliği fikrinde düşüncelerimiz çok yakın.
Şekil farkı ortaya çıktı. Ben oraya DSP adına gitmedim, ama öyle algılandı. Bir görüşü sunmak üzere gittim. Sayın Baykal DSP ile CHP'nin birleşmesinin Türkiye'ye büyük yarar sağlayacağını düşündü ve beni iknaya çalıştı.
Hayır, birleşme değil ittifak için gittim.
Şu partilerle, şöyle ittifak yapalım diye bir çağrımız yok. Bu aşamada ittifak fikri tartışılsın istiyoruz. Şartlar oluşursa herkes herkesle ittifak yapabilir.
DSP...
Sağ sol ayrımı yapmıyoruz. TÜSİAD, MÜSİAD gibi kuruluşlarda var listede.
Henüz görüşmedik, Turlarımız devam ediyor. Yapılması gerekenler konusunda Sayın Başbakan'la örtüşen bazı fikirlerimiz var. Seçilme yaşının 25'e çekilmesinde olduğu gibi...
Bunu düşünelim, zaten görüşmeyeceğim demiyoruz.
İntikam alıyor dediler. DSP ile MHP birbirinden farklı iki parti. 57 hükümette Türkiye açısından olumlu, sonraki koalisyonlara da örnek teşkil edebilecek bir birliktelik sergilendi. Biz o birlikteliği saygıyla hatırlıyoruz, ama fikir ayrılıklarımız devam ediyor. Koalisyon yapmış olmanın rahatlığıyla randevu istedik, yanıt vermediler, başka siyasi nedenlerle açıkladılar. Bu konuda başka bir şey söylersem demokratik açıdan zararlı olur.
Görüşme olabilirdi...
Düşünmedik, görüşebiliriz. Küçük büyük demeden protokole bakmadan randevu istiyor, denk düşürmeye çalışıyoruz.
Bazıları böyle algıladı, ama ben bir lider olarak ortaya çıkmadım. Lider değilim, öyle bir görevim de yok. Siyasette emekli olmuş birisiyim.
Siyasi görüş üretmeye devam ediyorum, ama bir siyasi beklentim yok, aday değilim. İstesem kaç kez milletvekili, bakan olabilirdim ama istemedim. Milletvekilliğini, bakanlığı hiç sevmedim.
Turları bitirmeden ara yerde bir açıklama yapacağız. Bu sorunun cevabını o zaman vereyim.
Ne diyeceğimiz belli olmaz. Elli yıldır siyaset yapıyoruz. Bülent Bey'le çok zor günler yaşadık ama hep umut taşıdık. Şimdi de öyle.
Evet ama o iyileşip gelecek evine.
Hayır. Ben hiçbir zaman büyük şeyler hayal etmem. Her zaman olduğu kadarıyla mutlu olmaya çalışırım.
ABD ve AB, Türkiye'de misyonerliğin yaygınlaşmasını istemiş, hükümetimiz de buna peki demişti. Ben de iyi bir Müslüman olduğum için bundan dolayı hükümeti eleştirmiştim.
Türklerin dışarıda toprak alması normal, ama yabancıların Türkiye'den toprak alması doğru olmaz. Çünkü kimse AB ülkelerini, ABD'yi bölmek istemez, ama onlar bizi yıllardır bölmek istiyorlar. Bir tavuğun kümesine tilki girerse bundan tavuk zararlı çıkar. Tavuk tilkinin inine girerse yine tavuk zararlı çıkar.
Milliyet'te bir liste yayınlandı. Yabancıların aldığı araziler belli bölgelerde yoğunlaşıyor. Oradaki isimler Türk isimleriydi.
Tam bilmiyorum. Çok yerde Türk isimler üzerinden satın aldılar. Bu bir işgaldir.
Tapu ve Kadastro genel müdür yardımcılığı yapmış bir arkadaşımız önümüzdeki hafta bize detaylı bilgi verecek. Abartmıyoruz, böyle bir tehlike olabilir. Günün birinde hepimiz yabancı topraklar üzerinde yaşıyor olabiliriz.
Ekonomi, dış politika göstergeleri kötü... Kadın haklarında geriye gidiyoruz. Arazide çalışan mühendis hanımların yerlerine erkekler getirildi. Kadınlar da evlerine çekilmek durumunda kalıyorlar.
Bence bu örnek çok çarpıcı...
12 Eylül hapsinde ayrı kalmıştık ama böylesi hiç olmadı.
Hayır, eşime hiç şiir yazmadım. Yazdığım tek şiir ölen kuşlar için. Şiir Bülent'in sahası. Ben resim yapıyordum, o siyasete girdiği an resmi bıraktım. Şimdi piyes yazıyorum. İnsanın insanı sevmediği üzerine kurulu.
Bülent uyanıp gelecek. Yine şu koltuğa oturacak. O koltuk hep boş. Ben de buraya, karşısına oturuyorum... Siz bu ittifak sorularını, vasiyetini ona sorup daha detaylı cevaplar alabilirsiniz evine döndüğü gün.
Bilmiyorum. Ne benimkiler ne de onunkiler için daha önce bu konuyu hiç konuşmadık. Evet ya da hayır şeklinde aldığımız bir karar yok. Ama benim organlarım çok sağlamdır, kim alacaksa kazançlı çıkar, ben organlarımı bağışlarım.
Tam öğrenmemiş 40 yıldır giydiklerim var. Parasızlıktan değil, ama kimseyi özendirmek istemem, ailelere eksra masrafla rahatsızlık vermek istemedim. Gençliğimden beri beden ölçülerim de hiç değişmedi. Tarzım budur. Parayı modaya değil kitaplara yatırdık. Bülent derdi ki, moda dolaşır yine sana gelir.
Sabah akşam gidiyor, Bülent'le konuşuyorum. Beni duyuyor ama cevap veremiyor.
Merak etmeyin hiç siyaset konuşmuyorum, güzel, hoş, özel şeyler söylüyorum. Zaten hasta, siyasetle bunaltmak istemiyorum onu.
Ben de okudum ama esasını öğrenemedim.
Onu ben söylemeyeyim. Bülent uyanıp gelince bu soruyu siz ona sorun.
Hayır. O yakınlığa sahip değiliz.
Öyle bir vasiyeti hiç olmadı... Zaman zaman öldü de diyenler oluyor.
Etkilemiyor. Eşim yaşıyor ya yeter. Ben onun ölmesini değil, yaşamasını konuşuyorum.
Bana da öyle geliyor ama rahatsız değilim. Çünkü o üzerine aldığı sıfatlardan bağımsız bir insan.






