Sosyal sorumluluk projesi etiketi altında ekrana gelen programlar kağıt üstünde çok şık durmakla beraber, işin içine reyting mücadelesi girdiğinde çığırından çıkabilme potansiyelini içinde taşıyor.
Atv, kriminal dedikodu kıvamında devam eden Müge Anlı''nın programı ile evlilik adı altında türlü dolapların döndüğü izdivaç arası boşlukta program sıkıntısını Yeniden Başlayalım ile çözmeye çalıştı. Gayri resmi ölçülen reyting listelerine göre isabetli bir seçim olduğu aşikar, ama reytinginin istenilen seviyede olması program için yeterli kriter mi? Yeniden Başlama vaadiyle programa çıkartılıp, özel hayatları ekranlarda deşifre edildikten sonra o insanların hali nice olur? Ekip, program harici ilgilendikleri konusunda ısrarlı, fakat biliyoruz ki o ilgilenme ekran macerası devam ettiği sürece var, sonrası koyu bir karanlık, dipsiz bir kuyu.
"Atv ekranlarında hafta içi her gün izleyici ile buluşan ''Yeniden Başlayalım'' programında tecrübeli sunucu Serap Paköz, uzman konukların yardımıyla, ihtiyacı olan kadınlara destek olmayı ve sorunlarını çözüme kavuşturmayı amaçlıyor." Programın tanıtım metninden aldım cümleyi. Uzman konuklar detayına dikkatinizi çekmek sonra da Cuma günü yayında şahit olduğum sahneyi aktarmak üzere. Bu tarz programların en büyük dayanağı, uzman konukların danışmanlığında gerçekleştirilmesi, canlı yayında konusunda uzman kişilerin de bulunması. Ne var ki uzman konuk, programı yapanları alkışlamak, bravo ne kadar da yararlı işler yapıyorsunuz demek için vardır adeta. Tutumunuz yanlış, bilimsel değil dediğinde; bırakın da işimizi yapalım çıkışını duyabilir her an. Geçen hafta Cuma günü psikiyart Kerem Doksat''ın başına geldiği gibi.
Stüdyoda sırtı kameralara dönük, sonradan 17 yaşında olduğunu öğrendiğim bir genç kız var. Serap Paköz''ün yayın esnasında defalarca tekrar etme ihtiyacı duyduğu okuma yazma bilmeyen anne de stüdyoda. Sürekli evden kaçan kızını, kötü arkadaşlar kötü alışkanlıkların pençesinden kurtarmaya çalışan; gözü yaşlı, elimden geleni yapıyorum ama ne çektiğimi bilemezsiniz diyen bir anne. Annenin her söylediğini reddeden, beni anlamadınız sevmediniz diyen, eleştiriye asla tahammülü olmayan, kendini sonuna kadar haklı gören, en ufak eleştiride, yanlışları dile getirildiğinde yüksek perdeden reddeden bir genç kız. Babası canlı yayına bağlandığında stüdyoyu terk eden bir genç kız. Tam bu esnada uzman konuk psikiyatr Kerem Doksat ''bu iş böyle olmaz, yaklaşımınız bilimsel değil'' diyerek itiraz etti. Canlı yayında o vakte kadar bir kez bile uzman konuğuna danışmayan, yaptığının yüzde yüz doğruluğundan emin Serap Paköz ''ne yapalım yani programı mı bitirelim'' çıkışında bulundu. Psikiyatr ne kadar sakinse sunucu o kadar agresifti. ''Siz ona ne verebilirsiniz? Siz ona ev verebilir misiniz, iş verebilir misiniz'' diye sordu. Kerem Doksat ''ben psikiyatrım'' deyince; ''bırakın o zaman biz işimizi yapalım siz de işinizi yapın'' dedi. Kerem Doksat bütün sakinliğiyle ''peki o zaman ben reklam arasında programdan ayrılmak istiyorum'' dedi, hızlıca reklama pas atıldı, uzman konuk ayrıldı stüdyodan.
Kerem Doksat blogunda olayı anlattıktan sonra şöyle devam ediyor: "Serap Hanım''ın ekibi önce kıza ev, iş, aş filân sağlayacaktı, sonra da gerek kalırsa biz işimizi yapacaktık. Hâlbuki hasta kişi ve âilesi tedavi edildikten sonra hayatta yollarını çizmeleri için yardım edilir, aksi değil! Ben önceki reklâm arasında genç kızla konuştum, durumu ciddiydi ve bırakın milyonların önünde televizyonda teşhir edilmeyi, âcilen psikiyatrik yardım alması gerekiyordu."
Reklam dönüşü genç kız stüdyoya getirilmiş sırtı dönük vaziyette oturtulmuştu. On sekizinden küçük olduğu için yüzü gizleniyor izleyiciden, sözüm ona zarar vermemek, korumak adına. Ama yanlış vaatlerin, yanlış iltifatların ruhunda açtığı yaralar kimsenin umurunda değil. Serap Paköz genç kızın yurtta kaldığı dönemde okuma yazma bilmeyen annesine yazdığı mektubu gözyaşları içinde okudu. Mektuptan ziyade biraz önce yaşadığı kimilerine göre canlı yayın gafı ama özünde etik ihlalinin etkisiyle hıçkırıklara boğuldu. Sen çok farklı bir çocuksun, sen çok özel bir çocuksun iltifatları eşliğinde genç kıza verdiği zararın farkında bile değildi. Müzik eğitimi almayı isteyen, yazar olmayı hayal eden genç kıza ailesinin veremediği sevgiyi vereceğine dair vaatte de bulundu.
Kadınların ruhları hasarlı tespitini yapan bir sunucu, ruhların hasarını artırdığının ne kadar farkında acaba? İlk bölümde yapımcısıyla yaptığı konuşmayı aktarması tehlike sinyalleri veriyordu. Demişti ki yapımcısı, ben zaten ihtiyacı olanlara yardım ediyorum bunu neden ekranda yapmayalım. Yani neden yaptığımız yardımları reytinge, kazanca dönüştürmeyelim. Bilmem başka söze gerek var mı?
Başlıklar :

