Galatasaray Üniversitesi öğretim elemanları iki yılı aşkın süredir yalnız bırakmadıkları öğrencileri Cihan Kırmızıgül hakkında verilen 11 yıl 3 ay hapis cezasına ilişkin olarak "Bizimle dalga geçiyorlar" diyor. (Ne güzel; bir üniversitenin hatırı sayılır sayıda öğretim elemanının masumluğuna inandıkları bir öğrencilerini yalnız bırakmamaları ne güzel... Herkese örnek olsun...)
Medyada kendisinden "poşu davası" olarak söz edilen Cihan Kırmızıgül''ün yargılanması sürecinin Yargıtay faslı dışında kalan bölümü tamamlandı. Bir önceki duruşmada tahliyesine karar verilen Kırmızıgül, dünya âlemin şaşkın bakışları altında 33 yıl 9 aydan başlayan bir eksiltme sonucunda 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. "Yasadışı gösteriye katılarak, Molotofkokteyli attığı ve böylece örgüte yardımcı olduğu gerekçesiyle 6 yıl 3 ay", "patlayıcı madde bulundurmak" suçundan 4 yıl 2 ay (bu "patlayıcı madde"den kasıt "molotofkokteyli" olmasın; eğer öyle ise onun cezası kesilmemiş miydi zaten!), BİM mağazasına zarar vermekten de 10 ay hapis cezası...
Mahkeme, Cihan''ın "Kamu görevlisine direnme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması" suçundan ise beraatına karar vermiş. Hayret, çünkü "beraat" ettiği bu suçlamalar iddianamede bakın nasıl sıralanıyordu:
"...gösteri yapanların üçerli ve dörderli gruplar halinde Beyoğlu ve Kağıthane''ye doğru kaçmaya başladıkları, market ve Etibank Caddesi''ne molotofkokteyli atan 170 santim boylarında, yüzü poşu ile kapalı, kahverenkli kapüşonlu kazak, yanlardan cepli siyah kanvas pantolon olan ve kahverenkli botlu şüpheli canlı takip neticesinde Cihan Kırmızıgül''ün yakalandığı, şüphelinin polis tarafından takibi sırasında dur ihtarına ve uyarı amaçlı havaya ateş açılmasına uymayıp kaçtığı, su hendeğine düşmesi üzerine polisin atılarak yakaladığı, bu esnada da direnip polisin silahını almaya çalıştığı..."
"...bu esnada da direnip polisin elinden silahını almaya çalıştığı.."(!) Bu kadar olur doğrusu. İddianamenin bu faslının polisten gelen malumata mı dayandığını, yoksa bu "hendek olayı"nın doğrudan iddianameyi kaleme alan savcının hayal gücünün ürünü mü olduğunu bilmiyoruz tabii ki...
Ancak bu durumu bilmesek de, "Biraz daha ciddiyet!" talep etme hakkımızın ve görevimizin olduğu muhakkak.
Cihan''ı yalnız bırakmayanların iddiası geçiştirilecek türden değil. "Dosyada Cihan''ı suçlayacak bir delil bile yok. Bir tek satır dahi yok" diyorlar. Dava sürecini hatırlayacak olursak bu iddianın son derece yerinde olduğu anlaşılıyor zaten.
Kırmızıgül''ün avukatı Hasan Fehmi Demir, iddianamenin "gizli tanık"ın ifadesine dayandırıldığını, ancak bu tanığın mahkemede ifadesinden döndüğünü hatırlattıktan sonra "Savcı buna hiç değinmemiş" diyor. Ayrıca Kırmızıgül''ü takip ederek yakaladıklarını söyleyen yedi polisin yakalama sırasında orada bulunmadıkları , buna rağmen tutanakta imzaları olduğu tespit edilmiş. Tanık olarak dinlenen polislerin Kırmızıgül''ü hatırlamadıklarını da ekleyelim. Bu durumda elde kalıyor sadece Cihan''ın boynuna sardığı "poşu". Mahkeme karar celsesinde "suçta kullanıldığı anlaşılan" poşunun müsaderesine de karar vermiş.
Bu gerçekten "ibretlik" bir dava. Davanın Eylül 2011''deki beşinci duruşmasında savcı Mustafa Çavuşoğlu''nun sanığın yargılanmasına neden olan gizli tanığın beyanlarının çelişkili olduğunu belirtip, "şüpheden sanık faydalanır" kuralından hareketle beraat istediğini hatırlıyorsunuzdur. Davanın 8. duruşmasında tahliye kararı çıktığını da unutmayalım. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi''deki bu 8. Duruşmaya biraz daha yakından bakmakta yarar var:
Bu duruşmada mahkeme heyetinin kompozisyonu farklılık arz ediyor, çünkü mahkeme heyeti başkanı Rüstem Eryılmaz''ın dışındaki üyeler HSYK''nın Ankara düzenlediği bir seminere katılmaktadırlar. Başkan Eryılmaz, mahkeme heyetindeki bu değişiklikten dolayı bu celse karar verilmeyeceğini açıklıyor. Savcı İsmail Işık, daha önce venrilen esas hakkındaki mütalaayı tekrar ettiğini söylüyor. Avukat Demir, esas hakkında savunma yapmayacağını, sadece tahliye talebinde bulunulacağını belirtiyor...
Duruşma böyle ilerlerken, savcı İsmail Işık''ın cep telefonu çalıyor. Işık, bunun üzerine kısa süreliğine salondan çıkıp tekrar yerini alıyor. Tuhaf, alışılmadık –daha doğrusu "alışılmaması gereken"- bir durum bu. Duruşma sırasında savcının telefonu çalıyor ve savcı kısa süreliğine olsa da duruşma salonunu terk ediyor...
Bu duruşmanın sonu mutlu son, çünkü mahkeme heyeti Kırmızıgül''ün tahliyesine karar veriyor. Herkes sevinç içinde tabii ki, çünkü mahkemenin Cihan''ın suçsuzluğuna hükmetmesi yakın artık... Bir sonraki duruşma günü olan 11 Mayıs''ta 25 yıl tutuklu kalan Kırmızıgül''ün beraatına karar verilmesi neredeyse kesin...
Ama bugün görüyoruz ki, süreç hiç de umulduğu gibi gelişmedi. Beşinci duruşmada savcının beraatini istediği, sekizinci duruşmada tahliye edilen Kırmızıgül, dokuzuncu duruşmayı 11 yıl 3 ay hapis cezası almış olarak terk ediyor.
İddianamesindeki suçlamaların hiçbiri temellendirilmemiş, "poşu" dışında ortaya tek bir delil konamamış bir davanın 11 yıl 3 ay hapis kararıyla sonuçlanmasının adil yargılama çerçevesine girdiğini hiç kimse ileri süremez. "Gizli tanık"ın ifadesiyle başlatılan ve dava sürecinde teker teker temelsiz olduğu ortaya çıkan tanıklıklarla gelişen bir süreç sonucunda bir gencin önce –hesabı hiçbir zaman verilemeyecek olan- 25 ay boyunca tutuklu kalmasına ve ardından bu ağır hapis cezasına hükmeden bir mahkemenin "tam bağımsızlığını" ilan ettiğini söylemek yanlış olmasa gerek.
Merak ediyorum doğrusu; "kuvvetler ayrımı" yelpazesinde yer alan diğer kuvvetler bu konuda ne düşünüyor, bir üniversite öğrencisini daha hedef alan bu vahim gelişmeyi nasıl değerlendiriyor? Mutlaka bir şeyler söylemeleri gerekiyor; merak etmesinler "kuvvetler ayrımı" ilkesinin ihlali anlamına gelmez bu açıklamalar.
Görüyorsunuz, söz verdiğim halde "başkanlık sistemi" konusunu bugün tartışmaya devam edemedik. Nedeni besbelli değil mi? Öncelik hakkı bir gencin temellendirilmemiş iddialarla oluşturulmuş bir iddianameden hareketle 25 ay tutuklu tutup ardından şu kadar yıl hapis cezasına çarptırılmasında mıdır, yoksa "başkanlık sistemi" sohbetinde mi? Düşünün-taşının ve siz de bir seçim yapın...
Başlıklar :

