Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn''ın (DSK) başına gelenleri duymuşsunuzdur… Bu olayın Fransa''da çok yakında (birinci tur 21 Nisan, ikinci tur 6 Mayıs) yapılacak başkanlık seçimine hazırlayan aday ve partiler arasındaki dengeleri şimdiden altüst ettiği muhakkak. Çünkü bugüne kadar parti-aday tercihlerine ilişkin gerçekleştirilen bütün kamuoyu yoklamaları Sosyalist Parti''nin DSK''yı başkan adayı göstermesi durumunda Sarkozy''nin hesabının bozulacağını söylüyordu. Sosyalist Parti''nin diğer muhtemel adayları, başta partinin birinci sekreteri ("Başkan"ı diyelim) Martine Aubry, önceki seçimin adayı Segolen veya Hollande''ın adaylıkları anket sonuçlarına göre Sarkozy''yi devirmeye yetmiyordu. DMK''nın iyi bir iktisatçı olması, IMF Başkanı olarak (Sarkozy''nin "başından defetmek" amacıyla DMK''nın bu posta gelmesini çok desteklediğinin söylendiğine de hatırlayalım) uluslararası deneyim sahibi olması ülkesinin seçmenleri tarafından tercih edilmesine neden olmuştu.
Fark ettiğiniz gibi "di"li geçmiş zaman kullanıyorum… Çünkü artık sosyalist seçmenlerin -ve ikinci tur düşünüldüğünde büyük ölçüde diğer solun da- bu umudu neredeyse silinmiş görünüyor. Oysa DSK''nın adaylığı Sarkozy''nin aşırı sağdan oy tırtıklamak amacıyla giderek geliştirdiği ayrımcı cumhuriyetçilik projesinin önünü kesebilmek için sol cenahın ihtiyacı olan birkaç puanlık farkı kapatabilecek en iyi formül olarak görünüyordu.
Şimdi de DSK''nın New York''da başına gelen olayın sözünü ettiğim bu "formül"ü niçin kullanılamaz hale getirdiğini sorgulayalım. Dikkat ederseniz New York''taki olay bir "kaset" olayı değil. Yani bir "kamusal şahsiyet"in özel hayatından kimi bölümlerin gizlice kaydedilip bazı çıkarlar sağlamak amacıyla piyasaya sürülmesi değil. New York''daki olay bir "kaset"ten değil bir "şikayet"ten dolayı patlak vermiş durumda. Bir otelde (herkes gibi biz de hatırlatalım: IMF Başkanı New York''ta geceliği 3000 dolar olan bir otelde kalıyor) oda görevlisi bir kadın cinsel tacize uğradığını, tecavüze yeltenildiğini iddia ederek şikâyetçi oluyor. Ve –bildiğiniz gibi- otel odasını hızla terk eden DSK, kısa bir müddet sonra polis tarafından Paris uçağından indiriliyor. (Bir Amerikan gazetesi "kelepçe takılmadığını" hatırlatmış.)
Gördüğünüz gibi, DSK gibi -halk ağzıyla söylersek- "uçkuruna düşkün" olduğu ülkesinde herkes tarafından bilinen bir "kamusal şahsiyet"in Fransa Cumhurbaşkanı olmak gibi neredeyse "cepte" olan bir fırsatı elinden kaçırmasının nedeni "evlilik dışı ilişki" gibi özel hayatına mahsus tercihlerde bulunması değildir. Dün yargıç karşısına çıkan ve belki de mahkum olacak DSK''nın ("dokunulmazlığı" olup olmadığı da tartışılıyor) siyasi hayatını bitiren olay "cinsel taciz"e ilişkin bir şikayettir. İki yıl önce DSK''nın başının başında bulunduğu kurumda çalışan bir kadın iktisatçı ile olan ilişkisinden –yine "uçkur" meselesi!- dolayı derde girmesi de "kaset" vs gibi "suçüstüler"in (!) tamamen dışında kalan bir nedenden kaynaklanıyordu. O olayda DSK, kendisine bağlı bir eleman ile "otoritesini kullanarak" cinsel ilişkide bulunup bulunmadığı yönünden sorgulanıyordu. Tahmin ettiğiniz gibi DSK''nın özel hayatında "mazbut" bir kişi olarak bilinip bilinmemesi kimseyi ilgilendirmemişti. Hatta öyle ki, Sarkozy''nin başbakanı olay kendisine hatırlatıldığında "tamamen kendi özel hayatını ilgilendiren bir konu" diyerek başkanının muhtemel rakibinin hayatının bu yönünü istismar etmeyi aklından bile geçirmemişti. (Son olayla ilgili olarak Fransız gazetelerinin okur yorumlarında "Bu iş Sarkozy''nin başının altından çıkmış olmasın!" türünde yorumların –çok az da olsa- yer aldığını da hatırlatayım.)
DSK''nın başına gelen bu olay (iddialar doğru ise "başını çektiği bu olay" demek gerekecek!) ABD''de otoritesini-gücünü kullanarak (iki yıl önceki olay) ya da kullanmayarak (son olay) gerçekleştirilen "cinsel taciz" konularında ne kadar hassas olunduğunun anlaşılması bakımından iyi bir örnek teşkil ediyor. Bir otelde çalışan oda görevlisi bir kadın bir "şikayeti" ile dünya ekonomisine hükmeden koskoca IMF Başkanı''nı uçaktan indirebiliyor… Üstelik indirmekle kalmayıp, sonuçları itibariyle o kişinin elinden bayağı yüksek olan cumhurbaşkanı olma şansını alabiliyor… Aferin doğrusu… Otel''e de aferin doğrusu… Çünkü sonuç olarak her ay kim bilir kaç gecesini 3000 dolar ödeyerek burada geçiren büyük müşteriye de bu konuda müsamaha yok!
Başlıklar :

