
Mısır halkının Hüsnü Mübarek''e karşı kıyam ettiği Tahrir Meydanı''nda Mısırlı Hıristiyanlar da yer almıştı. Hıristiyan gençler Cuma namazı kılan Müslümanların etrafında etten bir duvar örmüşlerdi.
Geçen bir yazımda Mısır kıyamının 1919''daki devrimi andırdığını yazmıştım.
Kullanılan sloganlar ve talepler neredeyse aynıydı, o gün Mısırlılar İngilizlerin çekip gitmesini istemişlerdi.
Mısır''ın her yerinde, Müslümanlar ve Hıristiyanlar el ele vermiştiler.
Bir de farklı olarak, 1919''de kadın-erkek herkesin elinde “ay-yıldızlı bayraklar” vardı..
Osmanlı yenilmiş ama henüz pes etmemişti ve ay-yıldızlı bayraklar Osmanlı''ya duyulan muhabbet ile Mısır''ın özgürlük taleplerini birleştirmişti.
Zaten Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı tayyareleri Kahire''deki İngiliz hedeflerini her vurduklarında Mısırlılar tezahürat yapıyorlardı.
Osmanlı''ya karşı savaşa gitmek istemeyen Mısırlı yedek askerler Abidin Meydanı''nda toplanarak İngiltere''yi protesto etmişlerdi.
Bu olay sırasında da İngiliz askerleri Abidin Meydanı''ndaki kalabalığın üzerine ateş açmışlardı.
Anadolu''daki milli direnişe de kulak kesilmişlerdi Mısırlılar.
Bizim şimdi Mısırlı kardeşlerimize dua ettiğimiz gibi, Mısırlılar da o günlerde Anadolu''nun zafer kazanması için dua ediyorlardı.
Peki 1919 Devrimi nasıl patlak vermişti?
Birinci Dünya Savaşı''nın son bulmasının ardından İngilizlerin Mısır''a bağımsızlık vereceğine inananlar vardı.
Hiç de öyle olmamıştı, İngilizlerin Mısır''ı elden çıkarmaya niyetleri yoktu.
Bazı Mısırlı aydınlar ve siyasetçiler 1919 yılının Mart ayı başlarında Londra''ya giderek İngiliz hükümetine taleplerini iletmek istemişlerdi.
İngiliz kuvvetleri komutanı General Jimmy Watson, kukla kral 1. Fuad''ın otoritesini sarsmaya yönelik saydığı bu girişimi engellemişti.
Ardından da bu girişimin(WAFD) önderleri olan İsmail Sıtkı, Sa''d Zağlul, Muhammed Mahmud ve Hamad Basil paşaları tutuklayarak, savaş esiri Osmanlı subaylarının sürgün edildiği Malta''ya göndermişlerdi.
Sözkonusu isimler Birinci Dünya Savaşı sırasında İstanbul ile irtibatlıydılar. Hamad Basil, Mısır İslam İhtilal Komitesi''nde yer almıştı.
Hepsi de Mısır''ın meşhur simaları arasındaydılar.
Tutuklamalar duyulur duyulmaz başta Kahire olmak üzere Mısır''ın her yerinde halk ayaklanmaları baş göstermişti.
Bağımsızlık isteyen Mısırlıların üzerine İngiliz askerlerinin ateş açması sonucunda Kahire''de, Tanta''da, İskenderiye''de onlarca kişi hayatını kaybetmişti.
Halk daha da öfkelenerek demiryollarını, istasyonları tahrip etti, telefon ve telgraf direklerini ateşe vermişti.
Olaylarda hayatını kaybedenlerin cenazeleri büyük kalabalıklar tarafından toprağa verilmişti.
Öyle ki bu cenaze törenleri 1908''de vefat eden, Osmanlıcı ve bağımsızlıkçı Hizbü''l-Vatani''nin ilk lideri Mustafa Kamil''in cenaze törenini bile geride bırakmıştı.
Grevler, boykotlar da hızla yayılmıştı.
O sırada Paris''te bulunan General Allenby (1917''de Kudüs''e giren general) apar topar getirilerek General Sir Reginald Wingate Paşa''nın yerine “İngiliz Yüksek Komiseri” olarak atandı.
Allenby, demiryollarına zarar verilen köyler ve kasabaların uçaklarla bombalanması ve derhal askeri mahkemelerin kurularak ayaklanmayı başlatanların yargılanmasını emreden bir karar yayımlattı.
Bu arada Malta sürgünlerinin de Mısır''a getirilmesini emretti.
Malta sürgünlerinin serbest bırakılacağı üzerine sevinç gösterileri yapan halkla İngiliz askerleri arasında olaylar çıkmış ve yine onlarca Mısırlı hayatını kaybetti.
Olaylar mart ayından sonra da günlerce sürdü ve sonunda İngiliz hükümeti Mısırlı milliyetçilerin görüşme taleplerini kabul etti. Böylece halk ayaklanması ilk meyvesini vermiş oldu.
1919 Devrimi''nde büyük rol oynayan partilerden Hizbü''l-Vatani''nin lideri Mustafa Ferid hatıralarında halk ayaklanmasını şöyle anlatır: “Böyle bir hareket hesapta hiç yoktu. Mısırlıların gösterdikleri dayanışma ve ittifak da hiç kimsenin hayal edebildiği bir şey değildi. Özellikle kadınların mitinglere katılmaları, Kıpti''lerin papazlarının Ezher''de Müslüman ulemayı ziyaret edecek derecede Müslümanlarla anlaşmaları , Şeyh Muhammed Bahit''in de bizzat Kıpti Patriği''ni ziyaret etmesi, halkın bu kaynaşma münasebetiyle Hilal önündeki yıldız yerine Haç koydukları yeni bayraklar yapmaları gerçekten de beklenen hadiseler değildi.”
Halk devriminden üç yıl sonra Mısır manda yönetiminden kurtularak, İngiliz himayesinde yarı bağımsız bir devlet oldu. Mısır''ın başında İngiliz kuklası bir kral ve bir de parlamento vardı. Mısırlılar tam bağımsızlık elde edene kadar mücadeleye devam etti.
Hizbül-Vatani''nin merhum lideri Mustafa Kamil''in 1890''ların başlarında yaptığı direniş çağrısı ve anayasal hükümet çağrısı boşa çıkmamıştı. 1936''da Mısırlılar biraz daha yaklaştılar tam bağımsızlığa. 1950''de Mısır hükümeti “1936 anlaşması”nı ve 1899 tarihli “Sudan Konvansiyonu”nu feshetti. İngilizlerin Süveyş Kanalı''nı işgal girişimine karşı, Müslüman Kardeşler''in başını çektiği gerilla savaşı başladı. Olaylar, ayaklanmalar, huzursuzluklar durmaksızın devam etti.
Mısır Kralı Faruk, 1952''de Müslüman kardeşlerin ve diğer siyasal örgütlerin desteğine güvenen “Hür Subaylar” tarafından devrildi. İşin gerçeği Hür Subaylar, “Biz gidersek ya Müslüman Kardeşler gelir, ya komünistler” diyerek İngilizlere karşı Amerikalıların desteğini sağladılar ilk başlarda. 1952''den bu yanan Mısır''a hükmeden askeri rejiminin son temsilcisi Hüsnü Mübarek, 1981''den bu yana oturduğu koltuktan gitmemek için “ben gidersem Müslüman Kardeşler gelir” demeye devam ediyor. Ama bu kez durum değişik, Amerika Mübarek''in arkasında durmuyor artık. Kimin geleceğine Mısır halkı karar verecek. Arzumuz Mısır halkının özgür bir şekilde kendi geleceğini kendisinin tayin etmesidir.
1919''da Mısır''ın İngilizlerden bağımsızlığını kazanması için başlatılan halk devriminde yer alanlardan biri de “Müslüman Kardeşler” hareketinin kurucusu Şeyh Hasan el-Benna''ydı.
Sadece Kahire değil, Mısır''ın her yerinde halk ayaktaydı ve Hasan el-Benna 13 yaşında bir ortaokul öğrencisiyken “Mahmudiye” kasabasındaki protesto gösterilerine katılmıştı.
Şehid El-Benna hatıralarında bu mitinglerde duyduğu şu mısraları hiçbir zaman unutamamıştır:
“Vatan sevgisi imandandır/Allah bize sesleniyor/ Bağımsızlık bizi birleştirmese de/ Firdevs''de karşılaşırız elbet.”
Halk devrimi bir günde başlayıp bitmemişti, boykotlar, mitingler, grevler aylarca devam etmişti.
Hasan el Benna da diğer arkadaşları gibi eylemlerin içerisindeydi.
Bir gün hocası Muhammed Halef Nur gözyaşları içinde sınıfa girmişti.
Öğrencilerinin “neden ağlıyorsunuz Hocam” sorusuna, “Muhammed Ferid Bey öldü çocuklar, ona ağlıyorum” cevabı vermişti.
Muhammed Ferid, 1919 Devrimi''ni besleyen kaynaklardan Hizbü''l-Vatani''nin sürgünde yaşayan lideriydi ve Berlin''de vefat etmişti.
Halef Hoca, Hasan el-Benna ve arkadaşlarına Muhammed Ferid''i ve mücadelesini anlatmıştı.
Hasan el-Benna hocasının konuşmasından sonra bir şiir kaleme almış ve şöyle seslenmişti Ferid''e:
“Ey Ferid, rahat uyu, inançla yat/Ey Ferid, vatan için bir tasan olmasın/Ey Ferid, bütün vatan sana feda olsun.”
“Hizbü''l-Vatani”nin lideri Muhammed Ferid Bey de Mısır''ın hürriyeti ile Osmanlı''nın birliğini bir tutan anlayışa sahipti.
Mısır özgürlüğüne kavuşacaksa bu ancak Osmanlı''nın ayakta kalmasıyla mümkündü.
Bu yüzden İngiliz politikalarına karşı Mısır halkını Osmanlı Hilafeti etrafında toparlanmaya davet etmişlerdi.
Arapların ünlü şairi Ahmet Şevki, “ve Mısır''ın sana ihtiyacı var” mısrasıyla halkın hissiyatına tercüman olmuştu.
Mısırlı milliyetçiler Mısır''ın bağımsızlığı ile Osmanlı hilafetinin bütünlüğünü formüle etmeyi başarmışlardı.
“Osmanlı Birliği”nin ve “İslam İttihadı”nın meşhur savunucularından Şeyh Abdülaziz Çaviş ve Abdülhamid Said de Hizbü''l-Vatani''nin yöneticileri arasındaydılar.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında İstanbul''daki “Harbiye Nezareti” bünyesindeki, Tunuslu muhacir liderlerden Ali Başhamba Bey''in başkanlığını üstlendiği “Şark İşleri Dairesi”yle irtibatlı çalışıyorlardı.
Parti''nin her türlü faaliyeti ve yayın organları da keza bu daire tarafından finanse ediliyordu.
Şeyh Çaviş ve Said ayrıca Mısır politikasında Sadrazam Said Halim Paşa ile birlikte hareket ediyorlardı.
Aralarında Çaviş, Said ile sonradan “Ezher Büyük Şeyhi” olan Muhammed Hıdır Hüseyin''in de yer aldığı Mısırlı ve Tunuslu muhacir liderler, Osmanlı''nın savaşı kaybetmesi üzerine İngilizlerin eline düşmemek için İstanbul''dan da hicret etmişlerdi.
Abdülhamid Said''in de Hasan el Benna''nın yetişmesinde büyük payı vardı. 1919 Devrimi''nden üç yıl sonra Mısır kağıt üstünde de olsa özgürlüğüne kavuşmuştu. Sürgünden dönen Abdulhamid Said, yeni kurulan “Müslüman Gençler Derneği”nin başına geçirilmişti.
Hasan el-Benna hemen Abdulhamid Said''e mektup yazarak cemiyete üye olduğunu ve aidatlarını ödemeye özen gösterdiğini yazmıştı. Hatıralarında cemiyeti hayırla yadeden el-Benna, ilk konferanslarını da bu cemiyetin çatısı altında vermeye başlamıştı.
1928''de “Müslüman Kardeşler Cemiyeti”nin temelini atan el-Benna 1949''da bir suikast sonucunda şehit düşene kadar hareketin umumi mürşidiydi.
Mısırlılar 1882''deki İngiliz işgalinden bu yana gerçek bir anayasal rejime ve demokrasiye kavuşmak için mücadele ediyorlar.
Osmanlı Hilafeti''nin kaldırılmasından sonra Mısır Arap-İslam dünyasının merkezi olarak kabul edildi hep.
Osmanlı''yı parçalayarak topraklarını bölüşen işgalci ve sömürgeci güçler başta Mısır olmak üzere İslam dünyasının pek çok yerinde kukla rejimleri desteklediler ve demokrasinin yerleşmesini engellediler.
Demokrasilerde şöyle ya da böyle, kararı halk verir çünkü.
Sömürgeci güçler kendi ülkelerinde demokrasi ve hukuk devleti tesis ederken egemenlikleri altına aldıkları ülkelerde tam tersini yaptılar.
1950''lerden bu yana Kuzey Afrika''da askeri rejimlerin sürmesinin sebebi de kendileridir.
Şimdi bu dönem kapanıyormuş gibi görünüyor.
Tunus''ta Zeynelabidin Bin Ali gitti, Mısır''da “Mübarek” gün sayıyor.
Mısır''ın yarı-resmi yayın organı El Ahram''ı uzun yıllar idare eden 88 yaşındaki yazar Muhammed Hasaneyn Heykel''in şu sözleri ilginçtir:
“Devrim, evet bir gerçek, ama galiba tek adamı değiştirdi. Devlet dokusunun hiçbir noktası anayasal hukuksal anlamda bir gelişme göstermedi.”
Ama artık bu durum değişmelidir.
“Tek adam”ın gitmesi ve yerine “İkinci adam”ın(Ömer Süleyman) tek adam olarak geçmesi Mısır''ın birikmiş sorunlarını çözmez.
Ülkelerinin her yanında ayağa kalkan Mısırlıların bu durumun bilincinde olduklarını düşünüyorum.
Mısır''da Mübarek döneminin sona ermesi ve serbest seçimlerin önünün açılması elbette çevre ülkeleri de derinden etkileyecektir.
Suud-i Arabistan Kralı Abdülaziz''in ölüm döşeğinde oğullarına şöyle söylediği rivayet olunur:
“Arap dünyasının sağlığı Mısır''ın sağlığı ile ölçülür. Mısır hasta ise diğer ülkeler de hasta demektir.”
Türkiye''nin ardından Mısır''ın da vesayet rejimini tasfiye etmesiyle bu coğrafyada büyük bir dönüşümün yaşanacağı çok açıktır.
Herkesin gözü Mısır''ın üzerinde ve Mısır iyileşirse etkisi bölgeye olumlu olarak yansıyacaktır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.