"Dul Kadının Cocuğu" olduğu icin Demirel"i korumuslar!

00:0015/05/2011, Pazar
G: 4/09/2019, Çarşamba
Abdullah Muradoğlu

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''in başta" Ergenekon Davası" sanıklarından Prof. Mehmet Haberal olmak üzere bazı isimlerin CHP aday listelerinde yer almaları için aracılık ettiği iddiaları siyaset gündemini karıştırdı. Demirel''e yakınlıklarıyla bilinen ve daha önce Merkez Sağ''da yer alan isimlerin CHP''den aday olmaları şaşkınlıkla karşılanmıştı. Demirel sözkonusu isimlerin CHP listesinde yer almaları için aracılık yaptığını yalanlıyor. Ancak çoğu insan Demirel''le adı geçen isimler arasında

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''in başta" Ergenekon Davası" sanıklarından Prof. Mehmet Haberal olmak üzere bazı isimlerin CHP aday listelerinde yer almaları için aracılık ettiği iddiaları siyaset gündemini karıştırdı. Demirel''e yakınlıklarıyla bilinen ve daha önce Merkez Sağ''da yer alan isimlerin CHP''den aday olmaları şaşkınlıkla karşılanmıştı. Demirel sözkonusu isimlerin CHP listesinde yer almaları için aracılık yaptığını yalanlıyor. Ancak çoğu insan Demirel''le adı geçen isimler arasında bir mahfil ilişkisi olduğuna inanıyor. Tartışmalar 1964 yılında Adalet Partisi''nin 2. Büyük Kongresi''nde Demirel hakkında "Mason" olduğuna dair ortaya atılan iddiaları bir kez daha hafızalara getiriyor. Demirel 46 yıldır Mason olmadığını iddia ediyor ama gerçekler başka türlü söylüyor.

Siyasetin en renkli figürlerinden biri olarak "Süleyman Demirel" neredeyse yarım asırdır hayatımızın içinde.

Ulaşabileceği her makama erişti, Cumhurbaşkanı da oldu ama hala siyaseti bir biçimde etkilemeye devam ediyor.

Şurası gerçek, Demirel kendi siyasi tabanını teşkil eden ve onu yüksek makamlara taşıyan muhafazakar kesimleri "28 Şubat" sürecinde büyük bir hayal kırıklığına uğratarak aslında bir bakıma jübilesini de yapmış oldu.

Oyundan çıktı ama rolünü oynamaya da devam ediyor.

1960''ların ortalarından itibaren kendini "nurlu ufukların adamı" olarak sunan Demirel bir zamanlar kanlı bıçaklı siyasi hasmı CHP''ye destek vermekle itham ediliyor.

Doğrusu, bu bir itham değil ve Demirel kozlarını açık oynuyor.

Demirel''in başta CHP olmak üzere Meclise girme potansiyeli taşıyan muhalefet partilerinin aday listelerine kendine yakın isimlerin yerleştirilmesi için aracılık ettiği rivayet olunuyor.

Tabii Demirel bu iddiaları doğrulamıyor ama başta "Ergenekon Davası"ndan tutuklu bulunan Prof. Mehmet Haberal olmak üzere sözkonusu kişilere sahiplenmekten de kaçınmıyor.

Açıkçası, Demirel ''in bu kişilerle kamuoyunda netameli kabul edilen "bir mahfil" üzerinden ilişkili olduğu söyleniyor.

Demirel''in doğrulamadığı, hatta şiddetle reddettiği bazı iddiaların sonradan gerçek çıktığına ilişkin o kadar çok örnek var ki, insan kuşkulanmadan edemiyor.

DEMİREL VE KOCA REİS KARŞI KARŞIYA

Demirel''in gizemli ilişkilerine dair en çarpıcı iddialardan birisi ise 1964''te "Adalet Partisi" genel başkanlığına seçilmesi esnasında ortaya çıkmıştı.

Emekli Orgeneral Ragıp Gümüşpala vefat ettiğinde Adalet Partisi genel başkanlığına iki aday talip olmuştu.

Biri parti tabanının çok iyi tanıdığı siyasetçilerden "Koca Reis" namıyla maruf Sadettin Bilgiç, diğeri de Merhum Adnan Menderes''in Başbakanlığı döneminde "Su İşleri Genel Müdürlüğü" yapmş olan Mühendis Süleyman Demirel idi.

"27 Mayıs" darbesiyle tasfiye edilen Demokrat Parti''nin siyasi mirasını devralan Adalet Partisi''nin başına Gümüşpala''dan sonra muhafazakar kimliğiyle bilinen Sadettin Bilgiç''in geçmemesi için askeri ve bürokratik çevrelerin yanı sıra CHP çevreleriyle ilişkili basın organlarında bir propaganda başlatılmıştı.

Öyle ki Bilgiç''in başında olduğu bir partinin seçimleri kazansa bile iktidara gelmesine izin verilmeyeceği ifade ediliyordu.

Süleyman Demirel ismi ise daha sempatiyle karşılanmıştı bu çevrelerde.

DEMİREL "İMDAT" DEDİ, EL UZATTILAR

Kongre öncesinde ortaya atılan bir iddia Adalet Partisi içinde büyük bir dalgalanmaya sebep olmuştu.

Elden ele dolaşan belge "Ankara Bilgi Locası"na ait bir albümden alınmıştı.

Albümün 15. Sayfasında Demirel''in bir resmi vardı ve bu locanın kayıtlı üyesi olduğu anlaşılıyordu.

Demirel köşeye sıkışmış vaziyetteydi.

Çevresine Masonlukla ilgisinin bulunmadığını ve bir siyasi komployla karşı karşıya kaldığını söyleyecekti.

Buna göre, Sadettin Bilgiç''in destekleyen delegelerin bir oyunuydu.

İlginç bir gelişme oldu ve Demirel Kongrede Mason derneğinden(Türk Yükseltme Cemiyeti) aldığı bir açıklamayı okudu.

Derneğin tanzim ettiği resmi açıklamaya göre Demirel Mason Locası''na kayıtlı değildi.

Yani, Süleyman Demirel ismiyle Mason localarına kayıtlı bir kimse bulunmuyordu.

Belgenin altında Loca''nın Ankara Şubesi Kaymakamı Necdet Egeran''ın imzası bulunuyordu.

Demirel , delegelere "Köy evinde, Kur''ân okunmadan sabah kahvaltısına oturulmayan bir ailenin çocuğuyum" diye hitap ettti.

"Böyle bir ailenin çocuğu hiç Mason olabilir mi" demeye getirmişti lafı.

Demirel "Mason değilim" demişti, Mason Cemiyeti de düzenlediği bir belgeyle bu açıklamayı teyid etmişti.

Delegeler Demirel''in açıklamasını yeterli buldular ve onu Adalet Partisi''nin Genel Başkanlığı''na seçtiler.

Koca Reis Sadettin Bilgiç kaybetmişti.

İşte o günden beri Süleyman Demirel hayatımızın içindedir.

MASONLARI BÖLEN EVRAK

Sonradan ortaya çıktı ki aslında böyle bir belgenin düzenlenmiş olması bile Mason geleneklerine ve kurallarına aykırıydı.

Yaşayan bir kimsenin Mason olup olmadığı açıklanamayacağı gibi ölmüş kimselerin Masonluğu da ancak ailesinden alınan izin sonucu açıklanabilirdi.

Bu belge yüzünden Masonlar arasında büyük bir tartışma yaşanmış ve bunun sonucunda "Hür Masonlar" karpuz gibi ortadan ikiye bölünmüştü.

Daha önce çok yazılıp çizildiği için detaylara girmiyorum.

Demirel hakkındaki masonluk iddiaları daha sonraki dönemlerde de siyasi rakipleri tarafından sık sık dile getirildi.

Her defasında bu iddiaları yalanladı.

Mesela 1989''da Demirel''e bu iddiayı hatırlatan bir gazeteci şu cevabı almıştı:

"Benim Mason Locasına mensup olup olmadığım 25 senedir tartışıldı. Bu tartışmayı yapanlara ben ''Sizi niye alakadar ediyor?'' diye sordum. Yani bu ülkenin hangi meselesini çözüyor? 28 Kasım 1964''te Adalet Partisi''nin Büyük Sinema''daki kongresinde aynı soru soruldu. Ben bu kongreye belge verdim. Gidin bakın o belgeye, ister inanın ister inanmayın."

Öyle ya, Demirel "ben Mason değilim kardeşim" diyorsa, değildir, yalan mı söyleyecek?

ÜSTADLAR BİLE DOĞRUYU SÖYLEMEDİLER

Mason üstadları da bu iddialar gündeme getirildiğinde sözkonusu belgenin düzenlenmiş olmasını doğru bulmadıklarını belirtmekle birlikte Demirel''in Masonluğunu reddettiler.

Mesela Mason Üstad-ı Azamı Remzi Sanver "Habertürk Tv" de Fatih Altaylı''nın Teke Tek programında kendisine yöneltilen Demirel''le ilgili iddiya şöyle cevap vermişti:

"O dönem kayıtlara bakıldı. Kayıtlarımızda yoktu, biz de o belgeyi verdik" .

Adı açıklanmayan bazı Masonların açıklamalarına göre ise, önce Demirel''in Loca''dan istifa etmesi istenmiş, ardından da böyle bir belge düzenlenmişti.

Yani, Mason derneği "Demirel locamıza kayıtlı değil" derken yalan söylememiş oluyordu.

Tabii bütün bunlar birer iddia düzeyinde kaldı hep.

Bu yüzden, konu her açıldığında biz gazeteciler de "iddia" olarak belirtmeye özen gösterdik.

Ne ki gerçek, kendi yüzünü olduğu gibi göstermeye eğimlidir.

Gün gelir, gerçek ortaya çıkar, neyin yalan olduğu, neyin yalan olmadığı anlaşılır.

NİHAYET GERÇEK AYAĞIMA GELDİ

Bir ay kadar önce Beyoğlu''nda sahaflarda dolaşırken bir dükkanda ucuz kitaplar kutusunda " Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası"nın resmi yayın organı olan "Mimar Sinan" dergileriyle karşılaştım.

Dergilerden birini karıştırırken Suha Umur''un "1965 Olayları" başlıklı makalesi dikkatimi çekti.

1992 yılında basılmış olan derginin 84. Sayısıydı.

Umur''un yazısı 1964''de Süleyman Demirel''e verilen "mason değildir" belgesinin sebebiyet verdiği büyük bölünmeye ilişkin gelişmeleri konu alıyordu.

Buna göre Demirel, Kongre''den 15 gün kadar önce(14 Kasım 1964) Türk Yükseltme Cemiyeti''nin Ankara Şubesi''nden temin etmişti belgeyi.

Belgede "Sayın Süleyman Demirel, isteğinize uyarak yapılan tetkiklere göre, Cemiyetimizde kaydınızın bulunmadığı anlaşılmıştır. Saygılarımla" ibaresi yer alıyordu.

Olay gazetelere yansıdığında Masonlar arasında bir çatışmanın da fitili ateşlenmişti.

"Büyük Loca" 28 Aralık''ta Mason biraderlere hitaben bir tamim yayımlamak zorunda kalmıştı.

Tamim''de,"Konuya el koyan Büyük Daimi heyetimiz, ismi geçen zatın.. Bilgi Muhterem Locasının matrikülünde kaydına rastlayamamıştır" deniliyordu.

Tamimin devamında ise şu ibareler yer alıyordu:

"Adı geçen zata Büyük Üstadın ve Büyük Daimi Heyetin bilgisi altında hiçbir belge verilmemiştir. Hatta, böyle bir belgenin verilip verilmediği de kesin olarak tayin edilememekle beraber verilmiş ise yetki dışında ita edilmiş olduğuna şüphe yoktur".

Tamimde masonluğu politikaya sokan bu hareketlerin tasvip edilmeyeceği de belirtiliyordu.

Buna göre Demirel''in mason olmadığına dair verilmiş olan belgenin hakikate uymadığı anlaşılımıştı.

ANKARA''YA MASON HEYETi GÖNDERDiLER

“Büyük Daimi Heyet" olayı araştırmak üzere Ankara''ya üç Masondan oluşan bir heyet göndermişti.

Araştırmaya göre Demirel 27 Ekim 1954 tarihinde Bilgi Locası''na Mesut Gün, Orhan Alsaç ve Rıza Berke biraderler tarafından teklif edilmişti.

15 Şubat 1956 tarihinde aynı locada tekris edilmiş, ertesi sene de Kalfalığa kadar yükseltilmişti.

Umum Müdür(Su İşleri Genel Müdürü) olduktan sonra da Locasına hiç devam etmediği ve hakkında istifa ve gayrımuntazam ilanı gibi bir işlem de yapılmadığı anlaşılmıştı.

Demirel''in müracaatı üzerine Hikmet Turat birader tarafından hazırlanan belgeyi Büyük Üstad Kaykamamı Necdet Egeran bir mahzur görmeyerek ve kimseye sormadan imzalayıp mühürlemişti.

Heyetin vardığı sonuç buydu.

NECDET EGERAN İTİRAF EDİYOR

Konu "Büyük Kongre"ye hazırlanan "Hür Masonlar" arasında sert tartışmalara sebep oldu.

Necdet Egaran "Büyük Loca"da kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında Demirel''in mason olduğunu bildiğini ve bu yüzden "Bir dul kadının çocuğunun benden istediği yardımı yaptım" demişti.

Suçlamada bulunan Masonlara göre Egeran siyasi bir maksatla ve hakikate uymayan bir belge vermekle hem yalan söylemiş hem de Masonluğu politikaya alet etmişti.

Köşeye sıkışan Necdet Egeran şu sözlerle kendini savunmuştu:

"Bir gün Mahfile uğradım. Sait Hikmet Turat Üstad bana geldi. Dedi ki ''Bir kardeşimiz pek büyük sıkıntı içinde. Yardım etmek istiyorum. Yardım eder misiniz?'', ''Nedir?'' dedim. ''Demirel Mason olduğu için sıkıntıda''. ''Yazılı müracaat yapsın'' dedim. Ertesi gün yazılı müracaat geldi. Demirel''in yazılı müracaatı. Müracaat şu: ''Cemiyetinizde kaydım olup olmadığının bildirilmesi.'' Masonum, Mason değilim sözleri yok. Mason olduğunu biliyorum. Bir Kardeşimiz yardım talep ediyor. Dul Kadının çocuğu bana yardım et diyor, sıkıntıdayım diyor. Turat''a ''tetkik et'' dedim. Türk Yükseltme Cemiyeti kağıdı üzerine altı mühürlü bir kağıt getirdi. Orada, ''Cemiyet kayıtlarında yoktur'' diyor. ''Doğru mudur'' dedim. ''Doğrudur'' dedi. İnandım, imzaladım, gönderdim. Süleyman''ı on senedir görmedim. Kendisiyle de işim yoktur. Ben bunu, bir kardeşimin tavassutu ile bir Mason Kardeşim sıkıntıda olduğu için yaptım. Böyle bir yazıyı, tekrar icab ederse, tekrar veririm. Vicdanen müsterihim."

Olay budur.

VAKA KAPANMIŞTIR

Birkaç yıl önce Necdet Egaran öldüğünde oğlu Erol Egeran, "Demirel Olayı"na ilişkin gerçek bilgilerin babasının vasiyetinde yer aldığını ve bir gün açıklanacağını vurgulamıştı.

O vasiyet henüz açıklanmadı ama zaten 1992''de kapalı devre yayım yapan "Mimar Sinan" dergisinde anlatılmış bulunan hadisenin başka anlatılacak nesi kalmış, bilemem.

Benim için bu vaka kapanmıştır.

Mason olduğu halde düzmece bir evrakla Demirel''e mason olmadığı belgesi verilmiştir.

Egeran Masonlar için çok önemli sayılan "Dul Kadının çocuğuna yardım" prensibi nedeniyle bu belgeyi tanzim etmiş.

Gerçek budur.

Demirel''in de aynı prensip gereği kendisinden yardım isteyen biraderlerine yardım elini uzattığı iddiaları kimseyi şaşırtmamalı.

Demek ki şimdi başka biraderler de kendisinden "Dul Kadının Çocuğu" olarak yardım istemişler.

Ee ne yapalım, 1964''den bu yana Demirel muhafazakar çevreleri "Mason değilim" diye kandırmış işte.. Doğruyu söylememiş, şimdi niye söylesin.