Vamık Hoca, bizim mahalleye de bekleriz..

00:002/10/2007, Salı
G: 29/08/2019, Perşembe
Abdullah Muradoğlu

Şerif Mardin kesmedi, Vamık Volkan''a taktılar.. Kıbrıs asıllı, Amerika''da yaşayan, uluslar arası çapta psikiyatrımız..Bir iki defa televizyonda izledim, şeker gibi adam..Ne yazık ki, saçma bir tartışmanın ortasına düştü.. Allem ettiler, kallem ettiler, Şerif Hoca''ya “mahalle baskısı var” dedirttiler ya..Vamık Hoca''ya da söyletebilseler ne kıyak olacaktı ama. Şerif Hoca, “kesin ifadeler kullanmadım” diye düzelttiyse de..Atı alan Üsküdar''ı geçti..* * *Vamık Hoca tongaya basmadı pek.. Hocaya kendi

Şerif Mardin kesmedi, Vamık Volkan''a taktılar.. Kıbrıs asıllı, Amerika''da yaşayan, uluslar arası çapta psikiyatrımız..

Bir iki defa televizyonda izledim, şeker gibi adam..

Ne yazık ki, saçma bir tartışmanın ortasına düştü.. Allem ettiler, kallem ettiler, Şerif Hoca''ya “mahalle baskısı var” dedirttiler ya..

Vamık Hoca''ya da söyletebilseler ne kıyak olacaktı ama. Şerif Hoca, “kesin ifadeler kullanmadım” diye düzelttiyse de..

Atı alan Üsküdar''ı geçti..

* * *

Vamık Hoca tongaya basmadı pek.. Hocaya kendi istediklerini söyletmeye çalıştılarsa da, olmadı..

Geçende Habertürk TV''den Özlem Gürses ile konuşuyordu..

Türkiye''yi iyi tanımadığını belirtiyor, “Türk liderleri de tanımıyorum” diyordu. Sık gelen birisi değil, yeni yeni ısınıyor.. “Siz söylüyorsunuz, tanıdıklarım söylüyor, gazetelerde okuyorum” diyordu..

Bu yüzden genel konuşuyor, doğru sorulara iyi cevaplar veriyordu.. Lakin soru yanlış sorulunca, iş değişiyor..

Yeteri kadar Türkiye''yi tanımadığı için verdiği cevaplar bazen bizim gerçeklerimizle örtüşmüyor..

* * *

Vamık Hoca, kimlerle teşri-i mesai içindeyse, bildikleri, onların anlattıklarıyla sınırlı..

“Hocam, şu oldu, bu oldu” diyorlarsa, o ne yapsın...

Bu ülke insanını tanımadığını şu sözlerinden anlaşılıyor zaten:

“Ben Mozart''ı çok severim.. Keman severim.. Biri Mozart dinleme, şu kemanı çalma dinden çıkarsın derse bu baskı olur.”

Vamık Hocam, kimsenin ne Mozart''la, ne kemanla derdi var..

Gönlün rahat olsun, istediğin kadar keman çal, Mozart dinle.. (Laf aramızda Bekir Coşkun bile keman çalıyor.)

“Ben arya dinlerim birader” diyenlere de kapılma Hocam.. Bunların çoğu İbo, Orhan Baba, Müslim Baba dinlerler..

Komşular çakmasın diye sesini kısarlar..

* * *

Sayın Hocam..

Demokrasinin ne olduğunu bilmediğimizi sanma…

Bunu en fazla “bizim mahalle” bilir.. Her üç darbe de ziyadesiyle “bizim mahalle”ye cefadır.. Demokrasi çoğunluğun tahakkümü değildir..

“Çoğunluk ne derse o olur abiciğim” diye de düşünmüyoruz.

Amaa demokrasiyi “seçkinler oligarşisi” görenlere de papuç bırakmayız.. Mahalle baskısı diye eveleyip geveleyenlere, “Siz kendi mahallenizi temiz tutun” deyiniz Hocam.. Biz, bizim mahallenin icabına bakarız..

* * *

“Ne yapmalı?”

“Oturup konuşmak lazım, başka yol bilmiyorum” cevabınıza katılıyorum.

Bir başka kanalda da “birbirimizi dışlamadan konuşalım, empati yapalım” dediniz.

Yıllardır biz de, aynı şeyi söylüyoruz..

Aç bak televizyon kanallarına..

“Anlama” diye dertleri var mı yok mu, anlarsın..

Kim bastırmaya çalışıyor karşısındakini, kim kimin sesini kısmaya hırslı, gör.

Hocam, ara sıra “bizim mahalle”ye de uğra..

Bizim hikayelerimizi de dinle..

Gerçeğin, büyük kısmı orada…

Baki Selamlar..

Hem nalına hem mıhına

Şu bizim ''ulusalcı solcular'' AB''ye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''ne demediklerinizi bırakmazlar.. “Üniter devleti çökertiyorlar“ diye veryansın ederler.. İş, başörtüsüne gelince “Efendim başörtüsü, AİHM kararıyla dinsel simge olduğu tescillenmiştir” diyerek pişkinliğe vururlar.. Aynı mahkeme başörtüsü lehinde karar verseydi, bu sefer de “bakın, bakın! Biz dememiş miydik, Avrupa dincileri destekliyor” diye bas bas bağıracaklardı..

İlhan Selçuk da geçen bize AİHM''in kararını kakalıyordu.. Daha önce de faiz ayetlerini alt alta sıralayarak fetva eminliği yapmıştı. Çankaya''da iftar yemeğini diline dolayan Selçuk, “Bu ülkede yaşayanların yüzde 99''u Müslümandır. Ama sayı önemli değildir. Hukuk kuralı, devletin niteliği, laiklik ilkesi, anayasa önemlidir” diyor.. Bu ne perhiztir, bu ne lahana turşusu.. İşinize gelince ayetleri alt alta koy.. İşinize gelmeyince her şeyi yut gitsin. Ayıp değil mi?

''Bitirim ikili''ye dikkat...

Gürültüye gitmesin.. Ara ara Lübnan''da neler oluyor, bakalım. Şu sıralar Cumhurbaşkanlığı seçimi gündemde biliyorsunuz. Meclis Başkanı Nebih Berri''nin iktidar ve muhalefet arasındaki uzlaşma girişimleri tam gaz devam ediyor. Ama netice yok.. Dürzi Velit Canbolat ile Hıristiyan Falanjist Samir Caca, al takke ver külah, Berri''nin girişimlerini boşa çıkarmaya çabalıyor.. Birleşmiş Milletler''i, Amerika''yı seçime açıkça müdahaleye davet etmedikleri kaldı bir.. Bir başka tartışma, lejyonerlerin cirit attığı şeklinde.

Bitirim İkili''nin ikide bir “yeni suikastler kapıda” demeleri yok mu, Beyrutlular hop oturuyor, hop kalkıyor..

1975''deki iç savaş öncesini çağrıştıran gelişmeler bunlar. Özel şirketler, partiler özel güvenlik şirketleriyle anlaşma üzerine anlaşma yapıyorlarmış. Şirketlerin ruhsat verdiği kişilerin çoğu, 1975''deki iç savaşa katılmış, katliamlara karışmış adamlarmış. Bu milislerin çoğu, Lübnan Güçleri''ne bağlıymış.. Samir Caca, bu güçlerin eski komutanıydı. Uzun süre hapiste kalmıştı..

Ruhsatlı milislerin sayısı beş bine yakınmış. Rivayet odur ki, bazı Arap ülkelerinin Lübnan güvenlik güçlerine gönderdikleri ağır silahların bir kısmı milis güçlerinin eline geçmiş. Cumhurbaşkanı seçimleri öncesinde yaşanan tartışmalar böyle.. Yani, Lübnan koyu bir sisin içinde yolunu bulmaya çalışıyor. Tabii kendi haline bırakılırsa, yoksa durum vahim..