sonuçlarının getirdiği siyasi kilitlenme RP-ANAP koalisyonu alternatifinin RP'nin her ne surette olursa olsun hükümetdışı tutulması gerektiği kanaatini taşıyan kesimlerde bile kabul görmesi sonucunu doğurdu. Belli bir ısınma döneminden sonra bugün bu alternatifin denenmesi doğrultusundaki yaklaşım yaygınlık kazanmış görünüyor. Bu alternatifin Türk siyasi hayatı içindeki yeri ciddiyetle tartışılması gereken bir husustur. Görünen odur ki, RP, ANAP ile hükümet içinden, sistemin merkez partisi konumuna gelmiş bulunan DYP ile de muhalefetten denetim altına alınarak yeni bir sistem-içi restorasyon çizgisi oluşturulmak isteniyor.
Aslında seçim öncesi ve sonrası tablo Türkiye'nin önüne temelde iki alternatif koymuştu. Birinci alternatif Anayol formülü ile sistem-içi güç yoğunlaşmasına dayalı bir restorasyon faaliyeti idi. Seçim neticelerinde ANAYOL'un üçüncü bir parti desteği olmaksızın koalisyon kuramayacak bir tablonun ortaya çıkmış olması bu alternatifi sistemin merkez güçleri açısından çok riskli bir hale getirdi. Şu ana kadar hükümet-muhalefet ilişkilerinde sistem içinde karşılıklı bir denge oluşturan sağ ve sol partilerin bu kritik dönemde birlikte yıpranacak olmaları ihtimali sistem-dışına itilen RP'nin gelecek seçimlerden çok daha güçlü bir şekilde çıkması sonucunu doğuracaktı.
Bunun içindir ki, iktidarda ANAP, DYP, DSP/CHP koalisyonundan oluşacak bir sistem-içi güç temerküzü muhalefette kalacak olan RP'nin daha radikal bir söylemle daha güçlü bir alternatif haline getirecek olması sistem açısından büyük sakıncalar taşıyordu. Bu nedenle RP'li alternatiflere ısınma dönemi başladı. Bugün gelinen nokta RP'nin mümkün olduğunca yıpratılarak ve en et kin bir denetim altına alınarak sistem-içine çekilmesidir.
Bu yeni tablo ikinci alternatifin güç kazanması sonucu doğurmuş bulunur alternatif de RP'nin sistem içine çekilerek ANAYOL formülünün aksine sistem-içi merkezi güç temerküzünden çok muhalefeti kuşatıcı daha sivil nitelikli bir sistem-içi restorasyon döneminin başlatılmasıdır. Bu noktada RP-DYP ve RP-ANAP koalisyon alternatifleri arasında ince bir fark bulunmaktadır. RP-DYP koalisyonu sistemin merkezi siyasi eliti ile temel muhalefet odağı arasındaki uzlaşma çabası olmak bakımından CHP-MSP koalisyonunu hatırlatacaktadır. Bu alternatifin iki partinin kadro ve zihniyet yapılanması açısından büyük çelişkiler barındırıyor olması RP-ANAP koalisyonu ihtimalinin ağırlık kazanmasına yol açmış bulunuyor. DYP'nin yeni kadrosunun bürokrasi ile olan güçlü bağlantılarının RP-ANAP hükümeti üzerinde etkin bir denetimin sağlanmasını kolaylaştıracak olması dair sigorta olarak görülmektedir.
RP-ANAP koalisyonu ihtimali uzun dönemli yönelimler açısından sistem-içi restorasyonun gittikçe süreklilik unsurlarının odaklaştığı alanlara doğru kaymakta olduğunu göstermektedir. İlk sistem-içi restorasyon faaliyeti olan DP hareketi ile onu takip eden AP hareketinin iç yapılanması, ikinci önemli restorasyon faaliyeti olan Özal döneminin ANAP yapılanması ve muhtemel bir RP-ANAP hükümeti arasındaki fark mukayese edildiğinde bu uzun dönemli yönelim belirginlik kazanmaktadır. Böylesi denetim altına alınmış bir koalisyonun RP'nin seçim öncesindeki sisteme yönelik radikal söyleminden çok, pragmatik ANAP dengesi ile sistem-içi parametreleri kullanmak zorunda kalacak olması hem sisteme meşruiyyet soluğu aldıracak, hem de RP'nin muhalefette daha radikal bir söylemle daha da güçlenmesinin önüne geçilmiş olacaktır.
Bu nedenle RP'li hükümet formüllerine alışma dönemi RP'ne yönelik baskılarla dengelendirilmiştir. RP-ANAP koalisyon görüşmelerinin hemen öncesinde karara bağlanan Mercümek davası ile RP'nin koalisyon pazarlıklarındaki müzakere gücü azaltılmış; koalisyon pazarlığının görevin Mesut Yılmaz'da olduğu bir dönemde yürütülmesi de ANAP'a önemli bir taktik avantaj sağlamıştır. Görünen odur ki Başbakanlık ve servis bakanlıklarının RP'ne, güçlendirilmiş bir başbakan yardımcılığı ile siyasi ve ekonomik yönden stratejik bakanlıkların ANAP'a verildiği bir hükümet formülü tasarlanmaktadır. RP'nin seçimin hemen ertesinde hükümete katılma konusunda takındığı aşırı istekli tavır da bu formülün devreye sokulmasını kolaylaştıracak gibi gözükmektedir. Böylesi bir koalisyonun RP açısından doğuracağı sonuçlan bir başka yazıda ele almak üzere son olarak şu hususu da vurgulayabiliriz ki böylesi bir formülün uluslararası odaklarda da destek bulacağına dair işaretler artmaktadır.