Borç çevirme oranı, vadesi gelen anapara ve faiz ödemesi (borç servisi) için ne kadar yeni borçlanma yapıldığını gösteren orandır.Bu oranın 100 olması vadesi gelen borç geri ödemesi kadar yeniden borçlanıldığı anlamına gelmektedir. Borç çevirme oranının yüzde 100’den fazla olması ödenecek tutardan daha fazla, küçük olması ise daha az borçlanıldığını göstermektedir.Daha az borçlanılması demek; borç geri ödemelerinin bir kısmının bütçeden yapılan tasarruflarla karşılanması demek. Bu tasarruflar ise
Borç çevirme oranı, vadesi gelen anapara ve faiz ödemesi (borç servisi) için ne kadar yeni borçlanma yapıldığını gösteren orandır.
Bu oranın 100 olması vadesi gelen borç geri ödemesi kadar yeniden borçlanıldığı anlamına gelmektedir. Borç çevirme oranının yüzde 100’den fazla olması ödenecek tutardan daha fazla, küçük olması ise daha az borçlanıldığını göstermektedir.
Daha az borçlanılması demek; borç geri ödemelerinin bir kısmının bütçeden yapılan tasarruflarla karşılanması demek. Bu tasarruflar ise bütçede verilecek faiz dışı fazla ile ilgilidir.
2002 yılından bu yana
kapsamında uygulanan
politikasının arka planında
düşürerek
borç stokunu makul seviyelerde tutma
düşüncesi olduğunu söyleyelim.
Türkiye’de 2018 yılında toplam
iç borç geri ödemesi 123,8 milyar TL
iken, söz konusu ödeme için
121,1 milyar lira borçlanılmış
. Borç çevirme oranı ise yüzde 97,7 olmuş. Bu veriden hareketle, yeni borç miktarına faiz yükünü eklediğinizde toplam
borç stokunun nominal olarak artacağı
açıktır.
2017 yılı sonunda 535, 2018 sonunda 586 ve Mart 2019 sonunda 624 milyar liraya ulaşan iç borç stoku borç çevirme oranındaki bozulmayı göstermektedir. Bu verilere bakıldığında,
borç stokundaki hızlı artış çıplak gözle de görülebilir
. 2018 yılının tamamında yüzde 9,5 oranında artan iç borç stokunun, sadece 2019’un ilk çeyreğinde yüzde 6,4 artması bozulmayı başka bir açıdan yansıtmaktadır.
Geçmişte sadece
2009 yılında yüzde 100’leri aşan iç borç çevirme
oranının,
2019 yılının ilk çeyreğinde yüzde 137’lere çıkması
(29,3 milyar liralık ödemeye karşılık 40,1 milyar liralık yeni borçlanma yapılmış)
bütçe performansında görülen bozulmanın borçlanmaya da yansıdığını
net olarak göstermektedir.
Borç çevirme oranındaki artışta
faiz dışı bütçenin açık vermesi
ve
yüksek borçlanma faizlerinin
etkili olduğu açık.
Daha az borçlanma ihtiyacı
; yani bütçede harcamaların etkin kullanımı (israfın önlenmesi), vergi gelirlerindeki artış ve borçlanma maliyetlerinin azaltılması
borç stokunu ve borç çevirme oranının makul seviyelerde tutulması
için zorunludur.
Burada özellikle kamuoyunda
olduğu algısı var. Şeffaf-hesap verilebilir bir anlayışla harcama alanlarını, amacını ve sonuçlarını izleyen, denetleyen bir sistemi kurmak ve sonuçları
gerekiyor.
(Hazine ve maliye bakanlığının birleşmesiyle ortaya çıkan yeni sistemde kamuoyuyla paylaşılan verileri anlamada ve takip etmede ciddi karmaşa hakim. Acilen daha anlaşılabilir bir veri yayın sistemi devreye sokulmalıdır).
Borç stokunda ve borç çevirme oranındaki
olumsuz gelişmelerin geçici
olduğunu düşünmekteyiz. Birçok makro ekonomik değişkende benzer sapmalar söz konusu.
Burada esas olan
oranlarıdır. AB tanımlı kamu borcunda yüzde 30-35 aralığında seyreden bu oran, bozulmalar başlasa da,
AB ülke ortalamalarının çok altındadır.
Bu oranın 2001’de yüzde 76,1 olduğunu hatırlayalım.
Yine, 2002 yılında güçlü altyapısı kurulan kamu finansman sisteminde hazinenin iç
piyasalardan borçlanamama riski
neredeyse tamamen
. Şöyle ki; piyasa yapıcılığı sistemi ile piyasa yapıcı bankalar hazinenin ihraç ettiği kağıtların yaklaşık yüzde 60’ını almak zorundalar.
Burada kamu bankalarının alımları ve ROT satışlar eklendiğinde hazinenin düşündüğü borçlanmanın çok üzerinde talep geldiği görülmektedir.
Son dönemde ülkemizin bulunduğu coğrafyada yaşanan siyasi ve jeopolitik belirsizlikler, enflasyon, büyüme ve işsizlik verilerindeki bozulma ülkemizin risk primlerini artırmıştır. Yani, hem iç hem de dış piyasalardan borçlanma maliyetleri artmıştır. Bu gelişme, borç çevirme oranlarını da yükselterek, kamu borçlanma sürecini olumsuz yönde etkileyen bir kısır döngüye girilmesine neden olmuştur.
; belirsizlik alanlarını minimize etmek, iç ve dış finans çevrelerine
işin ehli bir ekonomi yönetimi
izlenimi vermek,
fon piyasalarını derinleştirmek ve fon girişlerini teşvik etmek gerekiyor.
Bütçe harcama disiplininin
borç göstergelerinin iyileşmesi ve borçlanma maliyetlerinin azaltılması için de
hayati önem taşıdığını bir kez daha belirterek bitirelim.
#Borç
#Anapara
#Faiz
#GSYH
#AB
#Bütçe
#Fon