
Koronavirüsle beraber artık sistemler de tartışılmaya başlandı.
Şu anda bütün dünya koronavirüsün bulaşmasını önlemek için alınan tedbirlerin ekonomi üzerindeki etkisini asgariye indirmeye çalışmaktadır.
Aslında yapılması gerekenler bellidir.
Maske, mesafe ve hijyen kuralını insanların hayatına dikte etmek.
Bu kuralları uygulatmada sistem farklılıkları karşımıza çıkmaktadır.
Yani yapılması gereken belli; yapılması gerekeni yapma şekilleri tartışılıyor.
**
Koronavirüsün ekonomik etkileri tartışılırken eski iktisatçıların görüşleri yeniden gündeme gelmektedir.
Bunlardan biri de 1960’lı yıllarda Ronaldo Coase’un geliştirdiği teoremdir.
Coase teoremine göre; dışsallık söz konusu olduğunda, yani birisinin eyleminden başka birisi olumsuz etkilendiğinde, dışsallığa maruz kalan taraflar bir araya gelip en uygun çözümü bulurlar.
Teoriye göre devletin dışsallıklar söz konusu olduğu alanlarda piyasaya müdahale etmesi gerekmiyor. Dışsallık durumunda bile rekabetçi piyasalarda kendi işleyişiyle birtakım tazminatlar devreye girerek denge sağlanabilir (sosyal fayda-sosyal maliyet dengesi) deniliyor.
**
Gelelim Coase teoreminin maske ile ilgisine.
Normal zamanlarda hava kirliliğinden, havadaki tozlardan, kokudan, kirlilikten etkilenmemek için insanlar maske takar ve maskeden fayda sağlar.
Sağladığı faydaya karşılık maskenin fiyatı, yüzünü kapatması, nefes almakta zorlanması gibi bir takım fiziksel maliyetler yüklenir. Kişi, fayda maliyet analizi yaparak maske takar ya da takmaz. Yani burada kimsenin ona maske tak veya takma müdahalesi söz konusu değildir. Bunun nedeni de onun maske takmasının herhangi bir kişi üzerinde olumsuz etki yapmamasıdır.
Bugün gelinen noktada salgını başkalarına bulaştırmamak için uzmanlar maske takmanın koruyucu etkisi olduğunu söylemekteler.
Yani maske takılmadığında eğer virüs taşıyıcısı iseniz, bunu başkalarına bulaştırma yani başkalarına dışsal maliyet yükleme riskiniz var demektir.
Böyle bir durumda ben özgür bir insanım, istediğimi yaparım, gerekirse maske takmam deme hakkı yoktur. Çünkü kişinin özgür eyleminden başka kişiler olumsuz etkilenmektedir.
**
Maske olayında Coase’un dediği gibi piyasa işleyişiyle tazminat ödenerek sosyal optimuma ulaşılamaz.
Bunun için kurumsal düzenleme, müdahale gereklidir.
Aslında burada liberal piyasa ekonomisi ile otoriter rejimlerin pandemiye karşı başarısı da karşılaştırılmaktadır. Bir tarafta başarılı görülen otoriter sistem uygulayıcısı Çin, diğer yanda büyük insan ve ekonomik kayıp yaşayan ABD, İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri gibi liberal yönetim sistemi benimsemiş ülkeler.
Çin dışında Japonya’nın, Güney Kore’nin, Singapur’un piyasa ekonomisi içinde virüsle mücadelede başarılı olması otoriter ya da liberal yönetim anlayışının virüse karşı başarıyı belirleme argümanı olmadığını göstermektedir.
Pandemiye karşı başarı; ülke halklarının devlet yönetimine güvenmeleri, onların düzenlemelerle refahlarını ilerleteceklerine olan inançlarıdır. Bu anlayışla da hükümet tarafından uygulanan politikalara gönüllü uyum göstermektedirler. Dolayısıyla koronavirüsle mücadelenin başarısında rejimlerden daha çok halkla yönetimlerin güvenilirlik ilişkisi ön plana çıkmaktadır.
Avrupa ve ABD’deki önlemlere karşı gösterilen özgürlük tepkileri aslında ülke halklarının kendilerini yönetenlere olan güvensizliğin dışavurumudur.
**
Kamu ekonomisi teorisinde dışsallık söz konusu olduğu alanlarda devletin müdahalesi etkin çözüm ve optimal üretim için kaçınılmazdır. Burada da maskenin yüklediği dışsallıktan dolayı maske takmama ve sosyal mesafe direncini kamunun aktif müdahalesi ile kırmak gerekiyor.
Çin otoriter bir uygulamayla maske, mesafe, yeri geldiğinde kilitleme ile salgını kontrol altına almıştır. Bu tedbirlerin hepsinin ekonomik maliyetleri söz konusudur.
Türkiye ise ara bir politika uygulamaktadır. Hazirandan sonra normale dönüş başladığında, insanların başkalarına yükledikleri dışsal maliyetleri çok da dikkate almadıkları, bilinçli davranmadıkları ve bu anlayışın hızlı bir şekilde salgının yaygınlaşıp ölüm oranlarını arttırdığı görülmektedir. Bu gelişme üzerine bir takım yeni düzenleme ve uygulamalar kaçınılmaz olmuştur.
Örneğin; maske takmayı zorunlu hale getirmek için yüksek meblağlarda ceza kesilmesi ve bunun uygulanması artık Türk toplumun kültürel anlayışına uygun bir politika seçeneği olmaktadır. Açıkçası, bilim adamlarının ve yetkililerin telkinleri ülkemizde maske taktırmaya yetmemiştir.
**
Sonuç olarak, hiç kimsenin maske takmama lüksü yoktur. Virüs taşıyıcılarının yüzde 80’i asemptomatik olarak virüsü taşıyor. Virüs taşıdığına ilişkin hiçbir belirti yok ve ne karşı taraf ne de kendisi virüs taşıdığını bilmiyor. O nedenle de başkalarına yüklenilen maliyetin farkında değil. Bu maliyet riskini asgariye indirmek için devlet maske takılmasını veya sosyal mesafeyi, vatandaşının refahını düşünerek, uygulatmak zorundadır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.