Alargada bekletilen fikir, limana çıkan hissiyat

Akif Emre
Akif EmreYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 05/11/2015, Perşembe • Yeni Şafak Haber Merkezi
Alargada bekletilen fikir, limana çıkan hissiyat
Seçimler sona erdi, en azında belirsizlik ortadan kalktı. Muhafazakâr kesim memleketin parçalanacağından, küresel saldırıdan, belirsiz kaotik yarınların korkusundan kurtulmuş olarak rahat bir nefes aldı. Her ne kadar muhalefet, siyasal baskısından şikayet ettiği hükümetten kurtulamasa da gizli bir hoşnutluğu kuşandı; AKP kazansa da muhalif kalma lüksünü tattığı için.
Hangi siyasi yelpazede bulunursa bulunsun hemen her kesimi büyük bir yükten kurtaran seçim sonuçları son derece reel bir gerekçeye dayanıyor. O da, cüzdanlarda taşınan kredi kartlarının vicdanlara galebe çalıyor olmasıdır. Yani tercihin isabetli olup olmaması değil, artık siyasete, topluma dair tercihlerimizde cüzdanlardaki kredi kartının belirleyici olmasıdır önemli olan.
Daha açık bir ifadeyle, özellikle müslümanca düşünen, hayata dair müslümanca kaygılar taşıyan önemli bir kesimin fikriyat ve iktisadiyatını teslim alan hissiyat üzerinde durmak zamanıdır artık.
Fikriyatını temellendiren temel prensiplerin, hayata dair bağlayıcı ilkelerin geri çekilerek hissiyatın öne çıktığı dönem,
ne yazık ki sadece politik ortamın, seçim atmosferinin geçici heyecanından ibaret değil.
Ancak gelinen noktada daha derin bir mesele olarak temel ilkelerin, çekincelerin modernleşme problemi olarak nasıl bir hissiyata dönüşerek siyaset prizmasında kırılmaya uğradığının hikayesi var karşımızda. Ve bu kırılma ne salt iktidar ve siyasal süreçle alakalı ne de salt pragmatizmle ilişkili.
Bu mesele, sadece Türkiye'de yaşayanlarla sınırlı değil; yaklaşık iki yüz yıldır İslam aleminin yaşadığı, yüzleşmek zorunda kaldığı modernleşme, dünyevileşme ve bunun küresel hegemonik gücüyle hesaplaşma sorunundan bağımsız değil. Ne var ki, Osmanlı tecrübesinden itibaren çok daha sarsıcı, yıkıcı boyutlarda etkisi bu topraklarda fazlasıyla hissediliyor.
Yeni olan şu ki, görünür hayattan, siyasetten tart edilen, müslümanca kaygıları olan kitleler, alargada bekletilen bir gemi gibi, limana alınarak sisteme dahil edilmenin hissiyatını yaşıyor. Alargada bekletilmenin doğurduğu hasretle kıyıya çıkma umudu bir anda gerçek olunca hangi limana çıkıldığı ve nelerle karşılaşılacağı sorusu ortadan kalkmış, hissiyat galebe çalmıştır.
Gemi ve alarga metaforu, müslümanca kaygı taşıyan insanların modern hayatla, siyasetle, ekonomiyle kurdukları yahut kurmadıkları ilişkileri göz önüne aldığımızda anlamlı hale gelecektir.
Her tür cari sistemin merkezinden periferiye atılmış insanların kendi varoluş şartlarından mahrum bırakıldıkları, yoksunluk sarmalına sürüklendikleri uzun süreçten sonra birden karaya ayak basmasının hissiyatını yaşıyor gibiler.
Nasıl bir dünyaya ayak bastığımızla nasıl bir dünya tahayyülü içinde olduğumuz arasındaki çelişkinin adıdır fikriyatın hissiyata dönüşmesi.
Ayak basılan dünyanın, yüzleşmek zorunda kalınan hayatın gerçeklerinin çelişkisiyle hesaplaşmak yerine, bulundukları ortama uyum sağlamaya çalışan
deniz yorgunu tayfalar gibiyiz.

Şimdi rahat bir nefes alıp neredeyiz, neyin peşindeyiz, nelerin sorumluluklarını taşıyoruz sorusunu sormanın vaktidir.
Aktüel siyaset her daim çalkantılı, gerilimli ve de heyecanlı kendi mecrasında akarken,
hayattan kopmadan hayata dair neler söylenmesi gerektiğini düşünelim. Meşrulaştırılmaya çalışılan dünyanın ne kadarının değer yargılarımızın mahsulü olduğu hakkında acıtıcı soruları tekrar tekrar sormayı deneyelim.
Müslüman olmanın bize yüklediği farklılığı, aktüel siyasetin, sosyolojinin gereklerine feda edip etmediğimizi... Mesela muhafazakârların gelir seviyesi yükselirken gerçekte adaletin ne kadar tesis edildiğine; “biz kardeşiz" derken ne kadar müslümanca ve ne kadar etnik ya da milli/ulusal saiklerle yaklaşıyor olduğumuza... İstediğimiz özgürlüğün ne kadar emperyal hesapların getirisi olabildiğini, ruhlarımıza geçirilmiş prangaların esiri olabildiğimizi...
Modernleşmenin dönüştürücü gücüne içe kıvrık tutumla karşı konulamaz. Modernleşmenin kaçınılmaz sonucu olan piyasa ekonomisine, tüketim toplumunun dayattığı hayat tarzına, haz duygusuna teslim olarak da ne ilkeli olunur, ne müslümanca yaşanır, ne de adaletle hükmedilebilir.
Bize uzatılan hazlardan, güç tutkusundan vazgeçmeden fikriyatı yaşamanın adıdır hissiyata teslim olmak.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026