Her şey değişiyor, peki ya CHP?

00:0015/12/2010, Çarşamba
G: 4/09/2019, Çarşamba
Ali Bayramoğlu

Türkiye değişiyor.Bu değişimin sadece politik ve hukuki olmadığı açık...Asıl gelişme, asli belirleyen toplumsal değişmedir.Türkiye''nin iç dinamikleri, dışarıdan esen meşruiyet rüzgârlarını bu denli kuşatmasaydı, o rüzgârlarla hemhâl olmasaydı, şu ana kadar aldığımız yolu almamız söz konusu olamazdı.Açık ve AK Parti''nin geldiği nokta buna en kuvvetli kanıt:İslami duyarlılığı yüksek kesimlerin yaşadığı hareket, bu ülkede son yıllarda yaşanan en kayda değer toplumsal değişimdir.Bu değişimi, inancın

Türkiye değişiyor.

Bu değişimin sadece politik ve hukuki olmadığı açık...

Asıl gelişme, asli belirleyen toplumsal değişmedir.

Türkiye''nin iç dinamikleri, dışarıdan esen meşruiyet rüzgârlarını bu denli kuşatmasaydı, o rüzgârlarla hemhâl olmasaydı, şu ana kadar aldığımız yolu almamız söz konusu olamazdı.

Açık ve AK Parti''nin geldiği nokta buna en kuvvetli kanıt:

İslami duyarlılığı yüksek kesimlerin yaşadığı hareket, bu ülkede son yıllarda yaşanan en kayda değer toplumsal değişimdir.

Bu değişimi, inancın yerini ve kimliği koruduğu, ancak dini bakış ile hayatın toplumsal, siyasal, ekonomik unsurları arasında mesafelerin oluştuğu, gündelik hayatla iç içe kültürel ve kendiliğinden sekülerleşme hali olarak tanımlamak doğru olur.

Bu hal elbette dindar kesimde değişime yol açtığı oranda, onların ekonomik ve toplumsal hayatta daha etkili, görünür olmalarına da yol açtı.

Siyasi hayatta ise, özgüveni yüksek yeni bir siyasi seçkin, reformların yanında bu seçkinin ruh hali ve duyarlılıklarını devreye sokan politikalar serisi böyle karşımıza çıktı.

Bugün kimilerinin yaşadığı "pratik ya de teorik tedirginlik", değişim boyutunu görmeyen ya da değişimi salt söz konusu görünürlülüğe indirgeyen bir bakıştan kaynaklanıyor.

Sokağın muhafazakârlaştığına dair korkular, bu korkunun peşine düşen araştırmalar, bu korkuyu merkez alan "endişeli modern" gibi tabirlerin varlığı buradan kaynaklanıyor.

Benzer değişimi Kürt meselesiyle ilgili de görmek mümkün. Gerek Kürt kamuoyu gerek Türk kamuoyunun bu sorunun tanımı, tartışılması konusunda geldiği nokta sadece yasal değişimlerin eseri değil, toplumsal ve siyasal deneyim ve olgunlaşma sürecinin sonucu...

Bu konudaki değişim ve görünürlülük de başka kesimleri ve grupları tedirgin ediyor.

Onlar da endişeliler...

Ama endişe meselesinin, toplumsal karşılık ve anlam açısından "relatif" olduğunu hemen belirtmek gerekir...

Endişe fikrini dile getirenler, bunun kaynağının laik orta sınıflar olduğu kanaatindeler.

Ancak durum tam böyle değil.

Bu azınlıkta olan bir eğilim…

Aksine laik orta sınıflardaki asli değişim demokrasi istikametinde oluyor. Toplumsal deneyim ve farklılıkların karşılaşma süreçlerinin bir sonucu bu.

Buna yönelik pek çok örnek var. Bunlar arasında başörtüsü yasaklarına ilişkin kamuoyu tavrı, askeri-siyasi eylemlere alınan mesafe, referandumda hemen her ilde en az yüzde 40 yaklaşan "evet" oyu oranı en önde gelenlerdir.

Bu genel değişim sürecinde yine de bir sorun var...

Bu sorun bu eğilimlerle kimi siyasi yapılar, özellikle kimi siyasi partiler arasındaki ilişki kopukluğu sorunudur.

Bu, özellikle CHP açısından karşımıza çıkıyor.

CHP değişen orta sınıf eğilimlerini temsil etmediği gibi, en azından şu ana kadar içinde topluma, toplumsal tasavvura, toplumsal taleplere ilişkin hemen hiçbir unsur taşımıyor.

Demokratikleşme, İslami kesim, Kürt sorunu ve diğer damardan toplum sorunlarının hemen hepsinde direnci, devleti, devlet içindeki statükonun bakışını temsil ediyor.

Siyaseten korku oylarını topluyor...

Değişen laik orta sınıfların ise siyaset süreci dışında kalmasına, depolitize olmasına yol açıyor...

Türkiye için ölümcül ideolojik ve politik bir işlevdir bu...

Ölümcüldür zira bu işlev, örgütsel siyaset, toplumsalın, toplumsal siyasetin önüne geçiyor, onu yönlendiriyor...

Dün söyledik:

"Son yıllarda CHP''yi yönlendiren farklı ve değişen toplumsal kesimlerin talepleri olmadı. Tersine bu kesimleri yönlendiren, bu kesimlerdeki tedirgin yönleri öne çıkaran CHP''nin söylemleri oldu..."

Bu durumda CHP''nin ve Kılıçdaroğlu''nun değişen laik kesimi temsil ettiğini söylemek biraz "formalizm" oluyor.

Toplumsal değişim ile siyaset arasındaki bağ durup dururken kurulmuyor.

CHP önce örgütsel ve iç devrim yaşamak, kendi içinde tabularını yıkmak zorunda...

Olmazlar yerine, varsa öngördüğü değişimi anlatmak, bunu projeyi topluma dokundurmak zorunda...

Yürümek için önce yere basmak gerek...