|
Filistin, Batı, Türkler ve Kürtler

Filistin direnişinin dünyadaki İslami hareketleri ateşlediği hatta radikalleştirdiği öteden beri söylenir. El Hak doğrudur. Filistin direnişi sadece bir ulusun bağımsızlık mücadelesi değildir. Filistin direnişi sadece İslam şehri Kudüs’ün ve İslam mabedi Mescid-i Aksa’nın savunusu da değildir. Filistin direnişi, gerilimin yükseldiği her seferde Batı’nın maskesini düşüren, medeniyet makyajının altındaki Haçlı barbarlığını ifşa eden bir işleve da sahiptir: Batı’nın özünü ortaya çıkardığı gibi, Müslümanların kendilerini keşfetmelerini de sağlar. Adeta Müslümanlara ayna tutar, kendilerini gösterir.

Modern, çağdaş, Batılı, aydınlanmış, ilerici ve hatta piyano dahi çalan Fazıl Say’ın, üstelik Hamas’a “terör örgütü” diyerek terazinin kefesini İsrail lehine ağdıran “barış” mesajına rağmen, İsrail’e tam destek vermediği, ama aslında Müslüman bir ülkenin vatandaşı olduğu için İsviçre’deki konserlerinin iptal edilmesi, kişiye yerini, konumunu, kökünü, özünü gösteren bir tokat değil de nedir?

O Birleşmiş Milletler dünyanın gözü önünde iki haftadır devam eden soykırıma asla müdahale etmeyecek. O Güvenlik Konseyi toplanmayacak, toplansa da soykırıma karşı karar almayacak. Avrupa Birliği İsrail’i kınamayacak. BBC, DW, New York Times ve nicesi katledilen bebekleri, soykırımı görmeyecek, İsrail’i aklamak için yırtınacaklar. Söz konusu Filistin ya da Müslümanlar olunca insan hakları, hukuk, uluslararası hukuk, savaş hukuku, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü asla devreye girmeyecek. Kadına şiddet gibi, çocuk hassasiyeti gibi plastik duyarlılıklar anında unutulacak. Ne insani değerler kalacak, ne de vicdan.

Hep böyleydiler, hep böyle kalacaklar.

1204 yılında, güya Kudüs’ü kurtarmak için yola çıkan Haçlı ordusu İstanbul’a girmiş, 3 gün boyunca Bizans şehrini yağmalamış, insanlarını katletmiş, kiliselerde toplu kıyımlar yapmış, orduyla birlikte gelen bir fahişeyi patriğin tahtına oturtmuş, manastırlarda Bizanslı rahibelerin ırzlarına geçmişlerdi.

Daha 78 yıl önce, Avrupa’da birbirleriyle savaşa tutuşarak 80 milyon insanı katlettiler. Soykırımın yanında şehirleri havadan sivil-asker ayrımı yapmadan bombaladılar. Atom bombasıyla iki şehri tümden yok ettiler. Hitler’in elinden kurtardıkları Fransa ve Almanya’da binlerce kadına tecavüz ettiler.

Kendi kendilerine bunu yapanlardan Bosna’da, Afganistan’da, Irak’ta, Filistin’de merhametli olmaları beklenebilir mi?

Filistin direnişi bize bizi hatırlatıyor; çözümün de sadece ve sadece bizde olduğunu ağır bir bedelle gösteriyor.


İSRAİL TÜRKİYE’YE TEHDİTTİR

Filistin’de devam eden soykırımı bir “Filistin-İsrail” veya “Arap-İsrail” çatışması gibi göstermeye; “Araplar bizi arkadan vurdu” ya da “Filistinliler toprak sattı” diyerek vicdansızlığı meşrulaştırmaya çalışan bir kesim var Türkiye’de. Bunların bir kısmı her şeyden habersiz ahmak. Ama gazeteci, sanatçı, bilim adamı, hatta siyasetçi maskesi altında bu üslubu dillendirip İsrail’in önüne attığı kemiklerin hakkını vermeye çalışanlar da var.

Siyonistlerin “Vadedilmiş Topraklar” idealini uzak bir ihtimal olarak görüp önemsemeyenler olabilir. Ama İsrail’in bölge üzerindeki operasyonları şu anda dahi geniş bir sahaya yayılmış durumda. İsrail özellikle Kuzey Irak’ta ve Suriye’nin kuzeyinde yoğun faaliyet içinde. Hem ABD’nin jandarmalığını yapıyor, hem de kendi güvenliğini ve ileriye dönük ideallerini gerçekleştirmek için adımlar atıyor. Suriye’nin kuzeyinde kurulacak bir PKK oluşumunun “Küçük İsrail” olacağından hiç şüphe yok. Bu projenin son günlerde hız kazandığı da ABD açıklamalarından anlaşılıyor.

Filistin meselesine insani, vicdani, İslami hassasiyetleriyle yaklaşamayanlar bilsinler ki, mesele aynı zamanda milli bir meseledir. İsrail, Türkiye için açık bir tehdittir.


İSRAİL VE KÜRTLER

PKK hep bir “tedhiş” örgütü olarak görüldü; Kürtler üzerindeki dönüştürücü etkisi maalesef ıskalandı. Bugün oranları az da olsa, Kürtler içinde PKK’nın Batı destekli çabalarıyla sekülerleşmiş bir kesim bulunuyor. Bu kesimin son günlerde Kürtlerle İsrail’i “dost” göstermek için çabaladığını görüyoruz.

Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi’nin torunları bu propagandaya elbette aldanmayacaktır.

Tarih boyunca bölgenin en dinamik gücü Türk-Kürt ittifakı olmuştur. Kemalizm bu ittifakı bozamadı; Siyonizm de bozamayacaktır. Geçmişte olduğu gibi yarın da Türk-Kürt ittifakı bölgeye zaferi ve barışı getirecektir.

#Filistin
#Mescid-i Aksa
#Batı
#Aydın Ünal
6 ay önce
Filistin, Batı, Türkler ve Kürtler
X’e kısıtlama an meselesi
Musevî bir yasadan Kızıl Düve miti üretmek
Sosyal çürüme yazıları 2: Her türden bağımlılıklar cumhuriyeti
Bir bu eksikti...
IBAN veren esnafın katli vacip mi?