
Sosyal medyayı 15 yaş altına kontrollü kullanmayı zorunlu hale getiren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının teklifi uzun bir Meclis mesaisi sonucunda yasalaştı. Çocuklarda sosyal medya kullanımını sınırlandırmayı hedefleyen yasa elbette teorik bir çerçeve sunuyor. Bu çerçevenin uygulamaya nasıl yansıyacağı ve “Bu yasaklar ulus devletlerin etki alanının dışında faaliyet gösteren teknoloji şirketleri üzerinde ne kadar etkili olacak?” sorusu sadece bizim değil dünyanın da tartıştığı bir konu haline geldi.
Böyle bir noktada sosyal medya kullanım yasağını ve yasanın etkili olma imkânlarını dünya tecrübesi üzerinden yorumlamakta fayda olduğuna inanıyorum. Buna dair ortaya çıkacak handikapları, Avustralya’da çıkan 16 yaş altına sosyal medya kullanımını sınırlandıran yasa üzerinden tarif etmekte fayda var.
“Sosyal medya uygulamalarından çocukların uzak tutulması nasıl mümkün olacak?” sorusuna net cevaplar olmasa da tecrübe edilmiş uygulamalar var. Her şeyden önce sosyal medya kullanımının çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini ebeveynlere iyi anlatmak gerekiyor. Trafik kurallarının uygulama süreci özellikle de emniyet kemeri uygulamasının yaygınlaştırılması, kural olarak benimsetilme süreci belki örnek alınabilir.
Emniyet kemerinin şart olduğunu anlatırken, doğrudan “kemer tak” mesajı yerine kaza anı resimleriyle emniyet kemeri kullanan ile kullanmayan arasındaki farklar anlatıldı. Emniyet kemeri takanların görüntüleri, dizilerde, filmlerde oyuncuların, gerçek hayatta liderlerin, örnek alınan karakterlerin emniyet kemeri bağlarken görüntülenmesi toplum açısından öğretici olmuştu. Emniyet kemeri kullanmak, halka bir kural olmaktan ziyade hayat kurtaran bir önlem, hayatta kalmayı sağlayan bir tedbir olarak sunuldu. Bu konuda da dünyayı çok iyi takip eden gençlere dünya örneklerinin anlatılmasının, düzenlemenin anlatılmasında kolaylaştırıcı olduğuna inanıyorum.
Bu yasayı daha önce çıkartan ve uygulayan öncü ülkelerin başında Avustralya geliyor. Avustralya örneği bize yasak koymanın yanı sıra platformlara teknik, hukuki ve idari sorumluluk yükleyebilmenin yol ve yordamını da gösteriyor.
Avustralya’da 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya hesabı açmasının yasaklanmasının ardından sosyal medya platformlarının sahibi olan şirketlere “16 yaş altı Avustralyalı çocukların hesap sahibi olmasını engellemek için ‘makul adımlar atma’ yükümlülüğü” getirildi. Bu makul adımların gereğini yerine getirmek ise platformların bu meseleye hem vakit ayırmalarını hem de yeni bir bakış açısıyla sistem kurmalarını gerektiriyor.
Atılması gereken adımların başında kimlik/yaş doğrulama sistemlerinin kurulması, şüpheli çocuk hesaplarının tespit edilmesi, yeni çocuk hesap açılışlarının durdurulması, şikâyet mekanizması oluşturulması gibi adımlar geliyor.
İlk üç aylık uygulama sonucunda 10 büyük platformun incelenmesi sonucunda 4,7 milyon hesap kaldırıldı veya kısıtlandı. Mart 2026 başına kadar 300 binden fazla ek hesap daha engellendi. Buna rağmen yine de çok sayıda 16 yaş altı çocuk hâlâ eski hesaplarını kullanıyor, yeni hesap açıyor ve bir şekilde yaş doğrulama sistemini geçebiliyor. Yapay zekâ üzerinden veri doğrulama yöntemi hata verebiliyor, sistem defalarca kullanımda çeşitli yöntemlerle delinebiliyor. Yüz tanıma sistemi de doğru sonuçları veremiyor. Bu nedenle Facebook, Instagram, Snapchat, TikTok ve YouTube hakkında soruşturma başlatıldı.
Dünyadaki benzer uygulamalardaki ortak tecrübenin önüne çıkan en büyük sorun yaş doğrulamanın yapılabilme meselesidir. Çocukların, doğum tarihini değiştirerek kolayca hesap açtığı bir tabloda yasa etkisiz kalıyor. Böyle bir durumda uzmanların önerileri kimlik doğrulama, cihaz yaşı, ebeveyn onayı, yapay zekâ destekli yaş tahmini ve şüpheli hesap tespitinin birlikte kullanılacağı bir sistemin tasarlanması yönünde.
Platformlarla iş birliği nasıl sağlanacak ve denetlenecek sorusu ikinci önemli sorun alanı olarak karşımızda duruyor. Platformlar, 16 yaş altı hesapları tespit etme, yeni hesap açılışında yaş kontrolü yapma, ebeveyn şikayetlerini hızlı işleme alma, tekrar tekrar yaş testi denemelerini engelleme, Türkiye temsilciliği üzerinden düzenli raporlama yapma konusunda istekli fakat aynı zamanda teknik olarak buna uygun sistem ve süreçler geliştirilmelidir.
Sosyal medya uygulamalarının içeriği kadar tasarımları da bağımlılığı sağlayacak şekilde yapılıyor. Pek çok sosyal medya platformu bunun için psikolog istihdam ediyor. Onlardan alınan bilgilerle tasarımlar bağımlılığı güçlendirecek şekilde sürekli yenileniyor. Özetle medya uygulamalarının tasarımları bireyin psikolojisine odaklanarak yazılıyor.
Böyle bir durumda çocuklar için sadece içerik değil, platformun mimarisi de sakıncalar içeriyor. Algoritmaları, dikkati çeken işlevler ya da beğeni gibi sosyal baskı mekanizmaları, gece kullanım özelliğini artıran tasarımlar gibi pek çok özellik çocuklarda bağımlılık yaratıyor.
Sosyal medyaya dair bu gerçekler yasaların etkili olabilmesi için platformlar ile iş birliği şart gibi görünüyor. Sosyal medya uygulamalarını üreten tekno-şirketler, tasarımlarının mimarilerini “çocuklarda bağımlılık yapmayacak şekilde tasarlamaya istekli, hevesli ve niyetli mi” sorusu bugünün değil çağın en önemli sorusu olarak karşımızda duruyor.
Burada kilit rol oynayan kısım ise ailelerin kolayca başvurabileceği bir şikâyet mekanizmasının kurulmasıdır. Kurulan bu sistemin diğer tarafında ise platformun aile şikayetini yaş doğrulama sinyali olarak algılamasını sağlamak vardır.
Platformlar bunu yapmadığında ulus devletlerin cezai işlem uygulamaları nasıl gelişecek, bu da bir başka sorun alanı oluşturuyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.