24 Ocak Kararları

04:0025/01/2018, Perşembe
G: 18/09/2019, Çarşamba
Erdal Tanas Karagöl

Türkiye ekonomisinin belli kırılma tarihleri vardır.24 Ocak 1980yılında alınan kararlar da bu açıdan hem ekonomide yapısal reform yapılmasına hem de1970’li yılarda yaşanan kaos ve krizin sona ermesine hatta en önemlisi de yeni bir başarı hikayesiyazılmasında önemli bir yol haritası oldu.Aradan geçen 38 yıllık sürede pek gündemde olmasa da, 24 Ocak kararlarına dönüp baktığımızda gerçekten ekonomi adına çok radikal kararlar olduğu görülecektir.24 Ocak kararlarıyla ekonomide büyüme stratejisi değişti.

Türkiye ekonomisinin belli kırılma tarihleri vardır.
24 Ocak 1980
yılında alınan kararlar da bu açıdan hem ekonomide yapısal reform yapılmasına hem de
1970’li yılarda yaşanan kaos ve krizin sona ermesine hatta en önemlisi de yeni bir başarı hikayesi
yazılmasında önemli bir yol haritası oldu.

Aradan geçen 38 yıllık sürede pek gündemde olmasa da, 24 Ocak kararlarına dönüp baktığımızda gerçekten ekonomi adına çok radikal kararlar olduğu görülecektir.

24 Ocak kararlarıyla ekonomide büyüme stratejisi değişti. Yıllarca uygulanan ithal ikameci yani
ülkede tüketilen tüketim malların, ara ve yatırım mallarının yurtiçi üretimle sağlanması ve dolayısıyla içine kapalı üretim
politikasından
vazgeçildi.
Atılan yeni adımlarla,
bir taraftan ekonominin dışa açılması kapsamında, ithalat kademeli olarak serbestleştirilerek ihracat ekonomik büyümenin temel stratejisi haline gelirken diğer taraftan
devletin ekonomideki payının azaltılarak,
faizin serbest piyasada belirlenmesi, sonraki dönemde sermayenin serbestleştirilmesi sağlanmıştır.
Dolayısıyla,
1980’li yıllar için başlı başına çok radikal kararlar olduğu gayet açık
.
PEKİ, EKONOMİ POLİTİKASINDA DEĞİŞİKLİK NELER GETİRDİ?
24 Ocak kararları, Türkiye ekonomisinin hem
küresel ekonomiye entegrasyonunun sağlanması hem de ihracatın ekonomik büyümenin temel itici gücü
olması açısından önemli bir paradigma değişikliği oldu. Yani mevcut ithal ikameci strateji terk edilerek, ihracat büyümenin önemli kaynaklarından biri haline geldi.
İlk dönemlerde siyasi istikrar, bu kararların uygulanmasını sağladı ve yapısal reformların başarılı olması için önemli derecede yol alındı. Ancak, siyasi istikrarsızlık ve popülist politikalar nedeniyle özellikle de
enflasyon konusunda çok ciddi adımlar atılmadı. O dönem canavar olarak tanımlanan enflasyonun yıllarca önemli bir sorun olarak devam etmesine sebep oldu.
Bugünkü rakamlarla karşılaştıramayacağımız oranlarda enflasyon rakamları yaşandı
. Yüzde 100’ün üzerinde enflasyon yaşandı. Hatta, 2000’li yılların başına kadar yüksek enflasyon rakamları siyasi kampanyaların temel malzemesi oldu.
Diğer yandan enflasyon nedeniyle bozulan gelir dağılımı 1990’lı yılların temel sosyal ve siyasi sorunu oldu.
Ayrıca, 1990’lı yıllarda uygulanan popülist politikalar sonucunda kamu finansman dengesinin bozulması başta da yüksek bütçe açıkları ve kamu borçları nedeniyle
yaşadığımız 1994 ve 2001 finansal krizi yazılan başarı hikayesinin ara verilmesine neden oldu.
Ekonomik istikrarın siyasi istikrar ile sağlandığı birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye de 2002 yılında
AK Parti iktidarı ile sağladığı siyasi istikrar ile ekonomik istikrarı yakalamış oldu.
Türkiye
ihracatta, doğrudan yabancı sermayede, GSYH’de ve kişi başı gelirde önemli iyileşmeler sağladı.
Türkiye
1980 yılında, 1500 dolar olan kişi başı gelirini 10.000-11.000 dolar bandına taşıyarak
orta gelir grubunun alt kısmından, üst kısmına çıkarttı. Şimdi ise yüksek gelirli ekonomiler içerisinde yer almak konusunda ciddi çaba içerisinde.
Diğer yandan, Türkiye geçmişten ders alarak özellikle k
amu maliyesinde ve bankacılık alanında gerçekleştirdiği reformlar sayesinde,
hem 2008 küresel ekonomik krizinden olumsuz etkilenmemiş hem de kamu maliyesi baskısından kurtularak ekonomik büyümeye odaklanmış oldu.
Bu durum, geçmişte
içerde ve dışarda oluşturulan şoklara ve müdahalelere karşı,
ekonominin güçlü ve sağlam durmasının arkasındaki en önemli etken.
Son olarak, yeni dönemde ihracatın artışı yanında ihracat içerisinde
yüksek teknolojik ürünlerin payının yüksek olması, Türkiye’nin yüksek gelirli ekonomiler içerisinde yer alması ve en önemlisi de dünyanın en büyük 10 ekonomisi içerisinde yer alması
başarı hikayesinin devamı için çok önemli.
#Türkiye
#Ekonomi
#Liberalizm