
İhracat ile döviz kuru artışı arasında teorik olarak pozitif bir ilişki var. Birçok çalışmada farklı sonuçlar olsa da kur artışı yani doların değer kazanması ihracatçı açısından önemli bir teşvik unsuru olmakta ve bunun ihracatı artırması beklenmektedir.
Ancak bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde ihracat miktarı ile kur artışı arasındaki pozitif ilişkinin çalışmasını olumsuz etkileyen birçok faktör var. Bu faktörler de olası ihracat artışını kısıtlamaktadır.
İhracatı artıran faktörlere bakıldığında dış talepteki artış, işgücü maliyetlerinin rekabetçi olması ve döviz kuru seviyesi gibi konular öne çıkıyor. Özellikle dış talepteki artış ve işgücü maliyetlerinin düşük olması ihracatı artırırken, belli sektörlerin üretim yapılarının yurtdışından sağlanan girdilere yüksek oranlarda bağımlı olması ve sermaye maliyetleri nedeniyle ihracatın artışını önemli ölçüde sınırlandırdığı görülüyor.
Yapısal bir sorun olarak da, Türkiye’nin üretim yapısının büyük ölçüde ithalat girdisine bağlı olması nedeniyle üretim artıkça ithalatta da doğal olarak bir artış yaşanıyor.
Dolayısıyla, döviz kurunun artışı yani TL’de gerçekleşen değer kaybı girdi faturasını da aynı ölçüde artırmaktadır. Bu yapıyı son yıllarda artan enerji ithalatından da açıkça görüyoruz.
Diğer yandan ihracat yapan firmalar, döviz kurunun arttığı dönemlerde ihraç ettikleri malların döviz cinsinden fiyatlarını düşürerek ihracatı sürdürülebilir hale getirmek isterken, yurtdışında bu malları satın alan ithalatçılar da, yüksek döviz kurlarını fırsat bilerek fiyat indirim taleplerini artırmaktalar. Bu çabalar döviz kurlarında artış olduğu dönemlerde ihracatta gerçekleşecek olası artışları sınırlamaktadır.
Dolayısıyla döviz kurundaki artış ve işgücü maliyetlerinin rekabetçi olması ile ihracatı gerçekleştirmek için gerekli olan üretim girdilerinin yüksek ithalat faturası arasındaki fark, döviz kurlarının artışının ihracat üzerinde nasıl bir yönde etki yapacağını bize gösterecektir.
Döviz kurlarının arttığı bu dönemlerde hem dış ticaret açığının azaltılması hem de iç talepteki azalışın telafi edilmesi için yani ihracatın ekonomik büyüme rakamlarını desteklemesi için neler yapılmalı?
Öncelikle döviz kurlarının öngörülebilir olması gerekiyor. Yani döviz kurlarında dalgalanma hareketlerinin azaltılarak daha istikrarlı bir seyre kavuşması lazım.
İhracatı artırmanın en önemli yolu üretim kapasitesini artırmaktan geçiyor. Bu artışın özellikle rekabetin yüksek olduğu sektörlerde gerçekleştirilmesi ise son derece mühim. Örneğin tekstil sektöründe üretim kapasitesinin artırılması ile bu yılın Ekim ayı içerisinde 175 ülkeye 939 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilerek tüm zamanların en yüksek ekim ayı ihracat rakamına ulaşılması bunun açık göstergesi.
Bu çabalar bir taraftan ihracat miktarını artırırken diğer taraftan da ithalat miktarını azaltarak dış ticaret açığının en önemlisi de cari açığın azaltılmasına önemli ölçüde katkı yapacaktır.
Son dönemlerde yatırımların önünde en önemli engel olan artan faiz oranlarının düşürülmesi ve bu faiz oranlarının yatırımcılara yeniden üretme geçmelerini özendirmesi önemli bir adım olacaktır.
Tabii tüm bu konular arasında en önemlisini de yatırım ortamının iyileştirilerek ülkenin yatırım cazibesinin yükseltilmesi oluşturuyor. Bu kapsamda Türkiye’nin bu sene İş Yapma Kolaylığı Endeksi (Doing Business) sıralamasında 17 basamak yükselerek 43. sıraya yerleşmesinin önemli bir başarı olduğunu ve Yatırım Ortamını İyileştirme ve Koordinasyon Kurulu(YOİKK) tarafından hayata geçirilen uygulamaların son derece etkili olduğunu belirtmekte fayda var.
Son olarak ise ihracatı artırmak için özellikle bu dönemde yeni pazarların her zamankinden daha önemli hale geldiğini önemle vurgulamak gerekiyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.