Kuranın Arapça oluşu ne anlama geliyor?

00:002/03/2014, Pazar
G: 12/09/2019, Perşembe
Faruk Beşer

İslam son din olduğuna ve bütün insanlığa gönderildiğine göre neden Kuranı Kerim Arapça gönderilmiş sorusuna nasıl cevap verilebilir?Her halde sorunun muhatabı bir Müslüman ise diyeceği şey şudur: Allah risaletini kime vereceğini kendi bildiği gibi, kitabını hangi dille göndereceğini de yine kendi bilir. Biz Kuranı Kerim"e belli bir dille gönderildiği için değil, Allah"ın kitabı olduğu için inanırız. Önemli olan onun her hangi bir dille gelmesi değil, Allah"ın kitabı olması ve bunun kesin delillilerle

İslam son din olduğuna ve bütün insanlığa gönderildiğine göre neden Kuranı Kerim Arapça gönderilmiş sorusuna nasıl cevap verilebilir?

Her halde sorunun muhatabı bir Müslüman ise diyeceği şey şudur: Allah risaletini kime vereceğini kendi bildiği gibi, kitabını hangi dille göndereceğini de yine kendi bilir. Biz Kuranı Kerim"e belli bir dille gönderildiği için değil, Allah"ın kitabı olduğu için inanırız. Önemli olan onun her hangi bir dille gelmesi değil, Allah"ın kitabı olması ve bunun kesin delillilerle bilinmesidir. Tercih O"nun tercihidir. Arapça değil de bir başka dille gelseydi aynı soru onun için de vaki idi.

Ama mesele yine de izaha muhtaçtır.

En azından şöyle denmesi doğru olmasa gerektir:

En mükemmel dil Arapça idi, Allah"ın muradı ancak böyle zengin bir dille ifade edilebilirdi, onun için Kuranı Kerim Arapça indirildi. Evet, bu doğru olmamalıdır, çünkü bunun anlamı; Allah muradını, mesela Malayca gibi iptidai bir dille anlatamazdı da onun için Arapçayı seçti olur. Oysa O isteseydi muradını daha basit dillerle bile anlatabilirdi.

Biz kitabımızın dili olduğu için Arapçaya önem veririz, saygı duyarız. Hatta onu ikinci anadilimiz sayarız. Çünkü Hz. Peygamber"in hanımları müminlerin anneleridirler ve kişinin annesinin konuştuğu dil onun anadilidir. Ancak onu olduğundan fazla da kutsamayız. Cennet dili Arapçadır gibi uydurma sözlere ve hikâyelere itibar etmeyiz. Ve biz biliriz ki, bütün diller Allah"ın birer ayetidirler. Kuranı Kerim"deki hiçbir ayeti, Allah"ın ayeti olması bakımından diğerinden üstün tutmadığımız gibi, hiçbir dili de dil olması bakımından diğerine üstün tutmamızın anlamı yoktur. Hiçbir ayeti yasaklayamayacağımız gibi hiçbir dili de yasaklayamayız. Bir dili sadece dil olması yönüyle yüceltmek ya da aşağılamak ırkçılık anlamı taşır ve ırkçılığı İslam yasaklar.

Hatta diyebiliriz ki, Kuranı Kerim bizden öncelikle kendi dilimizi çok iyi bilmemizi ve onu geliştirmemizi ister. Çünkü Allah her peygamberi kendi kavminin diliyle gönderdiğini söylerken gerekçe olarak der ki, "ta ki mesajını onlara çok iyi anlatabilsin" (14/4). Demek ki, çok iyi anlatabilmek için insanın kendi dilini de çok iyi bilmesi gerekir, bu da Kuranî bir emirdir, davetçi için vaciptir.

Evet, Arapça geçmişte çok zengin ve engin bir dil olmuş ve uzun yüzyıllar dünyayı ve Batıyı etkilemiştir. Bu zenginlik özellikle de müslümanların hem dini ilimlerde hem de dünyevi ilimlerde, yani fen bilimlerinde muhteşem ürünler vermesiyle mümkün olmuştur. Çünkü dil, ürettiğiniz yeni şeylere verilen isimlerle gelişir. Maddi ürünler dili zenginleştirdiği gibi, düşünsel ürünler de zenginleştirir. İşte müslümanların ürettiği zamanlarda yazılan Tacu"l-arûs ve Lisanü"l-Arap gibi sözlükler ayarında sözlük, Batıda sanırım Oxford Sözlüğü"ne kadar yazılamamıştır.

Ama İslam dünyasının gerilemesi ve zihni ve maddi üretiminin durması, Batının ise özellikle fen bilimlerinde ilerlemesiyle durum tersine döndü. Mesela İngilizce Arapçayı katladı. Akranı olan müslümanlardan örnek verme imkânım yok ama Şekspir"in (ö. 1616) eserlerinde 35 bin kelime kullandığı söylenir. Buna karşılık geçen asrın en büyük Arap edipleri olan Taha Hüseyin, Ahmed Emin ve Seyyid Kutup gibi müelliflerin eserleri 12 bin civarında kelime içerir.

Bizimkileri sorarsanız Türkçeyi en iyi kullananlardan biri olan Peyami Safa"nın 6 bin yüz kelimesi varmış. Nutuk"taki kelime sayısı da bu civardadır. Cumhuriyetle birlikte Türkçenin budanması sebebiyle Osmanlı kültürü almamış yazarlarımızdan 4-5 bin kelimeyi geçebilenin bulunduğunu sanmıyorum. Hem Nutuk hem de Peyami Safa"nın eserleri Osmanlı Kültürünün ürünüdürler. Necip Fazıl ve Cemil Meriç de öyle.

Derken güzergâhımızdan çıktık ve başka mecralara daldık. Kuranı Kerim"in Arapçalığına ancak bir sonraki yazımızda sıra gelecek.