Bir zamanların “Nokta”dergisi

00:0022/10/2006, Pazar
G: 27/08/2019, Salı
Fikri Akyüz - Pazar

Merhum Ercan Arıklı kimlerle yatıp kalkardı bilemiyorum, bilmek de istemiyorum ama ben ilk gençliğimde Nokta ile yatar Nokta ile kalkardım. (Sakın, 80''li yılların ünlü ikilisi Nokta ile Virgül''ü hatırlatarak “ Peki sayın yazar, siz Nokta ile yatıp kalkarken o esnada Virgül ne yapıyordu?” diyerek müstekreh espriler yapmayınız!) O eski Nokta ki, özellikle 80''lerde Türkiye''de girift, alengirli, netameli ve çetrefil pek çok konuyu gündeme taşımıştı.Tabii bir de, Mehmet Ali Kışlalı''nın “Yankı” sını,

Merhum Ercan Arıklı kimlerle yatıp kalkardı bilemiyorum, bilmek de istemiyorum ama ben ilk gençliğimde Nokta ile yatar Nokta ile kalkardım. (Sakın, 80''li yılların ünlü ikilisi Nokta ile Virgül''ü hatırlatarak “ Peki sayın yazar, siz Nokta ile yatıp kalkarken o esnada Virgül ne yapıyordu?” diyerek müstekreh espriler yapmayınız!) O eski Nokta ki, özellikle 80''lerde Türkiye''de girift, alengirli, netameli ve çetrefil pek çok konuyu gündeme taşımıştı.

Tabii bir de, Mehmet Ali Kışlalı''nın “Yankı” sını, Murat Belge''nin “Yeni Gündem” ini ve Doğu Perinçek''in “2000''e Doğru”sunu hatırlamak gerekiyor.

( “2000''e Doğru” derken, 2000''e Doğru gerçekten 2000''e doğru yol alırken çıkıyordu. Şimdi 2000''lerdeyiz, inanıyorum ki Doğu Perinçek yakın bir zamanda “ulusalcı” kadrosuyla birlikte “1930''a Doğru” isimli bir dergi çıkaracaktır!)

Kadro derken aklıma geldi. 30''lı yıllarda “Kadro”, 50''li yıllarda “Akis”, 60''lı yıllarda “Yön” ve “Devrim” isimli dergilerin de elbette ayrı birer misyonu vardı.

Ancak, 30''lu yıllarda yayımlanan ve kadrosunda Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Şevket Süreyya Aydemir, Vedat Nedim Tör gibi devrin önemli isimlerinin bulunduğu “Kadro”, Tek Parti İdeolojisi''nin bir bülteni gibi idi.

50''li yılların “Akis”i, Demokrat Parti''yi yıkmak için “damat” Metin Toker tarafından kurulan, aslında o zamanın yargı, üniversite ve ordu çevrelerinde etkin de olan ve Türk basınının utanç karelerinden birini teşkil eden anti demokrat bir dergi idi.

(“Yaşın kaç da ''..idi..'' diyorsun” demeyiniz. Nutuk''un yayımlandığı tarihte babam bile doğmadı diye, şimdi kalkıp “Nutuk iyiymiş” diyerek miş''li geçmiş zaman mı kullanmalıyım?!)

Evet, buraya bir virgül koyarak, Nokta''ya geçelim.. Nokta''nın editoryal kadrosu hem zengin hem de vurduğu yerden ses getiren bir kadro idi.

Bu kadronun içinde, köşe yazarlığının hakkını veren 3-5 köşe yazarından biri olan Engin Ardıç; kendini daha bu dergide iken ispatlamış olan Salih Memecan; kültür-sanat editörü Haşmet Babaoğlu, Haluk Şahin, Arda Uskan, Mustafa Özyürek, Nurcan Akad, Mahmut Övür, Hilmi Yavuz, Ayşenur Arslan, Ruşen Çakır, Hıncal Uluç, Adil Özkol, Hızır Tüzel, Gülay Göktürk, Sefa Kaplan ve adını sayamadığım pek çok isim mevcuttu.

Henüz Kopenhag Kriterleri diye bir şey yokken, 80''li yıllarda “Nokta Kriterleri” vardı.

Örneğin; Nokta, kapaklarıyla “İdam''a hayır” diyordu. Fahişeye tecavüzde ceza indirimine karşı çıkıyordu.

Öğretim üyelerinin, üniversite öğrencilerinin partilere üye olmasını savunuyordu.

YÖK denilen kurumun “içine edildiğini”, İhsan Doğramacı''yı üniversite kapısının üstüne oturtmak suretiyle kapak konusu yapıyordu.

İlkokul öğrencilerinin siyah önlük giymesinin “iç karartıcı” bir yönü olduğunu işliyordu.

10 Kasım törenlerinin “yas günü” olmaktan çıkarılıp, gerçek anlamda bir “anma günü” olmasını istiyordu.

“Sosyalist Parti de kurulmalıdır” diyerek gaflet, ihanet ve dalalet(!) denizinde “boğuluyordu”! (Demek ki Kemalizm adına o bile yasakmış. Bugün ise, Kemalizm''in yılmaz bekçisi Deniz Baykal, Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcılığı görevini ifa ediyor!)

“Atam sen kalk ben yatam” cıların hop oturup hop kalkmasına yol açacak kadar berrak bir zihin performansı gösteriyordu.

Bir de, bir insanın komünist düşmanı olmasının, onun aynı zamanda liberal ve demokrat olduğu anlamına gelmediğini ben o yıllarda fark etmiş idim. (Bkz: Ahmet Necdet Sezer, Altemur Kılıç, Gündüz Aktan, Erol Manisalı, Vural Savaş…)

Evet, günümüz haber dergilerinin format ve içeriği ise, (Özür dilerim, “araçlar” menüsüne şimdi tıkladım, 3791 “boşluklu karakter” tıklamışım, o nedenle bunu bir başka yazımda ele alacağım..)

Tayyip Erdoğan''ın kolunu kesen gazete!

Ertuğrul Özkök, Başbakan''ın hastalandığı günün ertesinde “Başbakan''ın karizması çizildi mi?” başlıklı bir yazı yazınca aklıma geçen yıl Hürriyet''in manşetinde yer alan bir fotoğraf geldi.

Mezkûr fotoğrafta, Putin ve “eli cebinde” olan Erdoğan yan yana görüntülenmiş ve Başbakan Erdoğan”ın herhalde “karizma yapmasını” engellemek için yazı işleri, fotoğrafı kadrajlayarak Başbakan Erdoğan''ın cebinde eli olan kolunu yok etmişti. Gerçi bir zamanlar başbakanların “kafasını kopartan” bazı gazeteler karşısında, bu “kol kesme” işinin masum kaldığını da eklemek gerekiyor. O fotoğraftan sonra anladım ki, Ertuğrul Özkök dahi kendi yazı işleri kadrosuna güvenmiyor. Güvenseydi, köşesindeki fotoğraftan da anlaşılacağı üzere, kollarını yanda tutmak yerine göğsünde birleştirmezdi!

Başbakan Erdoğan, “Allahsız” mı “Şeriatçı” mı?!

Aşağıdaki sorular, 1000 yıl süreceği varsayılan, dolayısıyla bitmesine 991 yıl kalmış olan bir sürecin unutulmaz “replik”leridir.

Önemli bir kısmı “aktör”ler tarafından değil de “dublör”ler tarafından sarf edilen bu replikleri hatırlamak için lütfen “suflör” kullanmayınız!.

1) “Gerekirse, 200.000 kişi ile Yunanistan''a çıkarma yaparız” diyen, ancak görevden alındıktan sonra, “gerektiği halde” mitinge 200 kişi toplayamayan ve “âlem”e üniversiteyi “dar” eden kişi kimdir?

2) “Biz, yargı kararı verirken Çanakkale''ye de, İnönü''ye de bakarız” diyen, böyle söylediği için Tayyip Erdoğan''a “Keşke Siirt yerine Çanakkale''den aday olsaydım” dedirten(!) yüksek yargı mensubu kimdir?

3) Rot-balans ayarından sonra Sincan''da yürütülen tankların kasko poliçesini yapan şirket “Axa-Oyak” mıdır?

4) Gazeteci Ali Bayramoğlu “Bazı komutanlar akılsızlıklar yapıyor” deyince, “Atatürk de bir komutandı, sen nasıl olur da Atatürk''e akılsız dersin” diyen “akıllı” komutan kimdir?

5) 3 Kasım seçimleri öncesi, kendine ait gazetede “Şeriatçı Tayyip” manşetinin yer aldığı gün, seçim meydanında aynı kişiye “Allahsız” diyen ve böylece gazetenin genel yayın yönetmenini tekzip eden siyasetçi kimdir?